Sion Tarikatı

765

1956 yılında Fransa’da Catharlar, Templierler, Movorenj hanedanı, Rose Croix ve Rennes şatosu ile ilgili bir dizi kitap yayınlandı. Bu kitaplar Sion manastırının “Gizli Evrakları”nı içeren vesikalardı. Bu vesikalara göre, Sion’un 1188’de, Templierlerden ayrılıştan sonraki ilk dört Büyük Üstadı Jean de Gissors, Marie de Saint Clair, Guillame de Gissor ve Eduardo de Bar olmuştur. Sion manastırı evraklarına göre Sion Büyük Üstatları arasında Leonardo Da Vinci, Robert Fludd, Robert Böyle, İsaac Newton, Charles Radclyffe, Charles de Loraine, Charles Nodier, Victor Hugo, Claude Debussy gibi her biri kendi yaşadıkları dönemlere imza atmış ünlü isimler vardır. Ayrıca Boticelli, Dante, Shakespeare, Goethe gibi isimler de Sion üyesidirler. Bu isimlerin önemli bir bölümü, aynı zamanda Masonluk üyesidir.

Sion’un büyük üstatlığının farklı iki grup arasında el değiştirdiği görülmektedir. Bunlardan birincisi batı geleneği, tarihi ve kültüründe önemli etkileri olan Ezoterik felsefe, güzel sanatlar ve bilimde eser veren önemli şahsiyetlerdir. İkinci grup ise Movorenj Hanedanı ile kan bağı ilişkisi olan asiller ve kraliyet aileleri üyeleri olan şahıslardır. Jean de Gissors’un bir Movorenj olduğu söylenmektedir. Yine Charles de Lorraine, aynı hanedan ile kan bağı olan İmparatoriçe Maria Teresa’nın kayın biraderidir.
Listedeki isimlerin çoğunun, kan bağı ya da dostluk bağları ile Lorrain malikhanesine ve Rennes şatosuna bir şekilde bağlı oldukları gözlemlenmektedir. Rennes şatosundaki kilisenin adı Magdala kilisesidir. Magdalalı Meryem, daha önce ifade edildiği gibi, ortaçağ menkıbelerine göre Fransa’ya Kutsal Kâse’yi getirmiş olan azizedir.

Sion Büyük Üstadı Rene D’Anjou’un unvanları (1418 1480) Anjou Kontu, Lorein Dükü ve Kudüs Kralı’dır.  Kudüs Kralı unvanının sembolik bir unvan olmasına rağmen, bu unvanın Godfroi de Bouillon ile kan bağını gösterdiği görülmektedir. Kristof Kolomb, D’Anjoun’un yanında çalışmıştır. Kutsal Kâse’nin D’Anjou’nun elinde olduğu, kendisine Magdalalı Meryem’den itibaren miras yoluyla geldiği söylenmektedir. Yahudi astrolojisi ve Kabbala ile yakından ilgilenen D’Anjou, İtalya’da uzun yıllar yaşamıştır. Floransa’da, Rönesans’ın öncülerinden Meddici ailesi ile yakın ilişki kurmuş, Meddicilerin tüm dünyadan tarihi öneme haiz eserleri toplamalarına ve bunların Avrupa dillerine çevrilmesine ön ayak olmuştur. Bu gelişmeler sonucu Pisagorculuk, Yeni Platonculuk, Hermetizm ve diğer Gnostik bilimler, ilk kez Floransa’da ders olarak okutulmuş, İtalya’nın her yerinde kurulan enstitüler ve akademiler aracılığıyla Rönesans ortaya çıkmıştır.

1461 yılında “Kardeşlik Protokolleri” kaleme alınmış, D’Anjou vasıtasıyla bu protokoller Fransa, Almanya ve İngiltere’de yayılmıştır. Protokollerin bir Hermetik ve ezoterizm uzmanı olan ilahiyatçı Johann Valentin Andrea tarafından yazıldığı sanılmaktadır. Andrea’nın ismi de Sion Büyük Üstatları listesinde yer almaktadır.

1613 yılında Alman Asilzadesi Frederik, İngiliz Kralı 1. James’ın kızı Elizabeth Stuart ile evlendi. Bu evlilik ile Stuart hanedanı aracılığıyla Lorraine kan bağı Frederik soyuna geçmiş oldu. Frederik, kendi topraklarında Heidelberg’de bir Ezoterik felsefe okulu kurdu. Kendisi de bir Mason olan ve Alman Masonluğunun başına geçen Frederik, 1618 yılında Bohemyalı asiller tarafından kral seçildi. Frederik’in kral seçilmesi, Papalık ve Kutsal Roma İmparatorluğu’nu kızdırdı. 30 yıl savaşları başladı. Roma kilisesi tarafından sapkınlık olarak nitelendirilen bilimsel gelişmelerin korunması ve desteklenmesi amacıyla, Alman Rose Croix örgütü önderliğinde, Protestan “Hıristiyan Birlikleri” oluşturuldu. Engizisyondan kaçan çok sayıda filozof, bilim adamı ve Mason için birer mülteci sığınağına dönüşen bu birlikler aracılığıyla, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen kardeşlerin büyük kısmı İngiltere’ye kaçırıldı ve İngiltere’deki Mason localarında bir araya geldi.

Şövalye tarikatları hakkında uzman olan Rose Croix üyesi Elias Ashmole, 1646’da İngiliz Masonluğuna katılırken, Robert Böyle da Sion manastırına üye oldu. Avrupalı ve İngiliz entelektüeller, Boyle’un “Görünmez Okul” adını verdiği bir kurum oluşturdular. 1660 yılında, İngiltere Monarşisinde yaşanan revizyon sonucu bu kurum, Stuart hanedanına mensup Kral 2. Charles’ın koruması altında “Kraliyet Topluluğu”na (Royal Society) dönüştü. Bu arada, Boyle’un ardından Kraliyet Topluluğunun bir üyesi ve aynı zamanda Mason olan İsaac Newton, Sion’un bir sonraki Büyük Üstadı oldu. Manastır vesikalarına göre Newton, Charles Radclyffe tarafından bu göreve getirilmişti. Anne tarafından Stuart hanedanına kan bağı ile bağlı olan Radclyffe, 1715 yılında İskoç ayaklanmasına katıldı. İngiltere tarafmdan hapse atılan Radclyffe, hapisten kaçarak Fransa’da Jakobenlere iltihak etti. 1725 yılında, Fransa’daki ilk İskoç Mason locasını kurdu. Sion Manastırının, Newton’dan sonraki Büyük Üstadı oldu. 1745 yılında yeniden İskoçya’ya dönerek, Stuart hanedanlığının tekrar tesisi için savaşa başladı. 1746’da İskoç ordusunun yenilmesinden sonra yakalanan Radclyffe idam edildi.

Loren Dükü Francois, 1735 yılında Avusturya Habsburg İmparatoriçesi Maria Teresa ile evlenerek Habsburg Loren hanedanını başlattı ve Kutsal Roma İmparatoru unvanını aldı. Mason olduğunu ilan eden ilk Avrupalı prens olan Francois, Hollanda’nın Lahey kentini Masonik faaliyetlerin merkezi konumuna getirdi. İmparatorluğunun ilanından sonra da Viyana aynı konuma ulaştı. Medicilerin son temsilcisinin ölümü üzerine, Juscany dükü unvanını da alan Francois, Floransa’da, engizisyonun Masonlara uyguladığı zulmü engelledi. Manastır Vesikalarına göre, Radclyffe’i Sion Büyük Üstatlığına getiren kişi, Francois’in kardeşi Charles de Lorraine idi. Lorraine, Radclyffe’den sonraki Sion Büyük Üstadıydı.

Bir diğer Sion Büyük Üstadı olan Charles Nodier, 1824’de Fransız Arsenal Kütüphanesi, müdürü olarak atandı. Fransız devrimi sonrası, ülkedeki manastırlar yağmalanmış, tüm kitaplar ve el yazmaları Paris’te toplanmıştı. Yine, Napolyon bir dünya kütüphanesi oluşturulması amacıyla, Vatikan’ın bütün arşivlerini müsadere ederek Paris’e getirtmişti. Bu arşivler arasında, 3 bin balya oluşturan Templier vesikaları da bulunuyordu. Vesikaların bir kısmı Vatikan’a daha sonra iade edildiyse de çoğu Fransa’da kaldı. Arsenal kütüphanesindeki tüm bu kitap ve el yazmaları, bir Pisagoryen olarak tanımlanan Nodier’in başkanlığındaki bir ekip tarafından tasnif edildi. Bu sayede, gizli kalmış çok sayıda Ezoterik bilgi ve belge de gün ışığına çıkmış oldu. Balzac, Gerard
de Nerval, Musset, Dumas Pere ve Sion’un bir sonraki Büyük Üstadı Victor Hugo, Nodier’in yakın dostu ve birlikte çalıştığı kişilerdi. Bu isimler, Hermetik ve Ezoterik çok sayıda eser ürettiler.

19. yüzyıldan kaldığı iddia edilen ve 1903 yılında Çarlık Rusya’sında bir gazetede yayınlanan “Sion Ulularının Protokolleri” adlı bir vesikada, “Yeni Dünya Düzeninden bahsedilmekte. Bu protokollerde, Sion kanından gelen bir kralın ortaya çıkacağı ve kurulacak yeni krallığın Kral Davud’un hanedan kökleri üzerine kurulacağı yazılı. İncillere göre İsa, Davud soyundan gelen birisi olduğuna ve “Yahudilerin Kralı” olarak tanımlandığına göre, zuhur edecek yeni kral da İsa’nın soyundan birisi olacak. 1973’de Fransa’da yayınlanan Midi Libre gazetesinde yer alan bir makalede, Fransız tahtının gerçek varisinin, Movorenj neslinden gelen Alain Poter olduğu ileri sürülmüştür. Bir diğer dergide, Sion üyesi olduğu sanılan ve ismi açıklanmayan bir kişinin, “Movorenjler olmasa, Sion da olmazdı. Sion manastırı olmasaydı, Movorenj Hanedanı yok olurdu” şeklinde beyanının bulunduğu görülmüştür. 1981’de, Fransız basınında yer alan haberlerde, Sion Meclisinin Ocak ayında toplanarak Pierre Plantard de Saint Clair’in Büyük Üstatlığa seçildiği duyurulmuştur. Aynı haberlerde Plantard’ın, Movorenj kralları soyundan geldiği de ifade edilmiştir.

Sınırlı sayıda özel baskı halinde kitap olarak yayınlanan ve örnekleri halen Fransız Milli Kütüphanesinde bulunan Sion Vesikalarına göre, tarikat 1956 yılma kadar 7 dereceli bir sistem ile çalıştı. En yüksek derece olan 7. derece sadece, unvanı “Denizci” olan Büyük Üstada aitti. Hatırlanacağı üzere, İsmaililerde de en yüksek derece 7. dereceydi ve bu derece, sadece tarikatın başkanına haizdi. Sion’da, 6. Dereceye, “Noaşit Nötre Dam Prensi” unvanlı üç kişi sahipti. Noaşit kelimesi, Nuh’a inananlar anlamına gelmektedir ve her üç semavi dinin de kabul gördüğünün bir işaretidir. 5. Derecedeki 9 kardeşin unvanları da “Sen Jan Haçlıları”dır. En yüksek üç derecenin sahibi Büyük Üstat ve 12 yardımcısı, tarikatın yönetici kadrosunu meydana getirmektedir. Sion’un yönetici kadrosunu oluşturan görevliler kurulunun adı “Gül Haç (Rose Croix) Konsili”dir.  Rose Croix örgütü ile Sion arasında organik bir bağ olduğu sonucu çıkarılabilir.

Vesikalara göre, 1956 yılından sonra, derece sayısı 9’a yükseltilmiştir. Toplam 9.841 üyesi bulunan tarikat, 729 eyalet ve 27 nüfuz bölgesinde faaliyet göstermektedir.
Sion dereceleri şu şekilde sıralanmaktadır:

1- Çıraklar;

2- Haçlılar;

3- Kahramanlar;

4- Şövalye Yaverleri;

5- Şövalyeler;

6- Komutan Yardımcıları;

7-Komutanlar;

8- Yargıçlar;

9- Denizci

Büyük Üstat Jean Cocteau imzalı Sion Manastırı Kanunlarına göre üyeler, cinsiyet, ırk, felsefi, dini veya politik düşüncelerine bakılmaksızın kabul edilirler. Bir üye, kendisinden sonra örgüte üye olacak kişiyi belirlemek zorundadır. Kabulde yeni üyeye, insanlığın barışı için çalışacağına ve tarikata her koşul altında hizmet edeceğine dair yemin ettirilir. Bütün kabuller, Rose Croix Konsilinin onayı ile yapılır. Atamalar ve görevlendirmeler, Büyük Üstat tarafından gerçekleştirilir ve her göreve ömür boyu atama yapılır. Örgüt üyeliği, üyelerin teklif etmesi halinde, kendilerinin seçtikleri çocuklarına bir hak, miras olarak intikal eder. Ancak çocuğun bu hakkından feragat etmesi mümkündür. Bir başkası lehine feragat söz konusu değildir. Sion Manastırı Büyük Üstadının görev ve unvanları, aynı ayrıcalıklarla bir sonraki halefine geçer. Tarikat Mirası olarak tanımlanan hazine, sadece çok gerekli olduğu anlarda ya da manastır üyeleri tehlikedeyse kullanılabilir.

Sion Büyük Üstatlığı, yüzyıllardan bu yana Movorenj soyundan gelen birisiyle irtibatlı aileler kanalıyla, nesil den nesle geçerek günümüze ulaşmıştır. Uygun bir aday olmadığı ya da kendisine teklif götürülen adayın teklifi reddetmesi halinde, manastırın yasalarında belirtilen kurallara göre, aile dışından birisinin de bu göreve getirilmesi mümkündür. Leorando, Hugo, Newton, Noudier gibi isimler, bu doğrultuda Büyük Üstat olmuşlardır.

1973 yılında bir Fransız dergisi, Sion’un son Büyük Üstadı Plandart ile yapılan bir telefon görüşmesini yayınladı. Plandart, bu görüşmede, Sion’un hedeflerini açıklamaktan imtina ederken, “Bulunduğum cemaatin kökleri çok eskiye dayanır. Ben sadece, dizide bir noktayım. Biz, bazı şeylerin muhafızıyız ve bunu da alenileştirmeden yaparız” diyordu. Plandart, 1947 yılında Büyük Üstat seçilmeden önce, İsviçre hükümeti tarafından ülkeye davet edilmişti. İsviçre, dünyanın her tarafından gelen Sion delegelerinin toplandığı ülkeydi. İsviçre Alpina Büyük Locası, Sion Vesikalarının bazılarının yayınlandığı merci olarak biliniyor. Bu Büyük Loca, Dünya Masonluğunun geneli tarafından, düzenli bir loca olarak kabul edilmiyor. Locanın bir yetkilisi de Sion’un bugün, modern bir örgüt olarak yaşamını sürdürdüğünü, BBC için çalışan bir İngiliz gazeteciye söyledi. Plandart, “Kutsal Kâse, Kutsal Kan” kitabının yazarları ile yaptığı bir söyleşide, Sion manastırının, Kudüs Tapınağının kayıp hâzinelerini elinde tuttuğunu beyan etti. Bu hâzinenin manevi bir hazine olduğunu söyleyen Plandart, tüm ısrara rağmen içeriğini açıklamadı ve bir sır olduğunu belirtti.

1959 tarihinden itibaren Fransa’da yayınlanmaya başlayan ve Sion Manastırının yayın organı olduğu anlaşılan Ciurcuit adlı derginin 4. sayısında yer alan bir makalede, “Bugün, temiz ve yeni bir Fransa’yı tekrar inşa etmek isteyen güç, biziz. Biz burada, eski bir anlayışı, felsefeyi sürdüreceğimizi beyan ediyoruz” ifadelerinin bulunduğu görüldü. Bu makaleden, hedefin Movorenj hanedan soyu tarafından yönetilen bir halk monarşisinin yeniden tesisi olduğu anlaşılıyor. Makalede, gayesi Movorenj kanalından gelecek bir halk monarşisi tesis etmek olan gizli Sion Manastırının, Movorenjlerin gizli nesline sahip olduğu, Manastırın, İsviçre ve Fransa’da çok güçlü irtibatlarının bulunduğu yazmakta.

Sion Manastırı bugün, kilise ile devlet arasında bir birlik önermektedir. Sion’a göre, devletin başına Movorenj soyundan krallar geçecek, ancak bu krallar, tıpkı Movorenjler gibi yönetim üzerinde söz sahibi olmayacaklardır. Diğer bir deyişle, Kral, sembolik bir rahip-kral olacak, yönetim başka eller tarafından yürütülecektir. Bu yeni imparatorluk, radikal anlamda revize ve reforme edilmiş kilise tarafından yönetilen bir çeşit teokratik
Avrupa Birleşik Devletleri olacaktır.

Sion’un Templierler ile olan bağlantılarından, birçok “Sion Ulusu”nun, aynı zamanda Mason olmalarından ve Ezoterik görüşlerin savunuluyor olmasından dolayı, Sion ile Masonluk arasında organik bir bağ bulunduğu, her iki örgütün de hedeflerinin aynı olduğu gibi iddialar ortaya atılmıştır. Masonluğun, Sionizm’in emri altında bulunduğu iddialarının kökeninde bu varsayımlar yatmaktadır. Burada ifade edilen Sionizm, İsrail devletinin kurulması ve korunmasını öngören “siyonist hareket” değil, Movorenjlerin taht talebini öne süren, farklı bir örgütün politikalarıdır. Ancak Masonlukta, kutsal bir kana sahip hanedanın iş başına getirilmesi gibi bir amaç asla öne sürülmemiştir. Masonluk, her türlü dini ve siyasi dogmanın, değil bir hedef haline getirilmesini, tartışılmasını dahi yasaklamıştır. Yine Masonlukta, herhangi bir göreve ömür boyu atama yapılması, kan bağı nedeniyle bireylerin üyeliğe alınması gibi uygulamalara rastlanmamaktadır. Nitekim Sion’un, Movorenj Hanedanını iş başına getirmek gibi sınırlı ve dogmatik bir hedefi bulunması, bu örgütün sadece belli ülkelerde ve sayısı belli üyelerle sınırlı kalmasına yol açmışken, nihai hedefini “İnsanlık İçin Ülkü Mabedi Kurmak” olarak açıklayan Masonluk, tüm dünyada yaygınlaşmış ve farklı dinlere sahip ülkelerde etkili olabilmiştir. Bu noktada, tarihte bir kez daha geriye dönmek ve Ezoterik felsefenin batı dünyasındaki gelişiminde etkili olan bir diğer ekolü, Rose Croix’yı incelemek gerekmektedir.

Kaynak : Ezoterik -Batıni Doktrinler Tarihi- Cihangir Gener

PAYLAŞ
Önceki İçerikCERN Deneyleri Dünyayı Yok Edebilir mi?
Sonraki İçerikHinduizmin Kutsal Kitapları
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER