Eski Türklerde Kadına Bakış – Feminizm

1580
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın
Türklerin, gerek aile ahlakında ve gerek cinsel ahlakta ne kadar yüksek oldukları bilinmektedir. Bugün  Türkler, tamamen bu eski ahlakı kaybetmişlerdir. İran ve Yunan medeniyetlerinin etkisiyle kadınlar esarete düşmüşler, hukukça aşağı bir dereceye inmişlerdir. İşte bu nedenledir ki, memleketimizde Türkçülük akımı doğar doğmaz, feminizm ideali de beraberinde doğmuştur. Türkçülerin hem halkçı,hem de kadıncı olmaları, yalnız bu yüzyılın bu iki ideale değer vermesinden dolayı değildir; eski Türk hayatında demokrasi ile feminizmin iki başlıca esas olması da, bu konularda büyük bir etkendir. Başka milletler, çağdaş medeniyete girmek için geçmişlerinden uzaklaşmak zorundadırlar. Oysaki Türklerin, modern medeniyete girmeleri için, yalnız eski geçmişlerine dönüp bakmaları yeterlidir.
Eski Türklerde dinin aşırı törenlerinden ve olumsuz ibadetlerden uzak olması,tutuculuktan ve din tekelciliğinden uzak bulunması, Türkleri gerek kadınlar hakkında, gerek diğer kavimler hakkında çok hoşgörülü yapmıştı. Gelecekte, tarafsız  bir tarih, demokrasi ile feminizmin Türklerden doğduğunu itiraf edilmek zorunda kalınacaktır. O halde, gelecekteki Türk ahlakının esasları da millet, vatan, meslek ve
aile idealleri ile beraber demokrasi ve feminizm olmalıdır
Eski Türkler, hem demokrat, hem de feminist idiler. Zaten demokrat olan toplumlar genellikle feminist olurlar. Türklerin feminist olmasına başka bir neden de eski Türklerce  şamanizmin kadındaki kutsal güce dayanmasıydı. Türk şamanları,sihir kuvvetiyle harikalar gösterebilmek için, kendilerini kadınlara benzetmek zorundaydılar. Kazın elbisesi giyerler, saçlarını uzatırlar, seslerini inceltirler, bıyık vesakalların tıraş ederler, hatta gebe kalırlar, çocuk doğururlardı. Buna  karşılık, toyonizm dini de erkeğin kutsal kuvvetinde, kut‟unda görünürdü. Toyonizm ile şamanizmin değerce eşit olması, hukukça erkek ve kadının eşit tanınmasına neden olmuştu.
– Hatta her işin gerek toyonizme, gerek şamanizme dayanması gerektiğinden her işe ait toplantıda, kadınlar erkeğin beraber bulunması şarttı. Mesela, halkın sorumluluğu hakan ile hatunun/katunun her ikisinde ortak olarak ortaya çıktığı için,  bir talimat yazıldığı zaman, “ hakan emrediyor ki”  ibaresi ile başlarsa ona boyun eğilmezdi. Bir emrin kabul edilmesi için, mutlaka “ hakan ve hatun emrediyor ki” sözü ile başlaması gerekti.
– Hakan, tek başına, bir elçiyi huzuruna kabul edemezdi. Elçiler, ancak, sağda  hakan ve solda hatun oturdukları bir zamanda, ikisinin birden huzuruna çıkardı.Şölenlerde, kenkeşlerde, kurultaylarda ibadetlerde ve törenlerde savaş ve barış toplantılarında hatunu da mutlaka hakanla beraber bulunurdu.
– Kadınlar, örtünmeye ait hiç bir şarta bağlı değillerdi.
–  Hakanın hükümette ortağı olan hatuna  Türkan unvanı verilirdi.   Hatun , hakan sülalesinde bütün prenseslerin ortak unvanı idi. Türkan‟ın da mutlaka hatunlardan olması gerektiğinden ona da sadece hatun denilebilirdi.
–  Eski Türklerde, eş yalnız bir tane olabilirdi. Emperyalizm devirlerindehakanların ve beylerin, bu gerçek eşten başka kuma adıyla başka illere mensupodalıkları da bulunabilirdi. Ancak, bu kumalar, gerçek eş niteliğinde değildirler. Türktöresi, bunları, resmen eş tanımazdı.Kumaların çocukları öz annelerine anne diyemezler, teyze diye çağırırlardı. Anne hitabını, yalnız babalarının gerçek eşine söyleyebilirlerdi. Aynı zamanda, kumaların çocukları mirasa da giremezlerdi. Kumaların oğulları babaları hakan olsa bileasla hakan olamazlardı. Kumaların,hatunlardan farklılığı şudur ki, kumalar, hakanın kendi ilinden değildiler. Hatun ise,hakanın kendi ilinden idi. Kuma, Çin prenseslerinden ise, Konçuyadını alırdı. Konçuy, diğer kumalardan önce gelirdi. Fakat konçuyların üstünde de hatun vardı.Moğol devrinde, hatunların sayısı da çoğalmağa başladı. Fakat bunlardan yalnız bir tanesi Türkan yani melike konumunda bulunurdu.
– Eski Türklerde kadınlar, genellikle amazon  idiler. Binicilik, silahşörlük,kahramanlık, Türk erkekleri kadar, Türk kadınlarında da vardı. Kadınlar, doğrudan doğruya, hükümdar, kale muhafızı, vali ve elçi olabilirlerdi.
– Sıradan ailelerde de ev, ortak olarak, karıyla kocanın ikisine aitti. Çocuklar üzerindeki velilik hakkı baba kadar, anaya da aitti. Yani aile düzeni pederşahî değil  pederî idi.
– Erkek her zaman karısına saygı gösterir; onu at arabasına bindirerek, kendisi arabanın arkasından yürürdü. Şövalyelik  , eski Türklerde genel bir karakter idi.
– Feminizm de, Türklerin en önemli ilkelerinden biri idi. Kadınlar malları kullanma hakkına sahip oldukları gibi, dirliklere, zeametlere, haslara, malikânelere de sahip olabilirlerdi.Eski kavimler arasında, hiçbir kavim  Türkler kadar kadın cinsiyetine hak vermemişler ve saygı göstermemişlerdir.
– Eski  Türklerde, cinsel ahlak da çok yüksektir. Örneğin Yakutlarda, eski Yunanlıların Venüs‟üne karşılık, bir doğum tanrıçası vardır ki Ayzıt adı verilir. Bu tanrıça, kadınlar doğuracağı zaman imdatlarına yetişir; onların kolayca doğurmasına yardım eder; üç gün lohusanın başucunda bekledikten sonra, beraberindeki dere,tarla, ağaç, çiçek perileriyle gökyüzünün üçüncü katındaki sarayına döner. Bununla  beraber, Ayzıt‟ın, hiç hoşgörü kabul etmeyen, bir şartı vardır: Namusunu korumamışolan kadınların yardımına, ne kadar yalvarırlarsa yalvarsınlar  ve ne kadar değerli kurbanlar ve hediyeler sunarlarsa sunsunlar bir türlü gelmez.
– Eski Türk kadınları, tamamen özgür ve serbest oldukları halde, boş işlerle uğraşmazlardı.

– Hukukta Türkçülüğün üçüncü amacı da, bir çağdaş aile oluşturmaktır. Çağdaş devletteki eşitlik ilkesi erkekle kadının evlenmede boşanmada mirasta mesleki ve politik haklarda eşit olmasını gerektirir. O halde, yeni aile yasası ile seçim yasası bu esasa göre yapılmalıdır. “ Nitekim evlilik sırasında oğlan tarafı kız tarafına “kalıng”denilen bir para ve mal verirdi. Boşanma söz konusu olduğunda kadın suçlu ise“kalıng”erkeğe verilir, erkek suçlu ise kadında kalırdı.

 

 –   Şaman uygulamalarının farklılıkları, bakış açılarının farklılıkları ile daha da zorlaştırılmakta ve şamanlığı olduğundan farklı bir boyuta götürmektedir. Kadınşamanlık müessesi de oke-feminizm bağlamında araştırmaya çekildiğinde durumun politize edildiğini söylemekten başka çare kalmıyor. Ancak,Araştırmalar derinleştikçe, inkâr edilemez şekilde dinî ve uhrevî işlerde kadınların rolünün daha eski çağlarda daha büyük olduğunu gösterir.

Kaynak :
1. Türkçülüğün Esasları ( Ziya Gökalp )

2. TÜRKÇÜLÜK ve FEMİNİZM (MİLLİYETÇİ KADIN HAREKETİ)  * Emine KIZILTAŞ’ın makalesi

 
PAYLAŞ
Önceki İçerik1944 Davası – Sabahattin Ali- Hüseyin Nihal Atsız – 1
Sonraki İçeriknedir bu Change Org ?
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

1 YORUM

CEVAP VER