Klasik ve Modern Liberalizm

1643

Klasik Liberalizm

Klâsik liberalizmin merkezî teması, onun bireyciliğin en uçtaki biçimine duyulan bağlılıktadır. Beşerî varlıklar egoist, yalnızca kendi çıkarını gözeten ve kendine güvenen yaratıklar olarak görülür. C. B. Macpherson’un “sâhiplenici bireycilik” olarak kavram saflaştırdığı bu yaklaşımda bireyler, kendi kişiliklerinin ve kapasitelerinin sâhibi olan ve topluma veya diğer bireylere hiçbir şey borçlu olmayan varlıklar olarak görülürler. Bu atomist toplum yaklaşımı, müdahalesizlik veya birey üzerinde dışsal bir zorlamanın yokluğu anlamındaki “negatif” özgürlük inancıyla desteklenir. Bu yaklaşımda, devlete ve tüm biçimleriyle hükümet müdahalesine karşı derin bir sempatisizlik vardır.

Tom Paine’in ifadesiyle devlet “zorunlu bir kötülük”tür. Devlet, en azından düzeni ve güvenliği tesis etmesi ve sözleşmelerin uygulanmasını sağlaması anlamında “zorunlu’dur. Bununla beraber, topluma kolektif bir irade empoze etmesi, dolayısıyla bireyin özgürlüğünü ve sorumluluğunu sınırlaması anlamında “kötülük”tür. Bu yüzden klâsik liberal idealde devlet, vatandaşın diğer vatandaşların tecavüzünden korunması rolüyle sınırlı olduğu minimal veya “gece bekçisi” devlet olarak kurgulanır, iktisadi liberalizm şeklinde bu konum, serbest piyasa mekanizmasına duyulan derin bir inançla ve ekonominin en iyi işlemesinin hükümet tarafından kendi hâline bırakıldığında gerçekleşebileceği inancıyla desteklenir. Bu bağlamda laissezfaire kapitalizmi, refahı teminat altına alan, bireysel özgürlüğü destekleyen, liyakâte göre bireylerin yükselişine ve düşüşüne izin veren ve sosyal adâleti sağlayan bir sistem olarak görülür.

Modern Liberalizm

Modern liberalizm, devlet müdahalesine daha sempatik bakmasıyla tanımlanır. Aslında ABD’de “liberal” kavramı sürekli olarak, “minimal” hükümeti değil büyük hükümeti destekleyenleri ifade etmek için kullanılır. Bu değişiklik, sanayi kapitalizminin sâdece yeni biçimlerde adâletsizlik ürettiğinin ve halk kitlelerini piyasanın kaprislerine tâbi kıldığının kabûl edilmesiyle ortaya çıkmıştır. J. S. Mill’in eserlerinden etkilenen ve Yeni Liberaller olarak anılanlar (T. H. Green (1836-1882), L. T. Hobhouse (1864-1929) ve A.J. Hobson (1858-1940) gibi isimler) daha geniş, “pozitif” bir özgürlük görüşünün bayraktarlığını yapmışlardır. Bu yaklaşımda özgürlük, aç kalma özgürlüğünden fazla bir şeyi ifade etmeyebilecek olan, sâdece kendi hâline bırakılma anlamına gelmez. Daha ziyâde, kişisel gelişimle ve bireyin başarılı olmasıyla bağlantılıdır; yani bireyin kendisine yeterli hâle gelmesini sağlama yeteneğiyle ve onun kendisini gerçekleştirmeye ulaşmasıyla. Bu görüş sosyal liberalizm veya refah liberalizmi için temel oluşturur. Bu da devlet müdahalesinin tanınmasıyla, özellikle bireysel varoluşu çürüten sosyal kötülüklerden bireyi koruyarak özgürlüğü genişletebilecek olan sosyal refah biçimindeki müdahalelerin tanınmasıyla tasvir edilir. Bu kötülükler İngiltere’de 1942 yılındaki Beveridge Raporunda “beş dev” olarak teşhis ediliyordu. Bunlar, fakirlik, cehalet, işsizlik, bakımsızlık ve hastalıktı. Aynı şekilde modern liberaller, laissezfaire kapitalizmine ilişkin inançlarını terk ettiler. Bu durum büyük ölçüde J. M. Keynes’in, büyüme ve refaha sâdece yönetilen veya regüle edilen bir kapitalizmle ulaşılabileceğine ve anahtar İktisadî sorumlulukların devletin eline bırakılması gerektiğine dâir fikirlerinin bir ürünüydü. Bununla birlikte modern liberallerin kolektif önlemlere ve hükümet müdahalesine verdikleri destek dâima şartlı olmuştur. Onların kaygısı zayıf ve kırılgan olanın, gerçekten de kendisine yardım etmeye muktedir olmayanın içinde bulunduğu kötü durumla ilgilidir. Hedefleri, her şeyden önce bireyleri içinde bulundukları durumun gerektirdiği sorumlulukları almaya ve kendi ahlâkî tercihlerini yapmaya muktedir kılacak noktaya yükseltmektir. Liberalizmin ilkelerini refah ve yeniden dağıtım siyasetiyle uzlaştırmaya ilişkin en etkili modern girişim John Rawls tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kaynak : Andrew Heywood- Siyasi Temel Kavramlar

PAYLAŞ
Önceki İçerikLiberalizm Nedir?
Sonraki İçerikOpus Dei Nedir?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER