Gladyatör Dövüşlerinin Kökeni ve Gelişimi

1848
Roma Gladyatörleri

Latince’ deki ” gladiator “ sözcüğü ” kılıç ” anlamına gelen ” gladius “ şeklindeki isimden türetildiğine göre, en eski devirlerde gladyatör dövüşlerinin yalnızca kılıçla yapıldığını düşünmek mümkündür. Gerçekten de, Orta İtalya’ da yaşayan Etrüsklerden kalan bazı eserler üzerindeki tasvirlerdeki gladyatörlerin kılıçla dövüştükleri görülmektedir. Zaten gladyatör dövüşlerinin geçmişi, Etrüsklerin savaşlarda yitirdikleri kişilerin onuruna düzenledikleri cenaze törenlerinde düşman savaş esirlerini dövüştürerek ” ölülerin kanına karşılık düşman kanı akıtma “ geleneğine dayanır. Bu yoldan akıtılan düşman kanının ölünün ruhunu rahatlatacağına inanılmaktaydı.
Zamanla İtalya’ nın diğer bölgelerine de yayılan gladyatör dövüşlerinin Roma’ da ortaya çıkışı bazı antik yazarlar tarafından bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Roma’ daki ilk gladyatör gösterisinin İ.Ö. 264 yılında gerçekleştiği kabul edilmektedir. O yıl, Brutus Pera adında biri, ölen iki oğlu Marcus ile Decimus’ un cenaze törenleri sırasında üç çift gladyatör dövüştürmüştü.
Başlangıçta sadece cenaze törenlerini süslemek amacıyla ve düzensiz aralıklarla düzenlenen bu gösteriler, İ.Ö. 3. ve 2. yüzyıllarda giderek artarak Roma halkının beğenisini kazanmış ve Roma senatosu gladyatör dövüşlerini halkın bir eğlence aracı olarak kabul etmek zorunda kalmıştı ( İ.Ö. 105 ). Yine aynı yıl, P.R. Rufus ve G. Manlius adlarındaki iki memur gladyatör gösterileri ile ilgilenmekle görevlendirilmişlerdi. Belki de Roma senatosu gladyatör dövüşlerini halkı askerliğe özendiren bir unsur olarak görmüş ve bu arada halkı, Yunan kökenli gösterilerden uzaklaştırmayı amaçlamıştı.
” Munus “ adı verilen gladyatör gösterilerinin resmen kabulü ile birlikte, birçok Romalı yetkili halkın sempatisini kazanmak üzere rekabete girişmiş ve gladyatör dövüşlerinin arasına ” venatio “ adı verilen gladyatörlerin vahşi hayvanlarla dövüştürüldüğü diğer bir gösteri türü de eklenmişti. ” Munus “ ve ” venatio “ ların Romalılara ne denli çekici geldiğinin kanıtı olarak , İtalya’ da ve eyaletlerde sayıları hızla artan ” amphitheatrum “ ları göstermek mümkündür.
Ancak gladyatör gösterileri, antik dünyanın her kesiminde aynı sıcak ilgiyle karşılanmamıştı. Örneğin, birçok Yunan düşünür bu karşılaşmaların insancıl olmadığını belirtmek suretiyle gladyatörlüğe karşı çıkmıştı. Ama yine de, Yunanistan’ ın Korinthos kentinde görkemli bir ” amphitheatrum “ inşa edilmiş bulunmaktaydı.
Öte yandan bu gösterilerin Suriye, Mısır ve Anadolu’ da da benimsendiği bilinmektedir. Nitekim, Suriye krallarından Antiokhos Ephiphanes’ in ( İ.Ö. 174-164 ) ülkenin başkenti Antiokheia’ da bu gösterileri ilk kez düzenleten kişi olduğu bilinmektedir. Ancak, bu ilk gösterilerde bu ülkenin yerlileri değil, Roma’ dan getirtilen gladyatörler dövüştürülmekteydi.
Bu arada, gladyatör karşılaşmaları İ.S. 1. yüzyılda Anadolu halkı tarafından da benimsenmiş olmalı ki , bu dönemde Nysa ( Sultanhisar ) ve Laodikeia ( Denizli ) gibi kentlerde ” amphiteatrum “ lar inşa edilmişti.

Gladyatör Kaynakları :
Kimi özgür insanların da gladyatörlüğe soyundukları bilinmekle birlikte, genelde gladyatörler köle olarak satılan savaş esirleri arasından seçilmekteydi. Bu arada, halkın ilgisini dorukta tutabilmek ve hatta ” Roma’ nın dünyanın dört bir yanına egemen olduğunu kanıtlamak ” için farklı kavimlerden gelen gladyatörlerin seçilmesine de özen gösterilmekteydi. Roma’ nın ” Cumhuriyet ” döneminde arenalarda daha çok Gallia ve Trakyalılar yer alırken, imparatorluk devrinde zapt edilen ülkelerin çoğalması ile daha çok Asya ve Afrika kökenli gladyatörler rağbet görmüşlerdi.
Gladyatör dövüşlerinde diğer önemli bir nokta da , arenaya çıkan her gladyatörün kendi ülkesini simgeleyen giysiler içinde, yine kendi ülkesine özgü silahlarla dövüşmesiydi. Ama bu arada bazı imparatorların bu gösterilere değişik bir renk kattıkları da olurdu; örneğin Nero’ nun ( İ.S. 1. yy.) Parth kralı onuruna düzenlediği gösteride yalnızca zencileri, Domitianus’ un ( İ.S. 1 yy. ) ise bir keresinde cüceleri dövüştürdüğü bilinmektedir.
Arenalarda halkı eğlendirmek üzere düzenlenen gösterilerde rol alan gladyatörler farklı kaynaklardan gelmekteydi :

1- Mahkemeler Tarafından ” Arenada Ölüm ” Cezasına Çarptırılan Kimseler ( Noxii Veya Ad Gladium Ludi Damnati ) :
Roma hukuk sisteminde mahkemelerin köle veya özgür insanlara verebildiği bu tür bir ceza, olağan gladyatör dövüşlerinden önce ” günü biraz daha renklendirmek ” üzere infaz edilmekteydi. Arena’ da ölüme mahkum edilen bir kişi yöneticiler tarafından bir ” editor muneris ” e teslim edilir, ve bir gladyatör gösterisine kadar bekletilirdi. Arenada ölüme mahkum olan bir kişiyi , yani ” noxius ” u üç tür ölümden biri beklemekteydi :

a-) Vahşi Hayvanların Önüne Silahsız Olarak Atılma :
Bu daha çok köle suçlular için uygulanan bir yöntemdi.

b-) Arena’ da Kılıçla Öldürülme :
Bu, daha acımasız bir ölüm demekti ve daha genellikle ” vatandaş ” statüsündeki mahkumlara uygulanmaktaydı.

c- ) İkişerli Gruplar Halinde Arenaya Çıkartılıp, Ölünceye Kadar Dövüştürülme :
Bu uygulamada, mahkumlardan biri silahsız olarak dövüşmek zorundaydı ve en son hayatta kalan mahkum ya cellat tarafından öldürülmekte, ya da bir sonraki gösteriye alıkonmaktaydı.
Mahkumlara verilen ” arenada ölüm ” cezası çoğunlukla Roma’ daki ” amphiteatrum “ da infaz edilmekle birlikte , kimi eyaletlerde de bu tür infazların yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Arena’ da ölüme mahkum olan kişiler ( noxii ) gladyatör gösterisi düzenleyen organizatörlerin ( editores ) büyük bir iştahla kabul ettikleri kurbanlardı. Ancak bir organizatörün bir ” noxius “ u teslim alabilmesi için eyalet valisinden izin alması ve imparatoru temsil eden yetkiliye ( procurator Augusti )en az altı ” aureus “ tutarında bir teminat yatırması gerekiyordu. Bu koşulları yerine getiren bir ” editor “ teslim aldığı mahkumun tüm sorumluluğunu da üstlenmiş sayılıyordu.

2- Kürek Mahkumları :
Roma hukukunda kürek cezası sıradan ve yaygın bir uygulamaydı. Forsa olarak çalıştırılan mahkumlar için en kötü şey, gladyatör olarak çarpışmak üzere arenaya gönderilmekti. Ama forsalar, “noxius” lar gibi doğrudan ” amphiteatrum “ a götürülmüyor, önce silah kullanmayı öğrenmeleri sağlanıyordu. Ayrıca rakiplerini yendikleri sürece forsalar hayatta kalabiliyorlar ve yaralarını tedavi ettirmek üzere izinli sayılıyorlardı. Forsaların büyük bir çoğunluğunu savaş esirleri oluşturmaktaydı. Nitekim, Jerusalem’ in ( Kudüs ) ele geçirilişinden sonra esir alınan Yahudiler önce kürek cezasına çarptırılmışlar, ama bir süre sonra arenalara gönderilmişlerdi.

3- Köleler ( Servi ) :
Her köle kayıtsız şartsız efendisinin otoritesi altında olduğundan, köle sahipleri diledikleri takdirde onları gladyatör olarak dövüştürme hakkına sahiptiler. Ancak kölelerin durumlarını düzeltmek üzere bir dizi önlem alan imparator Hadrianus ( İ.S. 2. yy. ) ancak fiziksel durumu uygun olan kölelerin gladyatör olarak döğüştürülebileceklerini duyurmuştu. Ayrıca kölesini böyle bir gösteriye katılmaya zorlayan efendinin, bu kararı niçin aldığını yetkili bir memura ( magistratus ) açıklaması gerekiyordu. Köle sahiplerinin yetenekli kölelerini gladyatörlüğe yöneltmelerinin en yaygın nedeni, onların sırtından para kazanmaktı. Çünkü kölelerin mülkiyet hakları yoktu, bu nedenle kazandıkları parayı efendilerine götürmeleri zorunluydu. Öte yandan, bazı efendilerin, sırf ceza olsun diye bazı köleleri arenaya gönderdikleri de bilinir.

4- Kendi İstekleri İle Gladyatör Olanlar ( Auctorati ) :
İster özgür, ister azatlı olsun, dileyen kişi bir gladyatör okuluna giderek ( ludus ) gladyatörlüğü öğrenir ve bu yoldan para ve ün kazanabilirdi. Özgür ( ingenuus ) bir Romalının gladyatör okuluna alınabilmesi için bir ” lanista ( gladyatör gruplarını kurup, çalıştıran kimse,antrenör ) ” ve ” editor ( organizatör ) ” ile sözleşme yapması ve bu sözleşmenin ” pleb “ meclisince onaylanması gerekmekteydi. Nitekim, yaşlı ve güçsüz kişilerin gladyatör olma istekleri meclis tarafından reddedilmekteydi. Gladyatör okulundaki eğitimini tamamlayan kişinin yasal bir gladyatör ( gladiator legitimus ) olabilmesi için bir başka bildirim ( ferula ) yaparak, bir ” amphiteatrum “ da yakılmaya ( uri ) , zincire vurulmaya ( vinciri ) , dövülmeye ( verberari ) ve silahla öldürülmeye ( ferroque necari ) hazır olduğunu belirtmesi gerekiyordu. Böyle bir taahhütte bulunan bir gladyatör adayı, özgürlüğünü yitirmiyor, ama bu sözleşme süresince ” lanista “ nın kölesi gibi yaşıyordu.
İ.S. 2. ve 3. yüzyıllarda, Roma imparatorluğunda yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle, birçok özgür insan gladyatörlüğe başlayarak yaşamını kazanmaya çalışmıştı. Öte yandan, Septimius Severus devrinde ( İ.S. 193-211 ) bazı gençler askerliklerini gladyatör okullarında yapıyorlardı. Bu arada bazı imparatorlar gösteriler sırasında ortaya büyük para ödülleri koyarak, özgür gençleri gladyatörlüğe özendirmek istiyorlardı. Nitekim, Romalı bazı seçkinlerin de gladyatörlüğe heveslendikleri bilinmektedir. Örneğin imparator Commodus ( İ.S 180- 192 ) bile gladyatör olarak dövüşmüştü. Öte yandan, bazı asil aile mensubu kadınların da gladyatör okullarında devam ettikleri, ancak Septimus Severus devrinde kadınların dövüşmek üzere arenaya çıkmalarının yasaklandığı bilinir.
Efendileri tarafından azat edilmiş bazı kölelerin ( liberti ) de bir gelir sağlamak üzere gladyatör oldukları ve birçok azatlının bu yoldan büyük ün ve servet kazandığı bilinmektedir.
Ancak, azatlıların da özgür insanlar gibi, bir gladyatör okula girerken bir sözleşme yapmaları zorunluydu. Bu arada, köleliği sırasında gladyatörlük yapan ve sonradan azat edilen birçok kişinin bu meslekten ayrılmadıkları ve iyi bir gelecek sağlamak üzere gösterilere katıldıkları da bilinir.

5- Sözleşmeli Gladyatörler ( Gladiatores Sestertiarii ) :
Kendine güvenen bir Romalının, belli bir ücret karşılığında arenaya çıkıp dövüşmesi de mümkündü. Genel olarak bir dövüş için yapılan bu sözleşmelere göre, kiralık gladyatörün para alabilmesi için, dövüşten yara almaksızın çıkması gerekiyordu. Sırf para için dövüşen bu insanlara ” sestertiarii “ adı verilmekteydi. ( Bu sözcük, Romalıların kullandıkları bir para birimi olan ” sestertius “ tan türetilmiştir. )

Kaynak : Antik Devirde Gladyatörler – H. Malay, H. Sılay. – Arkeoloji Ve Sanat Yayınları.

1 YORUM

  1. Güzel yazı. Etrüskler’in Antik Roma ve Antik Yunan Tarihi’ne katkısı herkes tarafından bilinen bir şey. Etrüskler’in kökeninin Türk olduğu DNA analizi ile ortaya çıktıktan sonra Etrüsk bilginlerinin meseleye nasıl baktıklarını merak ediyorum.

CEVAP VER