Hunlar ve İskitler

981
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Hunlar, Türk tarihine girmek için uzun zaman beklediler. Osmanlı dönemi tarihçileri,
bir zamanlar, Türk tarihini Kayı aşireti ile başlatırlardı. Ancak Yirminci yüzyılın başından sonradır ki, Deguignes gibi bazı dürüst Batılı tarihçilerin etkisi ile, Hunlar Türk tarihçileri tarafından da atalığa kabul edildiler.

Çin kaynakları Hunlara Hsyung-Nu veya Hyung-Nu der. Hunlar Miladdan şu veya bu kadar yıl önce yoktan var olmuş veya tarih sahnesine çıkmış bir millet değil, isim değiştirmiş İSKİTLER’dir.

Çinliler Çin seddini, M.Ö. II. yüzyılın başında, Hunların saldırılarından korunmak için yapmışlardır.

M.Ö. 209 yılında Hun Devletinin başına geçen Mete veya BAGATUR  adlı büyük Hun hükümdarı Volga nehrinden hemen hemen Pasifik denizine kadar uzanan bir imparatorluk kurmuştur. Bu ASYA HUN İMPARATORLUĞU gerek askeri, gerek idari ve hukuki alanda sıkı bir disiplin ve teşkilata bağlı idi. Bagatur Han kuvvetli kişiliği ve tarihi rolü sebebiyle, Türk milletinin hafızasında yer etmiş ve Oğuz Han adı ile destanlara konu olmuştur. Çeşitli dil ve lehçelerde Oğuz-nameler vardır : uygurca, çağatayca, farsça. Elbette ki, tarihi olayları en iyi yansıtan Uygur lehçesinde, Uygur harfleriyle yazılmış olandır. Aslı Paris Milli Kütüphanesinde bulunan bu Oğuzname Dr. Rıza Nur tarafından fransızcaya çeviriimiştir.

İslamiyetten sonra yazılmış olan Oğuznamelerde, mesela Reşidüddin tarafından özetlenmiş farsça versiyonda pek çok uydurma ve anakronik olaylar vardır : Oğuz Han yalnız bir fatih ve devlet adamı değil, ayni zamanda milletini hidayete erdirmek isteyen bir dini şeftir, tek tanrılı di nin, yani İslamın. misyoneridir. Annesinin ve karılarının illaki “ihlas” suresini okumalarını ister.

Miladdan önce Asya’da büyük İmpratorluk kuran Hunlar, Miladdan sonra da Avrupa’da çok büyük bir İmparatorluk kurmuşlardır.

AVRUPA HUNARI da, Asya Hunları gibi, isim değiştirmiş İskitlerdir, yani SAKA’lardır ve
Asya Hunları torunlarıdırlar. Bunlar, bir kaç zaman sonra, yine isim değiştirecek ve bir bölümü VOLGA BULGARLARI adını alacaktır.

Batı Hun fatihlerinin en ünlüsü Attila’dır.

Fransızlann Resimli Küçük Larousse adlı sözlükleri Volga nehrinden hemen hemen Atlantik Denizine kadar uzanan bir imparatorluk kurmuş olan Attila’nın askeri başarılarını şu kısa cümle ile özetlemektedir.

“Hem Doğu, hem Batı Roma İmparatorlukarını yenilgiye uğratmıştır”.

Yendiği imparatorluklardan biri kendine 90 kilo, öteki 350 kilo altın olmak üzere, yıllık haraç ödemekte idiler.

Attila, Gallya’nın, Almanya’nın ve İtalya’nın tarihlerinde, efsanelerinde, folklorunda, mimarisinde, sanatında derin izler bırakmıştır. Batı dün  asında, Attila’nın zulmünden söz edilerek, ona “Tanrının kırbacı” denmiş ise de, o aslında, dahi bir asker olduğu kadar, yufka yürekli, centilmen bir insandı.

M,S. 451 yılında, Gallya’nın Troyes şehri civarında Romalı general Aetius’a karşı vereceği savaştan önce, söz konusu şehrin Lupus adlı piskoposun yalvarmaları üzerine , Troyes’yi yağmalamayacağına söz vermiş ve sözünde durmuştur.

452 de, Roma üzerine yürüyeek, Batı Roma imparatorluğunun bu başkentini zaptetmek üzere iken, Papa Birinci Leon’un ayaklarına kapanması üzerine, şehri esirgemiş, oradaki medeniyet eserlerini ordusuna tahrip ettirmeye kıyamamıştır.

Bir aralık da, Attila, ordusu ile, Gallya içinde ilerlerken, o dönemde Lutetia adını taşıyan Paris’e yolu düşer. Büyük fatih şehre yaklaşırken, karşıdan gelen çok güzel bir kadın atının ayakları altına kendini atar. Attila’nın durması üzerine de, Paris’e uğramadan yoluna devam etmesi için yalvarır. Attila, adı Genevieve olan bu güzel kadının ricasını geri çevirmeye kıyamaz, Paris’e girmeden yoluna devam eder.

Katolik kilisesi Piskopos Lupus’u da, Papa Birinci Leen’u da, Genevieve’i de, diplomatik başarılarından dolayı, aziz ve azize ilan etmiştir.

Attila’nın centilmenliğine bir misal daha vereyim:

Roma imparatorunun öz kardeşi Prenses Honoria, Attila’ya uzaktan aşık olup, ona yüzüğünü göndermek suretiyle, evlenme teklifinde bulununca, Attila Prensesin onurunu kırmamak için, bu teklifi kabul eder görünerek, sanki evlenmeyi imparator engelliyormuş gibi, durumu idare eder.

Çünkü Attila kendisi, onuru ve milletinin haysiyeti konusunda çok hassastı. Burada bir parantez açmk istiyorum. çünkü İskitler’in Türk olduklarına dair bir delilimi burası için saklamıştım.

Fransız tarihçisi Amedee Thierry’nin “Historie d’Attila” adlı eserinde şu olay anlatılmaktadır :

Attila İtalya’da, Milano’yu zaptettikten sonra, bir turist gibi, şehri gezmeye çıkar. Sokakları dolaşırken, bir bina üzerinde bir resim dikkatini çeker.

“Tablo, sırtlarında al cübbeleri ve başlarında taçları ile, altın tahtlara kurulmuş iki imparatoru  temsil ediyordu. Onların ayakları dibinde ise, İSKİTLER  savaşta yenilmişler de merhamet diliyorlamış gibi, yerlere kapanmış halde idiler.
Attila bu küstahça tablonun derhal imha edilmesini ve yerine şöyle bir tablo yapılmasını emreder :
Attila kendisi, bir tahta oturmuş olacak, Roma Imparatorları ise, sırtları altın torbaları ile yüklü olduğu halde, Attila’nın ayakarı dibine altın döker durumda olacaklardır”

Yukarıdaki parça gösteriyor ki, Attila zamanında Hunlar’a, Avrupalılarca İskit deniyordu. Muhtemelen, Hunlar da kendilerine Saka diyorlardı.

Kaynak: Türklerin İlk Ataları- Adile Ayda

PAYLAŞ
Önceki İçerikLey Hatları
Sonraki İçerikLevitasyon
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER