Therion Biyografi

70
????????????????????????????????????

Therion (ilk adı Megatherion) İsveçli senfonik metal topluluğudur. Christofer Johnsson adlı vokalist, gitarist ve besteci tarafından İsveç’in Stokholm kenti yakınlarında kurulmuştur. Grup, başlarda death metal tarzı eserler verirken, sonradan günümüzde popüler bir tür olan senfonik metal türünde eserler vermeyi tercih etmişlerdir.

Blitzkrieg ve Megatherion Dönemi (1987–1988)

1987 yılında kurulan İsveçli grup Therion, metalin içindeki seslerden daha benzersiz ve daha özgün sesleri yaratmaya çalışarak senfonik öğeleri, opera tadındaki vokalleri ve Orta Çağ’a özgü koroların uyumunu kullanarak klasik metal ve gotik kavramlarını birlikte işlemektedir.

Grup üyeleri müzik hayatlarına Blitzkrieg adlı grubun kurulmasıyla başlar, Blitzkrieg grubunun ilk kadrosunda Christofer Johnsson bas gitar, Peter Hansson gitar ve Oskar Forss ise davul çalıyordu. Blitzkrieg grubu Motörhead, Venom, Slayerve Metallica gibi öncü gruplardan etkilenerek heavy metal ve black metal tarzı eserler vermiştir. Grup, tüm bu kadrosuna rağmen sadece iki kere konser verebilmiş ve hiç demo kayıt yapamamıştır. Zaten 1988 yılında grup üyeleri dağılma kararı almış ve grup tarihten silinmiştir.

Blitzkrieg’in dağılmasından birkaç ay sonra Chris gitara geçmiş ve Peter Hansson ile birlikte yeniden çalışmaya başlamıştır. Kurulan bu yeni grubun adının Megatherion olmasını kararlaştırdıktan sonra, gotik metal türünün öncülerinden sayılan Celtic Frost grubunun müziğinden ilham alarak müzik yapmaya başladılar. Aradan biraz zaman geçtiğinde ise Oskar tekrar gruba döndü ve eski Blitzkrieg kadrosu tamamlanmış oldu. Bas gitarist eksiği ise Dismemberadlı İsveçli death metal grubunda çalan Erik Gustafsson adlı basçıyla giderildi. Tüm gerçekleştikten sonra grubun ismi Therion olarak değiştirildi ve grup müzik hayatına başladı.

Demolar ve İlk Albüm (1989–1993)

Grup, Therion adını aldıktan sonra 1989 yılının Nisan ayında Paroxysmal Holocaust adlı ilk demosunu çıkardı. Bu demodan sadece 600 adet basılmıştı. Arkasından yine 600 adet basılmış olan Beyond the Darkest Veils of Inner Wickedness adlı demoları çıktı. Her ne kadar vokalist Christofer Johnsson iki demonun da çok kötü olduğunu düşünse bile demolar beğeni toplamıştır. 1990 yılında ise Time Shall Tell adlı EP’lerini çıkaran grup, bu EP’de genelde şarkılarını ölüm, şiddet, insan hakları gibi konuların çevresinde işlemiştir. Bu EP’den 1000 adet basılmıştır ancak plak şirketi el altından bir 1000 tane daha bastırmıştır.

15 yıldır arka arkaya çıkan albümlerdeki klasik etkiler ve korolar, Johnsson’un vokalinden sonra yeni bir ticari marka haline geldi. Grup, ilk başlarda daha çok black metal ve death metale özgü albümler çıkardı. 1990’da Time Shall Telldemosu, 1991’de çıkan ilk stüdyo albümleri Of Darkness…”, 1992’de “Beyond Sanctorum” ve 1993’te “Symphony Masses: Ho Drakon Ho Megas”, bu tarzla piyasaya sürülmüştü, 1994’de kısa bir molanın ardından tekrar albüm çalışmalarına başlayan grup, bir yıl sonra Beauty in Black adlı bir tekli ve Lepaca Kliffoth adlı bir stüdyo albümüyle hayranlarının karşısına çıktı. 1996’da o zamana kadar çıkardıkları en başarılı ve tam anlamıyla senfonik metal olarak nitelendirilecek Theli adlı albümleri çıktı. Peşpeşe yayımlanan albümleriyle müzik piyasasında önemli bir yer edinen topluluk, bu albümde klasik müzikle metali birleştirdi. Bu özgün çalışmanın ardından kurucu Johnsson ve diğer grup üyeleri aynı tarzı sürdürme konusuna odaklandı.

1997’de “A’arab Zaraq Lucid Dreaming” piyasaya sürüldü. Grup bu albümden “Bizim 10. yıldönümü albümümüz” diye söz etti. Senfonik öğelere olan ilgileri sonraki albümlerine de yansıdı ve ardından gelen albümler senfonik ve gotik metal içeriği taşımaya başladı.

1998’in sonlarına doğru “Vovin” çıktı. Bu albümde kullanılan soprano vokaller, Orta Çağ’ın klasik müziği ve operasını simgeliyordu. Öne çıkan parçalar arasında “The Rise of Sodom and Gomorrah”, “Eye of Shiva” ve “Clavicula Nox” gibi parçalar vardı.

Grup, bir yıl sonra çıkardıkları “Crowning of Atlantis” albümünde de yine önceki gibi opera öğeleri kullanılmış, etkili bayan ve erkek vokaller, tarzın başarıyla sürdürülmesinde önemli rol oynamışlardı. 2000’de “Deggial” adlı albümlerini yayınladılar. Black metalle klasik opera öğelerinin eritilmesiyle ortaya çıkan tarz, bu albümle tam etkisini gösterdi. Theli’de yakalanan hava, gruba bambaşka bir özellik katmış, bu türün devamlılığının sürmesini sağlamıştı. Grup elemanlarından biri, bazı parçaları için “Sphinx’s Seven Secret” ve albümle aynı adı taşıyan “Deggial”in ön planda olduğu çalışmayı 2001 çıkışlı “Secret of the Runes” izledi. Bu kez eski Kuzey Avrupa gelenekleri temel alınmıştı. Dokuz dünyayı anlatan bir ağacın temelini oluşturduğu felsefe, albümde her şarkının bir ağacı ve bir dünyayı simgelemesiyle canlandırılmıştı.

Therion, bir yıl sonra en sevilen parçaların bir arada olduğu “Live in Midgard” adlı iki cdlik albümlerini piyasaya sürdü.

Sirius B/Lemuria albümleri aynı anda çıkmış olan ve artık grubun daha sakin ve melodik rifflere geçtiği albümleridir. Ayrıca 2006 yılında Johnsson artık Therion için şarkı söylemeyeceğini duyurmuştur.

2007’de Gothic Kabbalah adlı iki cdlik albümünü çıkartan grup, 2010 yılında Sitra Ahra adlı albümünü çıkarmış ve Sitra Ahra Dünya Turu kapsamında 17 Aralık 2010’da Ankara’ya konsere gelmiştir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikSanatta Dışavurumculuk
Sonraki İçerikHiç Görmediğiniz Videolarla Atatürk Belgeseli
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER