Etrüsk Göçleri-1. Bölüm

897

Pelasglar” yazılarında görmüş bulunduk ki, eski Yunanlıların gözünde Pelasglarla Etrüskler aynı  millet idi. Yunanlılar bu millete bazen Pelasg, bazen Tyrrhen, çoğunlukla da Tyrrhen-Pelasg derlerdi. Bu bakımdan, ,Etrüsklerin tarihi Pelasgların tarihinin devamından başka bir şey değildir.

M.Ö. 3000 civarında Pelasglar Yunanistan’ı istila edip, bu yarımadada egemenliklerini kurmuşlardı. M.Ö. 2000 civarında da, Hellenler gelmiş ve Pelasgların boş bıraktıkları
bölgelere yerleşmişlerdi.

Amazonlar münasebetiyle bahsettiğimiz Avusturyalı etrüskolog Wilhelm Brandenstein’in İkinci Türk Tarihi Kongresinde okuduğu bildirinin yine bir bölümünü alıyorum :

“Meçhul sebepler dolayısıyla, Etrüskler buradan (Orta Asyadan) Anadoluya geldiler. Üçüncü Binyılın sonlarına doğru buralara gelip, Karadenizin şark sahiline çekilmişlerdir. Aşağı yukarı İkinci Binin başlarında, yani Hititlerin Anadolu’ya girmeleri dolayısıyla husule gelen o vakitki kavimler göçü yüzünden olsa gerek, Etrüskler bir az garba, takriben bugünkü Samsun civarına gelmişlerdir. Bir iki yüzyıl sonra, yeni hadiseler Etrüskleri burasını da terke icbar ediyor. Bu hareket, zaman bakımından, Hitit İmparatorluğunun çökmesiyle alakadar olsa gerek. Etrüskler garba doğru göç etmeye devam etmişler. Karadeniz sahili boyunca ilerileyerek, Anadolunun garp sahillerine yerleşmişlerdir.

Bu, Proto-Türkler tarafından Anadolunun, özellikle Batı Anodolunun, tarihteki ikinci fethedilişidir :
Malazgirtten üç Bin yıl önce! Birincisi, yukarıda gördüğümüz gibi, amazonlar zamanında olmuştu.

Brandenstein’in sözünü ettiği Etrüskler Anadolu’ya nasıl gelmişlerdi ? Denizden mi, yoksa Kafkasları aşarak mı ?

Anlaşılan ikisi de değil. Orta Asyadan gelenlerin henüz denizci bir millet olmadığına hükmetmek gerekiyor. Yoksa, Samsun’dan Ege sahillerine denizin kenarından yürüyerek değil, gemilere binerek gelirlerdi. Anadoluya gelmeleri de aynı şekilde olmuş olsa gerek : bugün Batum’un bulunduğu sahili takip ederek …

M.Ö. 1200 civarında Yunanistan Helenlerin soyundan olan Doryenler tarafından istila edilir. Bu istila Yunanistan’da hayli değişiklik ve karışıklıklar meydana getirir. Bu dönemde bir kısım Pelasgların da, Yunanistanı bırakıp Anadolunun Batısına göç ettikleri zannedilmektedir.

İkinci Binyılın İkinci yarısı Ege’de ve Akdeniz’de önemli olayların geçtiği, hareketli bir dönemdir. İkincİ Binyılın sonuna doğrudur ki, Akalarla Troyalılar arasında on yıl süren savaş cereyan eder. Bu savaşın başlangıcı olarak bazı tarihçiler M.Ö. 1290 yılını, bazıları 1250 yılını gösterirler.

İkinci Binyılın sonuna doğrudur ki, Girit medeniyeti doruğuna çıkar ve Miken medeniyeti gelişir.

Bir de M.Ö. XII. yüzyılda, bizim bakımımızdan önemli bir olay olur : Pauly ve Wissowa Ansiklopedisine göre, Karadenizden (G6 ) , muhtemelen Kırımdan gelen yeni bir Proto-Türk dalgası Ege ve Akdeniz dünyasına gelip çarpar. Gelen kavim, bazı Akdeniz kavimleri ile· birleşir ve hep birlikte Mısır’a saldırırlar. Bu saldırı Mısır’ııların yazılı belgelerinde “Deniz kavimlerinin saldırısı” adı ile kayıtlıdır. Karadenizden gelen kavimin adını bazı bilginler “Tere;”, çoğunluk ise “Tursha” okumaktadır.

Dcniz kavimlerinin saldırısı Mısır’lılar tarafından püskürtülünce, öteki deniz kavimleri Akdenizdeki vatanlarına dönerler. Tursha’lar ise, gidip Batı Anadolu sahillerine yerleşirler.

Fransız bilgini Rene Dussaud Tursha’larla Etrüsklerin aynı millet olduğuna inanmaktadır.

Batıda Etrüskler hakkında yazılan kitaplar genellikle İtalyadaki EtrüskIerin menşeine dair üç teorinin anlatılması ile başlar. Bu teoriler şu görüşleri sergiler :
1 – Etrüskler hiç bir yerden gelmemiştir. Onlar ltalya’nın yerlisi olan bir kavimdir.
2 – Etrüsk milleti hiç bir yerden gelmeyip, İtalya toprağı üzerinde oluşmuştur.
3 – Etrüskler başka yerden veya yerlerden gelmişler ve İtalya’da yerleşmişlerdir.
Bu üç görüşün birincisi, yani “yerlilik” teorisi Miladdan  önce Roma’da yaşamış Yunanlı tarihçi Halikarnaslı Dionysos tarafından ifade edilmiştir.
Bu tarihçinin itimat edilmeye layık, dürüst bir bilgin olmadığını bu kitabın sonundaki “Pelasglar kim idiler ?” başlıklı yazımda ispat etmiş bulunuyorum..
Bugün Dionysos’un görüşünü tam olarak kabul eden etrüskolog yok ise de, her biri Dionysos’un adını mutlaka zikreder.

İkinci görüş, yani “Oluşma teorisi” birinci terinin hemen hemen aynıdır ve Massimo Pallotino gibi şoven ltalyan bilim adamlarının yazılarında ve , eserlerinde ifadesini bulmuştur. Buna göre, Etrüskler İtalyadaki çeşitli etnik unsurların bir araya gelmesi sonucunda oluşmuşlardır. Hem Etrüsk milleti önemli değildir. Önemli olan Etrüsk medeniyetidir. Bu görüş bugün İtalya’nın resmi görüşüdür. Oluşma teorisini yabancı etrüskologlar arasında, Alman Franz Altheim dışında, hemen hemen ciddiye alan yok gibidir. Ancak, İtalya’da kazı yapabilmek için, İtalyan Hükümetine hoş görünmek gerektiğinden, bu görüşü kabul eder gibi davranmak modası etrüskologlar arasında yaygındır.

Etrüsklerin İtalya’ya başka yerden veya yerlerden göç etmiş olduklarına dair üçüncü görüş bugün etrüskologların benimsedikleri görüştür. Fakat bu, görüşü kabul edenler arasında da, şu konularda tartışma vardır : -Etrüskler İtalya’ya Adriyatik yolu ile gelmişlerdir- Hayır, Tiren Denizi yolu ile… -İki si de yanlış : Etrüskler İtalya’ya, Alp dağlarını aşıp, Kuzeyden gelmişlerdir…

1 – Birinci Göç
XIX. yüzyılın ortalarına kadar, etrüskologlar Etrüsklerin tarihini M.Ö. VIII. yüzyılda başlatıyorlardı. Daha önceki dönemlerde geçmiş, Etrüsklerle ilgili olaylar efsane olarak kabul ediliyordu. Etrüsklerin yaşadıkları coğrafi alan olarak ise, Orta İtalya’daki Tiber ile Ano nehirleri arasında bulunan alan gösteriliyordu. Derken, 1853 de, İtalya’nın kuzeyindeki Bolonya kentine yakın olan Villanova kasabasında, Etrüsklerinkine çok benzeyen sanat eserleri kazılardan çıkarıldı. Bunlar M.Ö. VIII. yüzyıldan daha öncesine aitti. Söz konusu sanat eserlerini bırakanların Etrüskler olabileceğine ihtimal vermeyen etrüskologlar bu yüksek sanat ve medeniyetin sahiplerine Villanovalı ( Villanovien) dediler.
Gelgelelim, bir müddet sonra, daha da eski dönemlere ait sanat eserleri ortaya çıktı. Bunları yaratanlara “Pe-Villanovien” veya “Proto-Villanovien” dendi. Onların, Alpleri aşarak, kuzeyden geldiklerine inanıldı. Bazı etrüskologlara, mesela, Hugh Heneken’e göre, Villanovalılar Macar ovasından geçerek İtalya’nın kuzeyine gelmişlerdir. Buna bir takım deliller vardır. Bugün etrüskologların çoğu Villanovalıların Etrüsklerden başkası olmadıklarına inanmaktadırlar.
Pallotino bile şöyle der :

“Villanovalılar dediklerimizin, tarihi gelişmeleri çağındaki Etrüskler olduklarını kabul etmemek artık mümkün değildir.

Bu dolambaçlı cümle acaba Etrüsklerin İtalya’nın Kuzeyinde oluştukları anlamına mı geliyor? R.Bloeh’un Villanovalılardan “Proto-Etrüskler” diye söz etmesi  ve. H. Heneken’in “Etüskler Villanovalıların devamıdır” demesi  ise, Kuzeyden gelen göçün İtalyaya gelen ilk toplu göç olduğu manasını ifade etmektedir. Ancak etrüskoloji uzmanlarının çoğunun bu görüşe aykırı düşen kronolojik bilgiler verdiklerini söylemeliyim.

Villanovalı denilen Etrüsklerin önemi özellikle şundan ileri geliyor ki, bıraktıkları eserler arasında demirden eşya da vardır ve bu eşyanın bulunduğu yerleşim alanlarının yakınında işletilmiş demir ocakları bulunmuştur.

Kısacası. Villanovalı Etrüskler İtalya’da Demir çağını başlatmışlardır. Bilindiği gibi, Orta Asyada Demir çağı İkinci Binyılda başlamıştır.

Demek istiyorum ki, Villanovalılar, hiç şüphesiz, Orta Asyadan çıkıp, geleneks:l göç yollarını takip etmiş ve bir az daha ilerleyince, Alplere gelip dayanmış ve bu sıra dağlarını da aşmaktan çekinmemiş Proto-Türklerdi.

Etrüsk DNA Analizi için Tıklayın

Kaynak: Türklerin İlk Ataları – Adile Ayda

PAYLAŞ
Önceki İçerikEn İyi 10 Western Filmi
Sonraki İçerikEtrüsk Göçleri-2. Bölüm
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER