Atatürk Anadoluya Neden Gönderildi? (3. Bölüm)

135

e) İngiltere’nin Samsun’da Ulusal Gelişmeleri Bastırma Çalışmaları:

Ulusal gelişmeleri bastırmak amacıyla İngiltere 9 Mart 1919’da 200, 17 Mart’ta da 150 kişilik bir asker” güç Samsun’a, bir müfreze de Merzifon’a gönderdi. Samsun’a asker çıkarılması bölgede tepkileri arttırdı (72). Bunun üzerine Samsun’daki makineli tüfek bölüğünden teğmen Hamdi komutasındaki askerlerle birlikte 17-18 Mart gecesi dağa çıkarak Türk çeteleriyle birleşti (75). Olay İngiliz korkusunu doruğa çıkardı. İstanbul Hükümetinden ivedilikle önlem alınması istendi. Böylece Samsun güncellik kazandı. Türk yöneticilerinin dikkati de Samsun’a çevrilmiş oluyordu. Kısaca koşullar oluşmuştu. Anadolu’daki gelişmeler M.Kemal’in tasarılarına yardımcı olmuş, M.Kemal’in cephesinden gelişen olaylarla Anadolu’da gelişen olaylar denkleşmişti. Bu kez Samsun bölgesine güçlü ve yetkin bir kurmay aranıyordu. Ordu komutanlıkları kaldırıldığından bunların yeri ”Müfettişlikler”le doldurulacaktı.
Bölgeye gidecek olan müfettiş; asker” eğitim ve öğretimle uğraşacak, dağınık durumdaki silah  ve cephaneyi depolayacak, düzeni sağlayacak ve Rum halkını güvenlik altına alacaktı. İngilizler’le bu konuda anlasıldı. İngilizler’in bölgede düzenin sağlanması doğrultusundaki istekleriyle İstanbul Hükümetinin Ordu Müfettişlikleri kurma yolundaki çalışmaları biçim ve zaman açısından birbirine denk düşmüştü (74). Yoksa M.Kemal için yaratılmış özel bir görev değildi.

4 – M.Kemal’in Durumu Değerlendirip Görev Almak İçin Çalışmaları:
Koşulların oluştuğu bu aşamada M.Kemal devreye giriyor. Şimdi, yalnızca, bu görevi
Hükümetten koparmak gerekiyordu. Atamada Genelkurmay’ın, Savaş Bakanlığı’nın,
Başbakan’ın (Sadrazam), Hükümet’in, padişah Vahdeddin’in ve İşgal Kuvvetleri Komutanlığının olurları gerekiyordu. Alman, Enver ve İttihat Terakki karşıtı oluşu nedeniyle; İngiltere, padişah ve Damat Ferit Hükümetiyle aralarında bir çelişki yoktu (75). Bırakışma sonrası ilkeli davranan M.Kemal İngiltere’ye karşı bir tutum da takınmamıştı (76). Padişah ve Hükümetçe yetenekli, güçlü ve vatansever olarak tanınıyordu (77).
Bu açıdan olumlu bir durum vardı. Yapılacak şey Hükümete önerilmek ve gerekli olan bürokratik işlemleri yaptırabilmekti. Zaten daha önce bu tür görevler de önerilmişti. Fakat M.Kemal tasarladığı zamanlama oluşmadığından görevi kabul etmemişti (78). Zaten görev verilmesi gereken ve boşta olan kurmaylar arasındaydı. İste M.Kemal bu noktada işi olacağına bırakmadı. Bizzat dolaylı ve dolaysız ilgilendi. Araya dostluklar, yakınlık ilişkileri soktu (79).
Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ali Bey, M.Kemal’in arkadaşı Ali Fuat Paşa’nın yakınıydı. M.Kemal ve Ali Fuat, M.Ali Bey’i yola getirebilmek için A.Fuat Paşa’nın babası İsmail Fazıl Paşa’yı devreye sokmuşlardı (80). İ.Fazıl Paşa, M.Kemal’i oğlu kadar seviyordu. Rauf Bey’e göre M.Kemal, M.Ali Bey’ce Sadrazam D.Ferit Paşa’ya Beyoğlu’ndaki Cercle d’Orient’de bir yemekte tanıştırılmıştı. Karşılaşma resmi geçmesine karşın, Başbakanın amacı M.Kemal’i görmek ve tanımaktı (81).

Hükümet üyelerinden Deniz Bakanı Avni Paşa, M.Kemal’in dostu idi. Aynı zamanda Savaş Bakanı Şakir Paşa’nın damadı oluyordu. M.Kemal bu arkadaşı yoluyla Savaş Bakanı’nı da elde etmişti. Başbakan’ın M.Kemal’e güven duymasında M.Ali Bey’in rolü büyük olduğu gibi, bu görevin verilmesinde Avni ve Şakir Paşaların da etkileri büyük olmuştu (82).
Bilindiği gibi bu bakanlar Hürriyet ve İtilaf Partiliydiler. İttihatçılara, Enver ve Alman yanlılarına karşıydılar. M.Kemal, bunların bu özelliklerinden yararlanmasını çok iyi bilmişti (83).
Samsun olayları üzerine Anlaşık (İtilaf) Devletlerce sıkıştırılan İstanbul Hükümeti çözüm yolu aramaya koyuldu. Rauf Bey’in anılarına göre, Başbakan, İçişleri Bakanını çağırır, soruna çözüm getirmesini ister. M.Ali Bey’de, ”Bu is burada, Babıali’de yoluna konamaz; düzenin bozulduğu bölgeye, bu sorunun üstesinden gelebilecek, deneyimli birisini geniş yetkilerle göndermek gerekir; varolan komutanlar arasında bu niteliklere sahip olarak aklıma gelen Mustafa Kemal Paşa’dır” (84) yanıtını vererek, M.Kemal’i açıkça önermiş oldu. Basbakanla (Sadrazam) tanışmaları da sağlandı.

Sakir Paşa’nın belirttiğine göre Başbakan’ın uygun görmesiyle bu görev M.Kemal’e verildi (85). M.Kemal doğan bu elverişli durumdan oldukça yararlandı. M.Kemal’in görev ve yetki yazısını Genelkurmay İkinci Başkanı Albay Kazım (İnanç) düzenledi. M.Kemal, arkadaşı Kazım Bey’i etkileyerek yetkilerinin geniş tutulmasını sağladı (86). Samsun’dan öte bütün il vali ve komutanlarına buyurabilme ve bildiriler yayınlayabilme yetkisini koydurabilmişti. M.Kemal’in Albay Kazım Bey’le hazırladıkları yazı, Kazım Bey’in Bakanla kararlaştırdıklarını aşmıştı. Kazım Bey dahi çekindiğinden bu müsveddeye imzasını koymamıştı. Oysa bu yönergenin Hükümetin onayından geçmesi gerekiyordu. Şakir Paşa da yönergeye yalnızca mührünü basmış, imzadan çekinmişti. Yönerge 30 Nisan – 6 Mayıs arası Bakanlar Kurulunda (Meclis-i Vükela) geçiştirilerek görüşüldü. Yönergenin içeriği kabul edildi. Mustafa Kemal, tek görevinin bu zulüm isinin gerçek olup olmadığını öğrenmek mi olduğunu sorunca Savaş Bakanı: ‘evet’ der. Bunun üzerine Mustafa Kemal görevinin biçimini belirlemek için Genelkurmay Başkanı’yla görüşmek iznini ister, Şakir Paşa da:’peki’ der. (Bayur, I/293. )
”M.Kemal olmasa, ya bu görevi kabul etmeseydi de, yine oraya ehliyetli bir komutan
gönderilecekti.” (Akşin, s.279.)

18 Mayıs 1919’da Hükümet toplantısında onaylandı. 18 Mayısta M.Kemal yola çıkmıştı bile (87). M.Kemal’in Samsun’a gönderilmesine karar verilmeden önce İngiliz yetkililerine danışıldığı kesin. Bilindiği gibi Basbakan D.Ferit İngilizler’e danısmadan hiçbir kararda bulunmuyordu. Ferit Paşa’yla görüşmesini İngiliz yetkilisi Ryan şöyle anlatıyor:
”Türk Hükümeti ilkbaharın basında düzenin, merkezi denetim altında daha iyi yürütülmesi amacıyla belli ölçülerde genel müfettişlikler kurdu. Bunlardan ilki ve büyük olasılıkla bu göreve tek atama M.Kemal’di (88). Paşa, özünde essiz bir askerdi. Fakat bu zamana dek göze batabilecek hiçbir siyasal rol oynamamıştı. Açıkça söyleyebilirim ki, Damat Ferit Paşa Nisan 1919’da genel müfettişlik tasarısı hakkında benimle konuştuğu zaman, M.Kemal adı bana hiçbir şey anlatmamıştı. Ben (…) Ferit’e bu tasarının akla uygunluğuna karşı kuşkularımı bildirdim. Kendisi M.Kemal ile birlikte yemek yediğini, bağlılığı konusunda ondan doyurucu güvence aldığını, kendisi de onu öyle bir subay ve görgülü olarak kabul ettiğini söyleyerek bana güvence verdi.

Ferit’in bu tutumunun içtenliğine inanıyorum. M.Kemal’in; Nisanda göreve atanmasını kabul ettiği zamanki gerçek düşüncesi hakkında bir yargıda bulunmak çok zor olduğu gibi, doğrudan doğruya harekete geçtiği zaman onun bu tutumunu sınırlamak da olası değildi. Çünkü ne Türkiye içinde küçük ve dağınık görevler yapan Anlaşıklar, ne de -dahası Sultanın yardımıyla da olsa- Hükümet; halk üzerinde oldukça etkin olduğu bizzat denenmiş olan M.Kemal’in davetine karşı ufak bir etki yapabilirlerdi.’

Fevzi Paşa (Çakmak)’nın anlattıkları Ryan’ınkine denk düşmekte ve doğrulamaktadır. ”İşgal güçlerinin subayları sık sık yanıma gelerek benden Samsun olayı hakkında bilgi almak istiyorlardı. M.Kemal Paşa’nın Almanlar’a ve Enver Paşa’ya karşı olduğunu söyleyerek yeni görevine gidince bütün bunların (düzensizlik olayları) ortadan kalkacağını anlatıyordum. Bu nedenle M.Kemal’in hareketini destekliyor, dahası çabuklaştırıyorlardı” (89), diyor Fevzi Paşa.
Duruma bakılırsa M.Kemal’in Samsun’a gönderilmesinde İngilizler, Padişah, Basbakan ve Hükümet anlaşma içerisinde. Bilerek, isteyerek ve bir şeyler bekleyerek göndermişler (90). M.Kemal’i Anadolu’daki olayları bastıracak güçte görüyorlar, bu görevi yerine getirmesi için gönderiyorlardı.

Prof. Jaeschke, M.Kemal’in Samsun’a gidis olayından söz ederek, ”İngiliz Dısisleri Bakanlığı dosyalarında bu konu hakkında hiçbir şey yoktur; belki İngiltere Savaş Bakanlığı dosyalarında kimi bilgilerin bulunması olasıdır. Bununla birlikte böyle bir dosya açılmasına da gerek yoktu. Çünkü zamanıyla Sultan’ın ve Damat Ferit’in güvenini kazananlar doğallıkla İngilizler’in de güvenine layık görülmüşlerdi (91).
Prof. Jaeschke’nin yargısında da görüldüğü gibi M.Kemal Samsun’a İngiliz ve Saray’ın
isbirliğiyle, ortak karar ve tutumuyla gönderildi. M.Kemal çalışkan ve yetenekli olarak
biliniyordu. Ayrıca İngiltere ve Saray’ın istediği gibi Alman, İttihatçı ve Enver Paşa karşıtıydı. Bundan daha iyisini bulamazlardı. M.Kemal’den Anadolu’da filizlenen ulusal direnişleri bastırmasını bekliyorlardı. Bu nedenle böyle zorlu bir komutanı seçmişlerdi.

5- M.Kemal’in Anadolu’ya Geçiş Görevi ve İçyüzü:

M.Kemal’in resmi görevi, Doğudaki kağıt üzerinde kalan 9. Ordu Müfettisliğiydi (Yeni bir düzenlemeyle 9. Ordu 15 Haziran’dan sonra 3. Ordu oldu).
Anadolu’ya gönderiliş nedeni ise, Prof. H.Eroğlu’nun çok iyi vurguladığı gibi; ”Samsun’da Rumlar’ı baskı altına alan Türkler’i yola getirmekti.” Bu nedenle ”bütün doğu illeri için Ordu Müfettişliği yetkisini alıyordu.” Böylece Atatürk ”tarihsel misyonunu yerine getirmek için önemli bir olanak yakalamıştı” (92). Bekirağa Bölüğünde tutuklu bulunan Fethi Beyi görmeye gittiğinde, ”Ne biz bu durumda kalacağız, ne ülkeyi bu durumda bırakacağız” (93) derken Atatürk, bu tarihsel misyonunu dile getirmiş oluyordu.
Ferit ve Şakir Paşalar’ın imzalarını taşıyan müfettişlik ataması hakkındaki buyruk (ferman) 30 Nisanda çıkarıldı. Bu buyruk ”Takvim-i vakayi”nin 5.5.1919 tarih ve 3540 sayısında yayınlandı. 6 Mayısta ise basında duyuruldu. Ne var ki işlerin gelişmesinde bir ivedilik vardı. Resmen böyle gelismesinin yanı sıra 1 Mayıs tarihli ”İkdam”da ise Şakir Paşa, ”Sivas, Van, Trabzon, Erzurum illeriyle Samsun sancağı sivil memurlarının M. Kemal Paşa’ca yapılacak bildirilere uyulmasını” ve istenenin yapılmasının buyurulmasını Ferit Paşa’dan istemişti. Savaş Bakanlığı ise M.Kemal’in görev yönergesini 5 Mayısta aldığını bildirdi. Yönerge ise bir gün sonrasının tarihini (6
Mayıs) taşıyordu (94). Şakir Paşa 6 Mayısta Bakanlar Kurulunda geçirilerek görüşülen
yönergeyi M. Kemal’e gönderdi. 7 Mayısta ise ”ilgili makamlara gereken buyrukları vermeleri” ricasıyla Basbakanlık İçisleri Bakanlığına sundu. Bunun üzerine yönerge, 17 Mayısta Bakanlar Kurulunda okundu ve içeriği uygun görüldü. Bunu İçisleri Bakanı M. Ali Bey 18 Mayısta Kayseri ve Maras mutasarrıflıklarını da içermesi önerisiyle Savaş Bakanlığı’na gönderdi (95). Şakir Paşa, M. Kemal’in müfettişliğini buyruğuna verilen tüm kolordulara tel yazısıyla bildirdi. Kazım Paşa, 30 Nisanda iki gambotla üç motörbot’un M. Kemal’in buyruğuna verilmesini Deniz Bakanlığı’ndan rica etti. M. Kemal, birkaç kez bakanlığa başvurarak; en az iki binek otomobili, Ateşkesten sonra alınan kararlar, jandarmanın genel güçlerini gösterir bir kroki ve müfettişliğin giderlerini karşılayacak ödeneğin verilmesini istedi. Şakir Paşa, K. Karabekir Paşa’ya zaten 8 Mayısta tüm Anadolu’nun siyasal ve askersel durumunu belirtir raporunu göndermişti. İsmet Paşa’nın vurguladığı gibi davranan M. Kemal, 11 Mayısta Sivas vali ve kolordu komutanlıklarından ve Samsun mutasarrıfından ”eşkıya çetelerinin İslam, Gürcü, Rum ve Ermeniliklerine göre sayı ve etkinlikleri” hakkında telyazısıyla bilgi istedi. 12 Mayısta M. Ali Paşa, Samsun bölgesindeki Rum çetelerine karşı elverişli önlemler alınmasını Savaş Bakanlığı’ndan istedi (96). Görüldüğü gibi, sonradan hep birlikte arkasına düşecekleri M.Kemal’in Anadolu’ya gönderilmesinde ilgili makamlar arasında bir görüs birliği, işbirliği ve ivedilik vardı.

Verilen Hükümet yönergesi (talimatname) M. Kemal’in umduğundan da geniş yetkiler
içermekteydi. Önemli olduğundan 6.5.1919 tarihli bu tarihsel belgenin aynısını veriyoruz:
”Dokuzuncu Ordu kıtaları Müfettişliğine ait görevler (Padişahça buyurulmustur), yalnız asker” olmayıp, müfettişliğin kapsadığı bölge içinde aynı zamanda sivil yönetime de ilişkindir.
1- İsbu ortak görevler şunlardır:
a) Bölgede iç güvenliğin sağlanması, düzenli duruma getirilmesi ve bu düzensizliğin çıkış nedenlerinin sağlanması.
b) Bölgede ötede beride dağınık bir biçimde varlığından söz edilen silah ve cephanenin bir an önce toplattırılarak uygun depolara konması ve korunması.
c) Çeşitli yerlerde bir takım kurullar (şuralar) olduğu ve bunların asker toplamakta bulunduğu ve elaltından ordunun bunları koruduğu ileri sürülüyor. Böyle kurullar varolup da asker topluyor,silah dağıtıyor ve ordu ile de ilişkide bulunuyorlarsa kesin olarak yasaklanması ve bu gibi kurulların kaldırılması.
2- Bunun için:
a) İki tümenli Üçüncü ve dört tümenli Onbeşinci Kolordular Müfettişlik buyruğuna verilmistir.  İsbu kolordular eylemce ve güvenlik konularında doğrudan doğruya Müfettişlikle ve olağan işlemler yani özlük işleri, genel kuvvet (ordu birliklerinin er, subay, silah, cephane, hayvan gibi araç ve gereçlerinin) sayısını gösteren durum belgeleri vs. gibi konularda önceki gibi Savaş Bakanlığıyla haberleşeceklerdir. Tümen veyahut Bölge Komutanlığı veya özel görevle atanacak subayların atanması veya değiştirilmesi Müfettişliğin uygun görmesi ve isteğiyle olacaktır. Öbür konularda gerek ve yarar görerek Müfettişliğin verdiği yönergeyi Kolordu Komutanları aynen uygulayacaklardır. Özellikle sağlık isleri pek önemlidir Bu konudaki inceleme ve yapılan işlerin halka da yayılması gerekir.
b) Müfettişlik bölgesi Trabzon, Erzurum, Sivas, Van illeriyle Erzincan ve Canik bağımsız livaları kapsadığından, müfettisliğin yukarda sayılan görevleri yürütmek için vereceği tüm yönergeleri işbu illerle mutasarrıflıklar doğrudan doğruya yerine getireceklerdir.
3- Müfettişlik sınırına yakın il ve bağımsız iller (Diyarbakır, Bitlis, Mamüretulaziz (Elazığ), Ankara, Kastamonu illeri) ile Kolordu Komutanlıkları da Müfettişliğin yürüteceği görev sırasında kendi başına yapacağı başvuruları gözönüne alacaklardır.
4- Müfettişliğin asker” konulara ait orunu (makamı) Savaş Bakanlığı olmakla birlikte, öteki konular için ilgili yüksek makamlarla haberleşecek ve işbu haberleşmelerden Savaş Bakanlığı’na da haber verecektir” (97).

– Savas Bakanı Sakir Paşa

PAYLAŞ
Önceki İçerikAtatürk Anadoluya Neden Gönderildi? (2. Bölüm)
Sonraki İçerikKarımın Katilleri – Radyo Tiyatrosu
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER