Etrüskler ve Rönesans

481

Etrüsklerin  asıl adı ve dili konusunda Etruskoloji bilginleri arasında fikir ayrılıkları bulunduğu halde, bir noktada hepsi ayni görüştedirler:
O da, Etrüsklerin medeniyet tarihinde önemli yeri olduğudur. Gerçekten, bugün ıtalyan müzelerini, Louvre Müzesini, British Museum’u dolduran Etrüsk sanat eserleri yüksek bir medeniyet seviyesini gösteren, inceliği, mükemmelliği ile göz kamaştıran eserlerdir. Bilindiği gibi, Batı medeniyetnin temelleri Yunan ve Roma medeniyetIeridir. Roma medeniyeti ise, bugünkü tarihi ve arkeolojik inceltmelerin kesin olarak isbat ettiğine göre, pek çok unsurunu EtrüskIere
borçludur. isalolarak bazı alanlardaki Etrüsk etkisine işaret edelim:
Romalılar siyası ve idari kuruluş şekillerininçoğunu Etrüsklerden almışlardır. Mesela, önce Eski Türklerdeki “Aksakallılar Meclisi” gibi br Danışma müessesesi olup, daha sonra yasama yetkileri kazanmış olan SENATO (Yaşlılar Meclisi) Romalılara Etrüsklerden geçmiştir. Romalılar hem idari, hem askeri teşkilat modelini Etrüsklerden almışlardır. Onbaşılık, yüzbaşılık, binbaşılık görev ve unvanlaı Etrüsklerden Romalılara, Romalılardan da başka batı milletlerine geçmiştir.
Romalılardan evel Etrüsklerin İtalya’da  yollar ve köprüler inşa etmiş oldukları bilinmektedir. Bataklıkları kurutma ve toprağı sulama tekniğini Romalıların Etrüsklerden öğrenmiş oldukları ortaya çıkmış bulunmaktadır

Etrüskler en çok meydana getirdikleri sanat eseriyle tanınmaktadırlar. Roma kurulduktan soraki ilk yıllarda Roma’yı, meydnlarını, binalarını, tapınaklarını hep taşka Etrüsk şehirlerinden getirtilniş sanatçılar süslemişlerdir. Romalılar kuyumculuğu Etrüsklerden öğrenmişler ve dha sonra Batı milletlerine öğretmişlerdir. Avupanın çeşitli müzelerinde bugün seyredilebilen Etrüsk mücevherlerinin güzelliği ve inceliği insanı hayran ve şaşkın bırakmaktır. Fransız etrüskologlarından
Raymond Bloch diyor ki :

“Bunların eşi bugün yapılamamaktadır. Bugünkü kuyumcular Etrüsklrin bu inceliği elde etmeyi nasıl başarabildiklerine akıl erdirememektedir.

Yukandaki bilgilere şunları da eklememiz yerinde olur:
Eski çağın Homeros’tan sonraki en büyük şairi Virjil’dir (Vergilius), Virjil bir Etüsk idi.

Eski çağın en büyük matematikçisi olan Pisagor’un bir Etrüsk olduğu söyleniyordu. ( Alain Hus, “Les Etrusques, peuple secret”, ıtalyancaya çevirisi, 1959, s. 187, Pisagor ayni zamanda Yunanlıların felsefesindençok farklı, tasavvufa kaçan bir felsefeye sahip düşünürdü.

Bize göre Pitagor ltalya Etrüsklerinden değildi, Sisam adasında doğmuş olduğuna göre, bir Pelasg idi. Fakat bu aynı hesaba geliyor. Çünkü Etrüsklerle Pelasglar aynı dili konuşuyorlardı. Bugün Avupa müzelerinde eserlerinin canlılığı ile Phidias’tan ve Praksitelden daha çok hayranlık uyandıran heykeltraş Vulka bir Etrüsk idi (1).
Vulka’nın eserlerini seyrettikten sonra Phidis’inkilere göz atınca, insana öyle geliyor i, bu heykellerin temsil ettiği yaratıklar uykudadır.
Etrüsklerin medeniyet ve kültür seviyesini göstermek için, zannedersem, yukarıdaki’ misaller yeterlidir.

Değerli etrüskolog Christopher Hampton “TheEtruscans and the survival of Etruria” adlı eserinde şöyle der :
“Etrüsk milleti ölmemiştir. Kültürünün yok edilişine, bu kültüre Romalılar tarafından sahip çıkılmasına ve onyedi onsekiz yüzyıl müddetle unutulmuşluğuna rağmen, bugün artık Roma mdeniyetinin perdesi arkasında, gerçekte başka bir milletin bulunduğuna dair emare ve deliller ortaya çıkmaya başladı. Bu millet vasıf ve karakteri bakımından Romalılardan (Latinlerden) tamamiyle farklıydı. Romalılar Yunanlılardan ne kadar farklı ise, o kadar farklı… Etrüskler Romalıların iftiralarına, toplum içinde horlanmalarına, Roma Imparatorluğu bir Hristiyan Devlet olduktan sonra hiç kimse tarafından önemsenmemelerine ve kendileri ile ilgili bütün tarihi ve edebi metinlerin yok edilmiş olmasına rağmen, hayatiyetlerini korumuşlardır” ( Victor Gollancz Ltd, London 1969, S. 248.)

Hampton’un “Etrüsk milleti ölmemiştir … Etroskler hayatiyetlerini korumuşlarJ!”’ demekten
maksadı şudur :
Miladdan sonraki Binyılın ortasından itibaren Avrupa üzerine çöken Ortaçağ karanlığından, İkinci
Binyılın başında ilk sıyırılıp çıkan Etrüskler olmuştur. Daha doğrusu, başka isimle, onların torunları. ..
Başka isim dedim amma, aslında başkalık yoktur, bozulma, deforme olma durumu vardır ortada.
Yani telaffuzun değişmesi. Latinler Etrosklere TUSKl derlerdi (Latince yazılışı TUSCl). Ortaçağ yüzyılları içinde, toptan Latin dili bozulurken, “Tuski” kelimpsi TOSKA olmuş ve ayrıca sonuna bir N harfi gelmiştir. Böylece Etrüsklerin torunlarına TOSKAN denmiş ve Taskanların oturdukları coğrafi alana TOSKANA adı verilmiştir. Biz türkçede Toskanların yaşadıkları bölgeyi esas alarak; İtalyanların “Toskani” dedikleri ve “Toscani” yazdıkları kelimeye TOSKANALI diyoruz.
İşte İtalya’da ve bütün Avrupa’da Ortaçağ uyuşukluğundan ilk uyananlar Toskanalılar olmuştur.
İtalyan Rönesansını başlatanlar onlardır. Başka deyimle, italya’daki Proto-Türkler veya Türkler Latinleri yalnız bir defa (Eski Çağda) cahillikten ve ilkellikten çekip çıkarmış ve medenileştirmiş değiller, bunu Ortaçağın sonunda, ikinci defa yapmışlardır.
Ortaçağ yüzyılları içinde ltalya’nın başka bölgelerdeki şehirleri birer kasaba haline gelirken, Toskana’daki Etrüsk şehirleri medeni seviyelerini korumuşlardır ve hatta, Toskana’da bazı eski önemsiz şehirler gelişmeye başlamıştır: Mesela, Floransa.
M.S. XIII. yüzyılda Floransa hem Toskana’nın,hem italya’nın kültür merkezi idi. Rönesans hareketi Floransa’dan bütün italya’ya, daha sonra bütün Avrupa’ya yayılmıştır. Rönesans çağının başında yetişen büyük şair DANTE Floransalıdır, yani Etrüsk.
Sadece Rönesans döneminin değil, bütün zamanların en büyük heykeltraşı Mikelanj Floransalıdır.Bütün zamanların en büyük ressamı Leonardo Da Vinci Floransalıdır. Hesap edilmiş ve görülmüştür ki, İtalyan Rönesansındaki şair, yazar ve sanatçıların yüzde doksanı  Toskanalıdırlar. Toskana’da ve özellikle Floransa’da medeniyet yeniden doğup gelişirken, bir harabe halinde olan Roma’da halk Papaların akıl almaz diktatörlüğü altında inliyordu.

Toskanalılar arasında, sanat ve edebiyat alanının dışında da büyük adamlar yetişmiştir. NAPOLYON’a “Sen ki Korsikalısın … ” dendiği zaman, çok kızarmış. Çünkü aslen Toskana’lıdır. Ailesi Floransa’dan Korsika’ya göç etmiş  Napolyon’un fatihliği ve Cihan Hakimiyeti idealine tutkun oluşu acaba damarlarındaki Türk kanından mı geliyordu? (10)
Şunu hatırlatalım ki, Floransa bugün de, bir bakıma İtalya’nın kültür merkezidir; nasıl ki Türkiye’nin kültür merkezi Ankara değil, İstanbul’dur.

Etrüsklerin Türk olduğu DNA analizi ile 2004 yılında kanıtlandı. DNA Analizi ile ilgili akademik makalenin çevirisi için tıklayın

Kaynak : Adile Ayda : Türklerin İlk Ataları 

PAYLAŞ
Önceki İçerikMayaların Kutsal Kitabı Popol Vuh
Sonraki İçerikÖlüm 3 Ay Önce Başlıyor
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER