Etrüsk Kralı Lucius Tarquinius Priscus

97

“Tarkhuin” kelimesi, hiç şüphesiz, Türklerde önemli bir ünvan olan ve Çin kaynaklarında da “Takan” şeklinde zikredilen “Tarkhan” kelimesinin Etrüskler dönemindeki telaffuzundan başka bir şey değildir. Onun için, “Tarkhuin” alı Etrüsk krallarına dilimizin daha alışık olduğu “Tarkhan” adını vermekte bir sakınca görmüyorum.

Birinci Tarkhan bir Romalı değildi. Tarkinya’dan gelip, Roma’da yerleşmişti. Babası ise, daha uzaklardan İtalya’ya gelmjşti. Adı DEMARAT(us) idi. Tarihçiler bu adamı Yunanlı sayarlar. Çünkü Yunanistan’ni Korint şehrinden Tarkinya’ya gelmişti.

Dil bilginleri ise, Demarat adının yunanca bir ad olmadığını söylerler. Hatta, bu kelimenin Hint Avrupalı bir kelime olmadığım da ilave ederler.

Diğer taraftan, Yunanistan’daki ve Anadolu’daki yer adları arasında INT, İNT ekleri ile son bulan toponimik kelimelerin de Hint-Avrupalı olmadığı bilinmektedir. ( Bilindiği gibi, Türk dilindeki KIRINTI, SERPİNTİ gibi kelimelerin sonunda gördüğümüz ek için Orhon yazısında ayrı bir harf bile vardır)

Bütün bu bilinen şeylerden sıyrılıp ortaya çıkan ve karışık görünen tablo bizim için apaçıktır. Korint şehri Pelasglar tarafından kurulmuş bir şehir idi. Demarat (belki Demirat) bu şehirden kalkıp Tarkinya’ya gelmiş çok zengin bir Pelasg idi. ( Atatürk dönemi tarihçilerinden Yusuf Ziya Bey bu gerçekleri bulanık bir şekiIde sezinlemlştlr. Fakat kafasındakini “Yunanlılar Türk idi” şeklinde ifade edince, Türk aydınında tepki uyandırmış ve “YUNANLILAR TÜRK İSE, BEN TÜRK OLMAK İSTEMİYORUM.” dedirtmiş”tir. Bugünkü aydınlarda gördüğümüz ETRüSKLERE KARŞI ALLERJİ’de bunun payı vardır.)

Oğlu Tarkhan, Tarkinya’dan gelip Roma’ya yerleşince, ikramları ve bolca dağıttığı hediyeler sayesinde, pek çok dost edinmiş, kralın bile dostluğunu kazanmıştı. Onun . içinir ki, Tarkhan, Ankus’un ölümünden sonra, geleneksel bekleme müddeti geçince, krallığa adaylığını koymaya cesaret etmiştir.

Fakat Roma’da doğmuş bir vatandaş olmadığı için, kendi propagandasını kendi yapmaya da lüzum görmüştür. Titus-Livius’a göre, Tarkhan, seçimden önce, bir meydanda miting düzenleyip, halkın karşısında konuşma yapan ilk kraldır, yani ilk krallık adayı…

Burada, Tarkhan ile karısının, Roma’ya geldikleri ilk gün, başlarından geçmiş bir olayı anlatayım :
Karı koca, açık bir arabada, şehri dolaşırlarken, bir kartal, havadan aşağı inip, bunların arabasına doğru gelmiş ve Tarkhan’ın tepesindeki başlığı kapıp tekrar havalanmış, fakat bir az sonra, yine inip başlığı Tarkhan’ın tepesine yerleştirmiştir.

Tarkhan’ın Tanakvil adlı karısı Tarkinya’nın soylu bir ailesinden olan, yüksek öğrenim görmüş bir kadındı. O dönemde yüksek okullarda öğretilen en önemli bilgiler dini bilgiler ve olayları yorumlayarak, geleceği keşfetme sanatı idi.

Kartal olayı üzerine, Tanakvil kocasına şöyle demiştir :

“Kartal Tanrının tmnsilcisidir. Senin tependeki başlığı) yani seni göğe çıkarıp indirdi. Bu, Tanrının seni kral yapacağına işarettir”.

Bilindiği gibi, Orhon yazıtlarında Tanrı hep Kağanları, tepelerinden tutup, tahtın üzerine oturtuyor.

Konumuza dönelim : Tarkhan’ın krallığa adaylığını koymasında, kartal olayı münasebetiyle karısının söylediklerinin de şüphesiz etkisi olmuştur.

Titus-Livius’a göre, Tarkhan seçimi “Büyük çoğunlukla” kazandı.

Birinci Tarkhan’ın ilk seferi Latinlere karşı olmuştur. Seferden o kadar çok ganimet ile dönmüştürki, zafer münasebetiyle, halkın gözünü kamaştıran şenlikler düzenlemiştir. Halkın bunlardan çok hoşlanması üzerine, her yıl böyle şenliklerin düzenlenmesine karar vermiştir. Oyuncular, güreşçiler, hatta atlar hep Etrüsk şehirlerinden getirtiliyordu.

Romalıların yüzyıllarca gurur duymalarırıa sebep olmuş bir çok meşhur binaların temelleri Birinci Tarkhan zamanında atılmıştır. 38 yıl hüküm süren ve bütün ömrü boyunca şanslı ve mutlu olan bu kralın ölümü etrafında esrar perdesi vardır,Titus-Livius’un dediklerinden çıkarılabilecek versiyon şudur :

Daha önceki kral olan Ankus’un oğulları büyümüşler ve krallığın verasetle değil, seçimle elde edildiğini unutarak, Tarkhan’ın kendilerinin haklarını yediğini düşünmeye başlamışlardır. İki gencin krala düşmanlığı gittikçe artmış ve iki adam bulup, Tarkhan’ı öldürtmüşlerdir.

Osmanlı tarihinde de, bazen olduğu gibi, Tarkhan’ın ölümü halktan gizlenir. Daha doğrusu, bir çeşit Kösem Sultan olan kraliçe Tanakvil buna gerek görür.

Bir yandan da, Sarayda büyümüş ve kendisinin manevi evladı saydığı Servius Tullius adlı bir genç adamı çağırtır ve onu tahtı işgal etmeye ikna eder.

Fakat çeşitli haberler duyan halk sokaklara dökülmüştür. Heyecanlı dalgalanmalar, hatta çatışmalar olmaktadır. Bunun üzerine, Tanakvil Sarayın en üst katına çıkar ve pencereden halka, aşağı yukarı şöyle hitap eder : “Kral çok hafif yaralanmıştır.
Fakat hızla iyileşmektedir. Hepinize selamları, sevgileri var. Kendisi iyileşinceye kadar, çok itimat ettiği biri olan Servius Tullius’un işleri yürütmesini kabul etmenizi rica ediyor”.

Böylece, Birinci Tarkhan’dan sonra Servius Tullius kral olur. Kendisinin krallığı ancak bir müddet sonra halkın onayına sunulur. Ve büyük çoğunlukla onaylanır.

Kaynak : Türklerin İlk Ataları – Adile Ayda

PAYLAŞ
Önceki İçerikEtrüsk Kralı Ancus (Anku) Martius
Sonraki İçerikEtrüsk Kralı Servius Tullius-II. Tullu
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER