Amazonlar

649

Yunan ve Anadolu mitolojilerinde korkusuz ve vahşi Amazonların, uçsuz bucaksız steplerde mızrakları, ok ve yaylarıyla erkeklerden oluşmuş ordu­lara korkusuzca karşı koymalarına ilişkin anlatılar tam 3.000 yıldır canlılığını korumaktadır. Bu çekicilik, söy­lencelerden ve tarihin babası Heredotos’tan başlayıp Büyük İskender’in Pers seferini anlatan Firdevsi’nin “Şehnamesi”ne kadar çeşitli kaynaklardan beslenmiş­tir.

” Şehname”de, Amazonların Afrika’da, Libya’nın batısında, dünyanın sınırında bir halk olduğu söylen­mektedir. “Kadınlar iktidardaymış.” diyen 1. yüzyıl ya­zarı Sicilyalı Diodoros’a onlardan söz etmektedir.

Söylencelerde Kahramanlara Yenik Amazonlar :

Yunanlılar, bu savaşçı kadın topluluğunun, uzak bir zamanda, mitsel bir dönemin sınırlarında veya dün­yanın uçlarında yaşadığına inanmışlardır. Amazonlar miti, Yunanlılara göre çeşitlendirilmiştir: Amazonlar, barbardırlar; kadındırlar, bir Yunan için bu hayvansılığa ilişkin bir durumdur. Homeros’tan beri “kadın- adamlar” olarak kabul edilirler. Bu iki anlamı doğurur, “erkeklere eşit” ve “erkeklere düşman” olduğu şeklinde betimlenmişlerdir. Ayrıca, Ama­zon denilen bu korkunç kadın savaşçılara karşı düzen­lenen seferlerde, genç erkek savaşçılar olgun savaşçı makamına yükseltilmektedir.

Amazonlar denizciliği bilmezlerdi. Tahıl konusunda da bilgisizlerdi. Daha çok et tüketirlerdi, her zaman atlıydılar ve savaş arabası kullanmamışlardı.

Savaşçı ve atlı uluslardan İskitlerin (M.Ö, 7. yüzyılda batıda Tuna Nehri havza­sından doğuda Çin’e kadar uzanan geniş Avrasya boz­kırlarında yaşamış ve göçebe hayat şeklini uygulamış bir toplum )ülkesinden uzaklarında da yaşadıkları ileri sürülmektedir. Amazonların.

M.Ö. 45-120 yılları arasında yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarı Plutarkhos (Pompeus’un Ya­şamı) Roma ordusunu komuta eden Pompeus’un M.Ö. 65 yılında, (günümüzde Şebinkarahisar-Bayramköy bölgesinde), Pontus Anadolu Kralı I. Mitridates’in or­dusu ile savaşmak üzere çıktığı sefer sırasında, Roma­lıların Kafkasyalı dağlılarla yaptıkları bir çarpışmanın ertesinde savaş alanında “Amazonlara ait kalkan ve bağcıklı potinler” buldukları kayıtlara geçmiştir.

Heredotos’a Göre “İskitlerle Amazonların Birleşmesi” Olayının Tarihsel Kaynakları :

Heredotos’un anlatısına göre Amazonlar, ken­dileriyle çarpışanları farklı bir davranışta bulunmaya zorlanmıştı: Yunanlılar, Amazonları Thermodon Savaşı’nda yenmişti. Amazonları gemilere dol­durup götürmek istemişlerdi. Amazonlar da, İskitlerin erkek katili dedikleri bu kadınlar, ilk fırsatta gemideki bütün erkekleri öldürmüştür. Dalgalar ile sürüklenen gemi Karadeniz’in kuzey kıyılarına İskit yerleşim ala­nına ulaşmıştır. İskitler, ülkelerine yanaşan bu kadın­larla savaşmıştır. İskitler, Amazonlarla savaşmayı bırakmış ve onlarla birlikte olmuştur.
Burada yapılana bir evcilleştirme işlemi denilebilir: Heredotos’un bu durum için kullandığı tabir “öğürleştirme, alıştırma” anlamına gelmektedir.

İskit savaşçıların en genç olanları, Amazonlara vahşi bir hayvanmış gibi yaklaşmışlardır. Yavaş yavaş onlara yaklaşmışlar ve sonunda onlarla birleşmiş­lerdir. Amazonlar, İskitlerle birleşmeyi çok önemsemişlerdir. Amazonlarla birleşmedeki amaçları; Heredotos’a göre, çocuk yapmak olmaktadır. İleride iyi birer savaşçı olacak İskit çocuklarına, Amazonlar­dan sahip olacaklardır. İskitlerin tarihsel verileri de bu bilgi ile örtüşmektedir.

İskitlerle Amazonların birleşmesinden, kadınları savaşçı olan “Sauromat” halkı oluşmuştur. Yazılı kay­nakların ortaya koyduğuna göre, Sauromat toplumun­da kadınların özel bir konumu bulunmaktadır. Kadınlar, hem askeri harekatlara hem de toplum yaşamına oldukça aktif olarak katılmaktaydılar. Günümüzde bi­linen ve içinde silahlar da bulunan asker mezarların­dan yüzde yirmisinin silahlı Sauromat kadınlarına ait olduğu bilinmektedir.

Kadın mezarlarının kurgan (höyük) grubu içinde önemli bir yer kaplamaktadır. Çok zengin oldukları­nın görülmesi ve bu mezarlarda kurban yerlerinin bulunması, Sauromat toplumunda anaerkillik kalıntısı olduğu düşüncesini desteklenmektedir. Amazonların nerede yaşadığı konusu hâlâ tartışmalı olsa da çeşitli araştırmalar ve söylentiler Güney Batı Rusya, Kafkas lar ve Karadeniz’in güney doğu kıyıları olduğunu gös­termektedir.

Amazonlar Neden Yunanlarla Hep Düşman Oldular?

Evlilik dışında düşünülen Amazonların erkek­lerle ilişkisi, erkeklerin boyunduruk altına almışı şeklinde düşlenmiştir. 1. yüzyıl yazarı Sicilyalı Diodoros’a göre, Amazon toplumu Yunan medeniye­tinin tam tersi nitelikler göstermektedir. Amazonlar, savaşan ve yöneten kadınlar olarak Yunan medeni­yetinin tam tersi bir yönde kadın-egemen bir toplum oluşturmuştu.

Amazonların toplumunda, erkekler ev işleri yapar ve çocuklarla ilgilenirdi şeklinde bilgiler de bulunmaktadır. Göğüs dağlama konusundaki mit de, M.Ö. 5. yüzyıl­da, Hippokrates’in bir metninde yazılmıştır: “Sauromat kadınlarının sağ göğüsleri bütün güç ve gelişim omza ve kola gitsin diye dağlanırdı.” (Havalar, Sular ve Yerler Üzerine). Bazı yazarlar da Amazonları tamamen er­keksiz olarak değerlendirmektedir. Bundan dolayı yılda bir kez yörelerindeki erkeklerle birleşirlerdi.

Amazonların Kökenleri Konusunda Teoriler :

Amazonlar konusunda yapılan en ciddi araş­tırmalardan biri Arkeolog Dr. Jeannine Davis Kimball’ın tarafından yapılmıştır. Kimball, yollara düşmüş ve Amazon söylencesinin peşinden gitmiştir. Dr. Kimball, dolaştığı yerlerde efsaneleri dinlemiş ve arkeolojik kazılarını Karadeniz’in kuzeyindeki Rusya bozkırlarında başlatmıştır.

Karadeniz’in kuzeyinde ya­pılan kazılarda günümüzde Altaylı göçebelere benzer­liği bulunan eşyalar ve desenler ortaya çıkmıştır. Altay dağlarının eteklerine kadar sürdürdüğü çalışmalarla ve bugünkü Kazakistan ve Moğolistan sınırları içinde bulunan kurganlarda yaşayan savaşçı kadın Amazonla­rın iskelet örneklerinde DNA testleri yapılmış ve Ama­zonların Orta Asya kökenli olduklarını kanıtlanmıştır.

Amazonlar ve Herkül:

Yunan mitolojisinde Herakles olarak tanınan, Roma mitolojisinde ise Herkül olarak bili­nen mitolojik kahraman, Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene’nin oğlu olarak kayıtlara geçmiş. Bu kadına âşık olan Zeus ona yaklaşmak için kocasının şekline bürünür. Herakles’in gerçekte Zeus’un oğlu olduğunu anlayan Zeus’un karısı Hera, Herakles’e her zaman düş­manlık yapmış ve ölümünü sağlamıştır. Herakles doğdu­ğu günden itibaren babası bir tanrı olduğu için tanrısal bir güce sahipti. Hera öldürmek için ona iki büyük yılan gönderdiği zaman o daha birkaç günlük bebekti.

Herakles aynı zamanda çok iyi ve üstün bir eğitim almıştı. En usta olduğu konular arasında, ok atmak, ara­ba kullanmak ve güreşmek vardı. Herkül on sekiz ya­şına geldiğinde Kitharion ormanlarında bulunan ünlü canavarı öldürmüştür. Bu zaferinin karşılığı olarak ona ödül olarak Thebai kralının kızı Megara verilmişti.

Herkül’ün Megara’dan üç oğlu olmuştu. Onu kıskanan Hera ise buna karşılık Herakles’i çıldırtmış, çıldıran Herakles de karısını ve çocuklarını öldürmüştü. Cina­yetlerinden dolayı cezalandırılan Herkül, suçlarından arınmak ve affedilmek için Miken kralının hizmetine girmişti, bu dönemde onun her istediğini yapması ge­rekiyordu. Miken kralı da Herakles’e affedilmesi için on iki görevi tamamlaması görevini vermişti.

Bu görevler: Nemean Aslanı’nı öldürüp, derisini yüz­mesi; Lerna gölündeki Hidra’yı öldürmesi; Artemis’in kutsal hayvanlarından Kyreneia Geyiği’ni yakalaması; Erymanthian dağında yaşayan büyük yaban domu­zunu ağla tutması; Augias’ın ahırlarını bir günde te­mizlemesi (iki büyük ırmağın yataklarını değiştirip ahırardan geçirerek); Stymphalos’da yaşayan ve o bölgedeki insanların rahatını kaçıran kuşları, Athena’nın yardımıyla kovması; Girit’e gidip Poseidon’un Minos’a verdiği azgın Girit Boğası’nı getirmesi; Troya kralı Dicmedes’in insan eti yiyen kısraklarını yakalaması (bunun için önce Diomedes’i öldürmüştür); Amazonlar kraliçesi Hippolyta’dan kemerini alması (Kemeri almak için kraliçe ile anlaşmış, ancak Hera’nın kışkırtmasıyla Amazonlar, Herakles’e saldırmış, Herakles de kraliçeyi öldürmek zorunda kalmıştı); Okeanos’un bir adasında bulunan üç gövdeli dev Geryoneus’un sığırlarını çalma­sı; Hesperidlerin altın elmalarını getirmesi; Hades’in Ölüler Ülkesi’ni koruyan Kerberos adlı köpeği yeryü­züne çıkarması (Kerberos’u daha sonra geri götürdü); Nemean Aslanı’nı öldürüp, derisini yüzmesiydi.

Amazon Kraliçesi Hippolyta’dan Kemerini Almak :

Amazonlar kendilerine has bir devlet kurmuş­lardı. Ata biniyorlar, ok kullanıyorlardı. İyi ok atabil­mek için ise tek göğüslerini kestiklerine dair söylen­celer etrafta dolaşıyordu. Thermodon (Terme Çayı) kıyısında Themikyra şehrinde yaşıyorlardı. Savaş tan­rıçası Athena’ya taptıkları biliniyordu. Yunan mitoloji­sinde anlatılanlara göre, Amazonların Truva Savaşı’na girdiği de söylenmektedir. Anlatılanlara göre Amazon kadınları Truva’nın tarafında Yunanlılara karşı savaşa girmişlerdi. Amazon kraliçesi Penthesileia bu savaş sırasında Aşil tarafından öldürülmüştü.

Hippolyta, Yunan mitolojisinde babası Ares tarafından kendisine verilen sihirli korseyi giyen Amazon kraliçesi olarak tanınmaktadır.

Herkül’ün on iki görevi içinde dokuzuncu sıra­da bulunan bu görevin amacı, Hippolyta’dan bu si­hirli korsenin alınması olacaktı. Eurystheus’un kızı , Admete’nin isteği üzerine bu görev Herkül’e verilmişti ve Herkül’de durumu Hippolyta’ya anlatmış ve korseyi ondan istemişti. Tam bu sırada, Hera, Amazon kadın­ları arasında bir yalan haber çıkartmış ve Amazonları kışkırtmıştı.

Amazonlar, Herkül’ün gerçekte kraliçeyi kaçırmak için geldiğini düşünerek saldırıya geçmiş­ti. Amazon kadınları Herkül’e karşı saldırıya geçince, Herkül, Hippolyta’nın kendisine ihanet ettiğini düşün­müş ve onu öldürmüştü.

Antik Çağ, Amazonlar ve Antik Çağ Kadınları :

Antik zamanlarda, yüzlerce, hatta binlerce yılı kapsayan bir zaman sürecinde, Anadolu coğrafyasında bulunan yerleşimlerde kadının top­lum içindeki konumu, dönemin siyasi ve dini yapısına göre şekil almıştı. Birçok kavimde, toplumun değişik kademelerinde yer sahibi olmuştu kadınlar.

Antik Çağ’da, kadının bir mal olarak kabul edildiği ve değerinin maddi olarak ölçüldüğü dönemler olmuş­tu. Ayrıca, tam tersi bir şekilde kadın-erkek beraberliği ve eşitliğine dayanan ve düzenli evlilik yaşamı içinde yerini koruyan sosyal durumların da olduğu çeşitli dö­nemlerden de söz etmek olasıdır.

Ticari yaşamdan, siyasi yapıya kadar, erkeklere eş­lik edebilecek konumlarda, toplumsal hayatın içinde olmuştur kadınlar. Bu durum hakkında Eski Çağ belge­lerinde kayıtlar bulunmaktadır. Kadınlar kendi adları­na borç alabiliyor, borç verebiliyor, şahitlik yapabiliyor, her konuda mülkiyet hakkına sahip olabiliyorlardı.

Araş­tırmacılar, çeşitli toplumların, Anadolu’da, binlerce yıl boyunca anaerkil bir toplum düzeni içinde olduklarını söylemektedir. Bu topluluklar, Ana Tanrıça olarak ka­bul ettikleri ilahelerini, birer tapınma aracı olarak ka­bul etmiştir.

Amazonların varlığının da anaerkil ola­rak kurulan bu tür sosyal düzenlerin farklı bir şekilde yansımasını oluşturmuş olduğu düşünülmektedir. Yine de, Amazonlar konusunda değişik söylenceler ve çeşitli bulgular bulunmaktadır. Amazonlar, Anadolu halklarına ve Yunanlılara göre; “kadın savaşçılar” olarak tasvir edilmişlerdi. Diğer yan­dan Amazon kelimesinin Yunanca olmadığı ve Afrika dillerinden birinden gelmiş olduğu da yazılmıştır.

Kaynak : Tayfun Pekyürek- Amazonlar. 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER