Etrüsklerin Günlük Hayatı

152
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Etrüsklerde aile bağları kuvvetli ve aile hayatı önemli idi. Bir çok Etrüsk mezarlarında bulunmuş karı koca heykelleri ve bunlardaki yüz ifadeleri, esler arasındaki karşılıklı şefkati göstermesi bakımından, bunun delili sayılmaktadır. Etrüsklerde aile hayatı aile dışında da devam ederdi. Çünkü Etrüsk kadını her yere kocası ile birlikte gider ve onun meslekî meşguliyetleri dışında hayatına iştirak ederdi. Kendilerinde harem selâmlık hayatı mevcut olduğu için, Yunanlılarla Lâtinler buna pek şaşarlardı.

Etrüskler spora ve sor gösterilerine pek düşkündü. Millî ve dinî bayramlarda, bütün Etrüsk şehirlerinde at yarışları ve güreş gibi gösteriler düzenlenirdi. Bunun dısında da, sık sık çeşitli spor yarışmaları tertip edilir ve bunlar, bugünkü futbol maçları gibi, halkın büyük  eğlencesini teskil ederdi. Romalılardaki “sirk”11, yeni her çeşit yarışma merakının Etrüsklerden geldiğini ve hatta meshur “gladiatör” oyununun bile Etrüsklerden alınma olduğunu tarih bilginleri yazar (12). Etrüskler sahne oyunlarını  pek severlerdi. Romalı tarihçilerin kayıt ve ifadesine göre, Etrüskler arasında trajedi yarları bile varmış. Lâtin dilindeki, tiyatro ile ilgili hemen bütün kelimelerinin aslının etrüskçe oluşu Romalıların tiyatro, sanat ve tekniğini de Etrüsklerden  almış bulunduğunu göstermektedir. Esasen, Romalılar İmparatorluk devrinde bile, millî günlerde gösteriler tertip etmek lâzım olduğu zamanlar, Etrüsk sehirlerinden tiyatro ve raks sanatçıları getirirlerdi(13).Etrüskler maddî hayatı önemsemekle beraber, mânevî hayata da büyük değer verirlerdi. Başka deyimle, Etrüskler çok dindar idiler. İnsanlarla tanrılar arasında atalıksız bir diyalog halinde sürüp giden mânevî ilişkilerin bulunduğuna inanırlardı. Tanrılar bir takım işaretler ve olaylar seklinde, insanlara talimat ve mesajlar gönderiyorlardı. Bir ağacın dalının kırılması, bir kusun pencere kenarına konması, yağmurun su veya bu siddette gök gürlemesi  tanrılardan gelen birer haberdi. Bunların her biri tanrıların muayyen bir arzusuna alâmet veya  memnuniyet, hiddet gibi hislerine isaretti. Rüya tabir eder gibi bunları tabir ve tefsir etmek  rahiplerin baslıca vazifesi idi. Etrüsk rahipleri kuşların uçusuna,şimşek çakmasına ve kurban edilen hayvanların  karaciğerine bakmak suretiyle de, tanrıların arzularını kesfederler, onların gizli ve kutsal  dilinin tercümanlığını yaparlardı.

Etrüsk kadını tıpkı, ziyafetlerde, tribünlerde olduğu gibi, dinî törenlerde de, süsünü kıyafetlerini ihmal etmeksizin, kocasının yanında yer alırdı. Esasen Etrüsk kadını da erkeği de, yiyip içmeği sevdikleri kadar, giyinip kuşanmayı  severlerdi. Kadının elbisesi iki parçadan ibaretti: ince kumaştan topuklara kadar inen bol etekli entari, onun üzerine islemeli veya desenli ağır kumaştan bir nevi kaftan.Chiusi müzesinde gördüğüm kadın heykellerine bakılırsa, genç kız ve kadınların, saçlarını, Türkmen kızları gibi, incecik örgüler halinde omuzlarına bıraktıkları anlaşılıyor.
Erkekler de, Yunan modasının tesirinden önceki devirde, eski Türkler gibi uzun saç bırakırlardı. Bu uzun saç üzerine, yine eski Türkler gibi tepesi sivri bir baslık (“tutul” (us) ), yani bir nevi külâh giyerlerdi. Erkeklerin elbisesi “taban-nus” idi. Sonraları Romalıların “toga” dedikleri bir cübbe ile vücutlarını sarmaya başlamışlardır. Gerek erkekler, gerek kadınlar burnu sivri ve kalkık bir çeşit papuç giyerlerdi ki, süslü olduğu kadar da sağlamdı. Bu “Etrüsk pabucu” dünyada meshurdu ve bugünkü İtalya, nasıl Fransa’ya, İngiltere’ye ayakkabı ihraç ediyorsa, o zamanki Etruria da Yunanistan, Fenike gibi ülkelere, başka mallar meyanında, gemiler dolusu pabuç satardı. Süsüne düşkün olan Etrüsk kadını mücevhere de değer verirdi: Törenlere, ziyafetlere gittiği zaman, kolye, küpe, iğne, yüzük, bilezik gibi çesitli mücevherler takmağı severdi. Böylece, sağlam bir ekonomiye dayanan kuvvetli bir devlet kurmuş olan Etrüskler, refah ve bolluk içinde yasayıp gidiyor, her seyi kendilerinden öğrenmis, her şeyi kendilerinden almış olan Lâtinlerin ruhuna gizli aşağılık kompleksinin Etrüsk milleti için ne büyük tehlike teskil ettiğini akıllarına getirmiyorlardı.

11 Sirk kelimesi yunancadaki “kirkos” kelimesinden gelen Lâtince “circus” un kısaltılmasıdır. Yuvarlak düzey demektir.
12 Massimo, Pallotino, “Etruscologia” s. 328.
13 O. W. Von Vacano, “The Etruscans in the Ancient World. Midland Book 1965, s. 6.

PAYLAŞ
Önceki İçerikİtalya’da Etrüsklerin Hakimiyeti
Sonraki İçerikMevlana’nın Mesnevideki Müstehcen Hikayeleri
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER