Laiklik

344

Laiklik kelimesinin dilbilimsel kökeni Yunanca bölünemeyen bir bütün olarak kabul edilen, bir milletin birliği anlamındaki “laos”tan gelir. Laik kişi, halkın bir üyesidir; di­ğer kişilerin ne üstünde ne de altında bir yere sahiptir. Diğer bir deyişle, ne vicdanları denetleyen bir kişi rolünü üstlenebilir; ne de neye inanılıp neye inanılmayacağını söyleme ve emretme yetkisine sahiptir. Herhangi bir şeye inanan basit bir kişi de ola­bilir; hiçbir dine inanmayan dinsiz bir kişi de. Laos’un birliği, bir yandan özgürlük ilkesi, diğer yandan eşitlik ilkesi üzerine kuruludur. Eşitlik, birinci şart olarak, herkesin tam olarak ulaşa­bileceği vicdan özgürlüğü üzerine kurulmuştur.

Bu şu demektir: Herhangi bir dini görüş, ister sembolik veya maddi olsun, ister tamamen gönülden olsun; hiçbir şekilde öne çıkmayacak veya tam tersine aşağılanmayacaktır.Eğer vicdanı rahatsız edecek bir durum söz konusuysa, bu ki­şi bir inancı benimseme ya da reddetme özgürlüğüne kavuşacak­tır. Bu özgürlük tüm bireyler için aynı olacaktır.

Burada “laos”un birliği şu anlama gelecektir: Laos diğerlerinden ayrılan ve baş­ka yerlerde bir bütün oluşturan özel bir grubun daha fazla hak­lar iddia ederek diğer bütüne “buyurma” veya “üstün gelme” ro­lü üstlenmesidir. Bütüne ulaşmada ısrar etmek demek, aslında, sosyal bütünü oluşturan bireylerin haklarında eşitlik istemiyle aynı şeye denk gelmektedir. Halkın ortak mutluluğu ile bireyle­rinin arasına, hiçbir öncelik giremeyecektir. Daha basit ve daha modern bir anlayış olarak ele alınırsa, bazı bireylerin düşüncele­ri -dinsel olsun veya olmasın- hiç kimseye dayatılamaz. Laos’un birliği demek, onu meydana getiren bireylerin inançların­da eşitlik ilkesine dayanmak demektir. Öyle ki bu ilke, özel bir inanç grubunun, halk üzerinde etki ve güç gösterisi yaratarak, bütüne hâkim olmasını yasaklar. Halk arasında her bir inancın özgürce ifade edilmesini hukuki olarak sağlar; ama bunu kendi lehine çeviremez.

Laik toplum, böylece “ortak” farklılıklardan meydana gelen bir yapı değil; ama hepsini kapsayan ve hepsine değer veren bir özgürlükler planını işletebilen bir yapıya bürünür. Burada devletin evrensel bir yapıya sahip olmasının önemi büyüktür. Laik devlet yapısının getirdiği inanç özgürlüğü, her bir değe­re veya her bir ilkeye kayıtsız kalınmasını gerektirmez.Tam ter­sine; ancak, laikliğin öğretilmesinin getireceği yeni yaptırımlar sayesinde; vicdan özgürlüğünü; bireyin kendisini ifade edebil­me hakkının eşitliğini, ortak değerler ve ortak görüşlerle benim­senmiş evrenselliği ve bu tutumu seçebilme özgürlüğünü yaşa­yabilme; politik bir görüşe saplanıp kalmış yapının çok üstünde bir “devlet”i gerektirecektir.

Demokrasi ve laiklik aslında, aynı kavrama gönderme yapar: İçinden çıktığı toplumun gücünden başka hiçbir gücü kabul et­meyen, kendi egemenliğini tanıyan bir halk.

Kaynak : Henri Pena Ruiz- Laiklik Nedir?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER