Etrüsk Kralı Romülüs

345

ETRÜSK KRALLARI, M.Ö. 753 den M.Ö. 509 yılına kadar, yani 244 yıl Roma’da hüküm sürmüşlerdir. Elbette ki, bu kralların adları Latinler tarafından deforme edilmiş, latinleştirilmiş, bunun için de sonlarına US veya S ekleri ilave edilmiştir. Ayrıca, Roma tarihinde, Romülüs dışındaki kralların adlarına, bir ikinci ad veya lakap eklenmiştir ki, bunların çoğu latincedir.

Roma’nın, ayni zamanda kurucusu olan Birinci kralının adını ele alalım. Bu ad Latinlerden sonra da bozulmaya devam etmiştir. Bir kere, biz Türkler, Fransızlara uyarak, bu krala Romülüs demişiz. Çünkü fransızcada U sesi için bir harf yoktur, U harfi ise, Ü okunmaktadır. Latinler bizim Romülüs dediğimiz adı Romulus telaffuz ederlerdi. Bu adın sonundaki S harfini atarsak, kalıyor ROMULU. Fakat Etrusklerde O harfi yoktu. Buna göre,Roma’nın kurucusunun Etrüsklerdeki şekli, herhalde, RUMULU idi. İtalyanlar bu krala ROMOLO derler.

Burada başka bir mesele vardır : Titus-Livius tahmin ediyor ki, Roma şehri adını kurucusunun adından almıştır. Biz bunun tam tersini düşünüyoz. Bize göre, Roma’nın kurucusunun daha önce başka adı vardı da, Roma’nın kuruluşundan sonra kendisine Rumulu lakabı verilmiştir. Zamanla da, asıl adı unutulmuştur.

Nasıl ki, ancak İstanbul’un fethinden sonra, II. Mehmed’e Fatih lakabı verilmiştir. Zamanla, asıladın yerini lakap almıştır. Bugün Mehmed ‘ demeye gerek görmeden, Sultan Fatih veya sadece Fatih diyoruz.

“Rumulu” adının “Romalı” kelimesinin 2.250 yıl önceki Türkler tarafından telaffuz edilen şekli olması mümkündür. Tarihteki Türklerde de, bugünkü Türklerde de görülen bazı fonetik eğilimlerden ilerideki sahifelerde söz edilecektir.

Yukarıdaki açıklamalar gerekli idi. Fakat biz, dil alışkanlığı ile, aşağıdaki satırlarda, Roma’nın birinci kralının da, sonraki krallarının da geleneksel adlarını kullanmaya devam edeceğiz.

Şüphesiz ki Roma, kurulduğu sırada, bir kaç yüz kişiden oluşan ufak bir köy veya kasaba idi. Ne var ki, o dönemde, küçük büyük her devlet-şehirin yöneticisine kral denirdi.

Roma’nın birinci kralının karakterindeki bazı özellikler Roma şehrinin ve devletinin kaderini etkilemiştir.

Genç kral çok zeki, cesur ve enerjik idi. Aynı zamanda mağrur, başkasını kırmaktan, düşman kazanmaktan çekinmeyen, kimseye danışmayan, bildiğini yapan bir insandı. Gerçi geleneğe uyup bir Danışma Meclisi (Yaşlılar Meclisi) kurmuştu ama bu Meclise pek danıştığı yoktu.

Roma’yı kurduktan ve ahalinin barınacağı bir iki kulübe yaptırıp, tanrılara kurban sunarak, dini görevlerini yerine getirdikten sonra, genç Romülüs’ün ilk işi, başka Etrüsk şehirlerinin kralları gibi, başına taç geçirip, kırmızı kenarlı cübbeye bürünmek ve eline krallık asasını almak oldu. Bu arada, Tarkinya kralını kızdıran bir şey yapmaktan da çekinmedi : Yürüyüşlerinde. başka şehir-devletlerin kralları gibi, bir tek koruma görevlisi kullanmakla yetinmeyip, Tarkinya kralı gibi, 12 koruma görevlisi kullandı.

Bildiğimiz gibi, Roma Etrüsk adet ve kurallarına göre, “etrusco ritu” kurulmuş bir şehir idi.

Kuruluşu sırasında Federasyon Başkanı olan Tarkinya kralının fikri alınmıştı. Elbette ki, şu veya bu şekilde bir anlaşma da yapılmıştı. Roma’nın genç kralı bu anlaşmaya uymak konusuna da önem vermedi.

Romülüs’ün sonraları beklenmedik sonuçlar doğuran bir hatası da şu oldu : sınırlarını çizdiği yeni şehir-devleti çabuk ahali ile dolmuş görme sabırsızlığı içinde, gelip Roma vatandaşı olmak isteyen herkese Sığınma HAKKI ( asyl-um) tanıdığını ilan etti. Gerçi sığınanlar, Roma dışında, özel bir yer’de, karantinaya alınıyor, hastalıkları olup olmadığına bakılıyordu. Fakat Romülüs’ün “sığınma hakkı”ilan etmesi sonucunda, Roma Latin ve Sabin çapulcularıyla doldu. Bir iki yüz yıl sonra Roma’da Etrüskler azınlıkta kalacaktı. Etrüsk, Latin gibi millet adları da kalkacak, herkes Romalı olacaktı.

Bununla beraber, Romülüs kendisiyle birlikte gelip, Roma’nın kuruluşuna yardımcı olanlara bir ayrıcalık tanıdı. Onlara KURUCU (Quiris) (KURUCULAR= Quirites) ünvanını verdi. Bir de, şehrin merkezi bir yerinde, yalnız Etrüsklerin oturabileceği bir yeri ayırdı. Bu aristokratik mahalle, İmparatorluk döneminde bile, Latinler tarafından “Tuscus victus” diye tanınıyordu.

Roma’nın nüfusunu çoğaltmak arzusu Romülüs’e bir yanlış daha yaptırdı. Romülüs’ü üzen durumşu idi : Alba Longa’dan kendisine katılıp gelen arkadaşları da, sığınma hakkından yararlanıp Roma’ya yerleşenler de, bekar idiler. Roma ahalisi bir nesilde tükenecek, yok olacaktı. Romülüs, çok parlak bulduğu bir fikri uygulamaya karar verdi :
Bazı milletlerde, bu arada Pelasglarda ve İskitlerde bazen uygulanan “toptan kız kaçırma” adetini bilirdi. Buna baş vurmayı aklına koydu. Bir dini bayramı fırsat bilerek, en yakın bir komşu millet olan Sabinleri, ziyafet ve gösteriler olacağını bildirerek, aileleriyle birlikte davet etti. Ziyafet boyunca Romalı delikanlılar beğendikleri Sabin kızları gözlerine kestirdiler. Ziyafet sonuna doğru ise, bunların her biri, . aniden harekete geçti ve beğendiği kızı kucaklayıp evine götürdü. Neye uğradıklarını şaşıran ana-baba ise, Roma’nın dışına çıkarıldı. Pek tabii olarak, bu olay yüzünden Romalılar ile Sabinler arasında savaş çıktı. Fakat savaş sona erdikten sonra bile Sabİn kadınlar hallerinden memnun olduklarından, ailelerine dönmeye razı olmadılar. Fransız trajedi yazarı CorneiIle, “Horace” adlı eserinde bu olaydan ilham almıştır.

sabin-kadinlar-romulus

Sabinlerle savaşı başka komşu milletlerle savaşlar takip etti. Romülüs’ün krallık ettiği 37 yıl içinde Roma barış yüzü görmedi. En sonunda, Senatörler, yani Yaşlılar Meclisi üyeleri Romülüs’ü, şiddetli bir fırtına sırasında öldürtüp, cesedini yok ettiler.

Romülüs’ün meziyetleri de yok değildi. Sinsi ve iki yüzlü değil, içi dışı bir olan bir insandı. Yaptıklarını iyi niyetle yapıyordu. Sonra, demokrattı. Danışma Meclisİne pek danıştığı yoktu ama, halkı sık sık toplayıp, ona danışıyordu. Onun için halk da, ordu da kendisine tapıyordu.

Yaşlılar Meclisi üyeleri, halk içinde şüpheler uyanmaya başladığını görerek, Roınülüs’ün ölümünden bir iki gün sonra, Prokülus adlı birini şöyle konuşturmuşlardır : “Bu sabah, gün doğarken, Romülüs, gökten İnip, benim karşıma çıktı ve benimle konuştu. Sizlere selamı var. Dedi ki, ben gökte, tanrılar arasındayım. Gün gelecek, Roma sadece İtalya’nın değil, dünyanın başkenti olacaktır” Halk inandı veya inanır göründü.

 Kaynak : Türklerin İlk Ataları- Adile Ayda

PAYLAŞ
Önceki İçerikKatilin Ayak İzleri – Radyo Tiyatrosu
Sonraki İçerikEtrüsk Kralı Numa Pompilius
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER