Antik Mısırda Ev Ve Aile

872

Aile Mısır toplumunun yaşayan birimiydi. Duvar resimleri ve heykellerde birbirine sarılmış memnun çiftler görülür. Gençlerin yaşlılarla ilgilenmesi ideali vardı. Bir kitabede, “sana baktığı için annene karşılığını öde ” diye yazar. ” İhtiyacı olduğu kadar ekmek ver ona ve onu seni taşıdığı gibi taşı… Üç yıl boyunca seni emzirdiği, kirinden pasından çekinmediği için.” Ancak Deyr-ül Medi­ne’deki kanıtlar, bu tür işlerin aile içinde her zaman pürüzsüz işlemediği izle­nimini uyandırıyor. Sadakatsizlik ve kıskançlık, her yerde olduğu gibi Eski Mısır’da da yaygındı.

antikmisir1

Evlilik kadınlar için 12-14 yaşlar arasında, ergenlik başlangıcında gerçekle­şirken, erkeklerin evlenme yaşı daha geç, belki 20 civarıydı, ki yönetici sınıf daha o yaşta para kazanmaya başlardı. İki ailenin de evlilik anlaşması yapılma­dan önce eşya sağlamak zorunda oldukları anlaşılıyor.

antik-misir8

Kraliyet ailesi içinde bir erkek kız karde­şiyle evlenebilirdi. (Isis ve Osiris efsanesi yasallaşmış ya da pratikte yasal olacak biçimde geliştirilmişti.) Halk arasında, kuzenler arasında ya da amca ve yeğen arasındaki evlilikler hayli yaygınken, erkek kardeş-kız kardeş evlilikleri nere­deyse hiç duyulmamıştı.

antik-misir6

Normalde kadınlar, kendilerinden ev işleriyle ilgilenmelerinin, aileyi sür­dürecek ve aile mezarlan için sorumluluk alacak bir erkek mirasçı üretmeleri­nin beklendiği, günümüzde hayli geleneksel görülen bir hayat sürmüşlerdir. Kişisel olarak ya da hizmetçiler aracılığıyla tahıl öğüten, ekmek pişiren, keten eğiren ve giysi dokuyanlar kadınlardı. İş de kendi statüsünden yoksun değildi ve bazı kadın haklarının kabulü söz konusuydu.

antik-misir7

Erkekler özellikle evin idaresi­ni eşlerine bırakmaları, kadınlarsa mülk edinme, bunları idare etme ve mülkle­rine el konulduğunda dava açabilme hakkına sahip oldukları konusunda uyarılırlardı. Kocasının boşadığı bir kadın, kocasının sürekli desteğine hak kazanmış hale gelirdi.

antik-misir10

Cin­siyetler arasında bazı duygusal eşitliklerin var olduğu söylenebilir.Duvar resimlerinde kadınlar genellikle kocalarından daha açık renkte resmedilmiştir. Bu kısmen bir gelenek olsa da; kadınların evin içinde harcadıklan uzun saatleri yansıtıyor olabilir. (Kadının güneş altında çalışmadığının bir işareti olan açık ten, yüksek statü göstergesiydi.) Kadınlar tarlalarda kocalarına yardım ederken tasvir edilirdi; geç Yeni Krallıktan bir kitabede, ka­dınların evin dışında özgürce seyahat edebildikleri öne sürülür. Ancak kendi hayatını kazanan kadın örneği çok azdır.

antik-misir3

Tapınaklarda düşük kademeli rahibe­lik ya da koro şefliği gibi bazı fırsatlar bulunsa da, onlara daha çok, bayramlarda misafir ağırlamak ya da saray hareminin bir üyesi olmak türünden roller biçil­miştir. (Firavunlar haremlere çok önem vermişlerdi ve III. Ramses, bir portre­sinde hareminde dinlenirken görülür.)

antik-misir2

Çocuk yetiştirmek çok masraflı değildi. Çocuklar güzel havalarda giysisiz koşar ve papirüs kökleriyle yaşarlardı. Ne var ki ölüm oranı yüksekti, özellikle de sütten kesildikleri vakit. Erkek çocuklar 14 yaşma eriştiklerinde sünneti içeren dinsel bir törenin ardından erişkinliğe adım atarlardı. Bir keresinde, Birinci Ara Dönemde 120 erkek çocuğun aynı anda sünnet edildiği kaydedil­miştir; böylelikle, bu törenin, toplumda genel kabul gören önemli bir ritüel olduğu düşünülebilir. Kızların evde oturdukları ve onlar için evlilikten başka bir tören yapılmadığı görülüyor.

antik-misir5

Erkek çocuklar 14 yaşlarına geldiklerinde, ya meslek ya da tapınak okulun­da resmi öğrenim yoluyla babalarının işleriyle ilgili bazı eğitimleri almış olur­lardı. (Bazı kayıtlarda, resmi eğitim yaşının beş olabileceği öne sürülür.) Ge­leceğin yöneticileri için kurs zorluydu ve tam teslimiyet beklenirdi. Bir yazıcı tarafından öğrencilerinden birine verilen kötü raporda, ‘ Bana derslerine al­dırmadığın ve sadece keyfine baktığın söylendi. Sokaklarda dolanıp duruyor, bira kokuyor, surların üzerinde cambazlık yapıp duruyormuşsun’ diye yazar.

Bir yazıcı olabilmek için gerekli ustalığı kazanmak yirmi yıl sürerdi. (Usta olmak için yazı yazmayı öğrenmek yetmezdi. Bir yazıcıdan askerlere dağıtıla­cak payın ne olacağı, bir rampa inşa etmek için kaç tuğla gerekeceği, taştan bir heykeli kaç adamın kaldırıp dikeceği gibi idari konuların her ayrıntısında usta olması beklenirdi.)

Servetin bir diğer önemli kullanımı ise ev inşaatlarıydı. Akhenaton’un başkenti Teli el-Amama’daki yöneticilerin evleri çok genişti. Açık bir avlu ve bir yan şapele yer bırakan dikdörtgen şeklinde bir çitle çevrili olarak inşa edilmişlerdi. Ana odaları boyalı alçılarla süslenmişti. Bir evde, göz alıcı mavi bir tavan, kızıl kahverengi sütunlar vardı, duvarları ağırlıklı olarak beyazdı ve üzerlerinde yeşil zemin üzerine mavi lotus çiçeği yapraklarından frizler bulunuyordu. Ev sahiplerinin kullanımına sunulan konforlar arasında banyolar ve taştan iş­lenmiş tuvalet oturakları vardı. Yıkanan kişi kireçtaşı bir zemin üzerinde ayakta durur ve su dökünürdü. Evin arkasında, mutfak avlusunun yanında tahıl için geniş bir ardiye vardı. Bazı duvar resimlerinde, içinde havuzları ve çeşitli ağaçları olan bahçeli evler olduğu görülmektedir.

antik-misir9

Aile kendi sebzesini yetiştirirdi. Soğan ve pırasa çok sevilirdi. En gözde meyveler üzüm, incir ve hurmaydı. Elma ve zeytin Hyksos döneminin katkılan arasındaydı.Bazı seçkinlerin evleri ve sürdükleri hayat, pek çok hizmetçinin yardımını gerektirirdi. Zengin bir adam iş için dışarı çıktığında, kendisine iki uşak eşlik ederdi. Biri hasırla yelpaze, diğeri de bir çift sandalet taşırdı. Varacağı yere ulaştığında sahibin ayakları yıkanır, yeni sandaletleri giydirilirdi, ardından sahip hasırına oturabilir, sinekleri de kovalanırdı. Evin içinde yemek pişirme, temizlik ve yemek servisi hizmetçiler ya da askeri seferlerde esir alınan köleler tarafından yapılırdı.

Seçkinlerin incelikli bir yaşam biçimi vardı. Evleri zarafetle döşenmişti; mobilyalar hayvan başlarından ya da fildişinden oyulmuş, abanoz ya da cam işlemelerle süslenmişti. Kişisel bakım için her şey yapılırdı. Yeni Krallığın zirvesi olan On Sekizinci Sülale döneminde yaşayan Tutu adındaki bir kadı­nın kutusunda, kişisel kullanım için kozmetikler, göz farı, boyaları karıştırmak için palet, fildişinden bir tarak ve pembe deri sandaletler vardı. Bu hayat tarzında önemli bir yere sahip olan ziyafetler, her ayrıntısı yerine getirilen karmaşık ritüellere göre yürütülürdü. Kapıda duran ve gelen konuklarca res­mi bir şekilde selamlanan ev sahibi, kibarca karşılık verir, onlara, kadınlı erkekli yemeğe oturulan salona kadar eşlik ederdi. Müzik her türlü şölenin baştacıydı. Dansçı kızlar harplerin, lavtaların, obuaların ve flütlerin ezgileri eşliğinde dans ederdi.

Kaynak : Charles Freeman, Mısır, Yunan ve Roma, Antik Akdeniz Uygarlıkları.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER