İskenderiye Kütüphanesinin Çeşitli Devrelerde Tahribi

280
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

İskenderiye kentinde, M.Ö. 295’de Phaleronlu Demetri­os’un buraya gelişinden ve İskenderiye Kütüphanesi’nin kurulmasın­dan, Eski Yunan felsefesi geleneğini devam ettiren Atina Felsefe Okulu’nun, Bizans imparatoru Büyük lustinianos tarafından kapa­tılmasına (M.S. 529) kadar sekiz yüzyıllık bir zamanda pek çok kü­tüphane kurulmuş ve kitap toplanmıştır. Bu uzun sürede yüzyıllar boyunca antik kültürün önemli kültür merkezlerinden biri niteliğini korumuştur.

İskenderiye Kütüphanesi tarihte birkaç kez tahrip edilmiştir. Bunla­rın ilki I. Caesar’ın Mısır’a yaptığı seferle ilgilidir. Caesar M.Ö. 48 yı­lında Pompeius’u Pharsalos’ta yendikten sonra Asia eyaletine gitti.
M.Ö. 55’de Mısır’dan kovulan Mısır kralı Ptolemaio Xlll. Auletes, Pompeius’un yardımı ile Mısır tahtını tekrar elde etmişti. Onun oğ­lu Ptolemaios XIV. ile kardeşi Kleopatra Vll., Pompeius Mısır’a geldi­ği zaman başta bulunuyorlardı ve taht kavgası yapıyorlardı. Ptole­maios XIV.’un kendisine yardım edeceğini sanan Pompeius, tam ak­sine, I. Caesar’ın daha kuvvetli olması nedeniyle Mısır’a sokulmamış ve öldürülmüştü.

Pompeius’dan kısa bir süre sonra Caesar da küçük bir donanma ile İskenderiye’ye gelerek kente girdi. Mısır’ı Roma devletine katmayı düşünen Caesar bu kardeş kavgasından yararlan­mak istedi. Ancak İskenderiye halkı Caesar’a cephe almakta gecik­medi. Caesar ile Kleopatra kendi menfaatleri için karşılıklı ilişki ku­runca ve taht kavgası Kleopatra lehine sonuçlanınca, İskenderiyeli­ler sarayda ve yakın çevresinde Caesar ve Romalılar’ı kuşattılar. Ca­esar ise ancak deniz yoluyla dışarıyla bağlantı kuruyordu.
İskenderi­ye ordusu harekete geçince, Caesar da yardımcı kuvvetler ile birleş­ti ve yapılan savaşta (M.Ö. 47) Mısır kuvvetleri yenildi, İskenderiye Caesar’a teslim oldu. Mısır’ın idaresi Kleopatra ile Ptolemaios XV.’e verildi.

Bu savaşlar sırasında tahrip olan kütüphanenin veya kitapların yanması konusunda kaynaklarda bazı bilgiler varsa da Caesar, eseri olan De Bello Civile’de İskenderiye’deki savaşı anlatırken bu konu­ya yer vermez. Seneca, bu olaylar sırasında 40.000 kitabın yandığı­nı belirtir. Plutarkhos, bu savaşlar sırasında düşman tarafından Caesar’ın donanmasının yolu kesilince ateşle onları geri çekilmeye zorladığını, bu arada tersanelerin tutuştuğunu ve büyük kütüpha­nenin yandığını anlatmaktadır.

Modern araştırıcılar Caesar zamanındaki İskenderiye Kütüphane­si’nin yanması konusunda değişik fikirlere sahiptirler.
Böyle tartışmalı bir konuda üç ihtimal üzerinde durulabilir: Bunlar­dan biri İskenderiye Kütüphanesi’nin limandan yayılan ateşle tama­men yanmış olması ; diğeri bir kısmının yanmış olabileceği ; diğer ih­timal ise, sadece limanda yer alan doklarda bekleyen kitapların yan­mış olmasıdır.
Ayrıca bu kütüphaneye daha sonra Bergama Kütüphane­si’nden Antonius, Kleopatra için savaşta yanan kitapların karşılığı olarak 200.000 kitap verdiğine göre, hiç değilse bu kütüphane bina olarak yanmamıştır. Gerek yapı olarak gerekse kitap sayısı ola­rak kütüphanenin içindekiler ile birlikte Caesar zamanında tamamen yandığını düşünemeyiz.
Yanan bu kitaplar, Caesar tarafından Roma’ya götürülmek üzere bekleyen kitaplar olmalıdır. Bu durumda İskenderiye’deki kitapların bir kısmı ile doklarda bekle­yen kitapların yanmış olabileceği mümkündür.
Caesar’ın tahribinden sonra, Museion’dan sadece bilimsel araştırma merkezi olarak söz edilmektedir. Museion’a bağlı olan bu kütüpha­nenin ortadan kalkmasından sonra, Museion’un üyeleri Serapeion’u kullanmış olmalıdır. Belki de Museion’a bağlı olan bu kütüphane bü­tün teşkilatı ile Serapis Tapınağının yapı kompleksi içine taşınmış ve bu nedenle Serapeion Kütüphanesi’nden Museion olarak bir süre söz edilmiştir.
Roma döneminde imparator Claudius (M.S. 41 -54) eski İskenderi­ye’deki bu Museion’a kendi kitaplarını vermiş ve ancak halka açık bir yerde yirmi kitaptan oluşan Etrüsk Tarihi ve sekiz kitaptan olu­şan Kartaca Tarihi’nin burada okunmasını şart koşmuştur. Daha sonra imparator Domitianus (M.S.81-96) Roma’daki Octavia Porti­gi Kütüphanesi’nde yanan Eski Yunan kitaplarını, İskenderiye Kü­tüphanesi’ndeki nüshalarına bakarak ve bunlardan kopyalar yaptıra­rak yerine koyabilmeyi düşündü.

İmparator Traianus (M.S.98-117) zamanında burada çıkan Yahudi isyanının neden olduğu karışıklık­lar sırasında herhangi bir zarar görüp görmediğini bilmiyoruz. Söy­lediğimiz karışıklıklar sırasında kent büyük zarar gördüğüne göre kütüphanenin de bundan payını aldığı düşünülebilir. Traianus’dan sonra bir yüzyıl boyunca kaynaklarda bu kütüphane ile ilgili her­hangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu uzun devrede kütüphane­nin varlığını ve fonksiyonunu devam ettirdiğini sanıyoruz. Fakat onun gerilemesi ya da gelişmesi konusunda bir fikir edinemiyoruz.

İmparator Caracalla zamanında şiddet hareketleri (M.S.217) ve Ae­milianus’un isyanı (M.S. 269) sırasında kütüphane de zarar görmüş olmalıdır. Ayrıca imparator Caracalla zamanında, bizzat imparator, Museion ve kütüphanesini, buranın zengin vakıfarını ve burada ça­lışan bilginlerin maaşlarını kaldırdığından İskenderiye kenti ve bilim merkezi sönmeye başlamıştır.
Palmyra kraliçesi ünlü Zenobia’nın M.S. 271 veya 272 yılı başlarında Mısır’ı zaptı ile sonuçlanan sefe­rinde İskenderiye’ye de geldiğini biliyoruz. T. J. Haarhoff, Muse­ion’un Zenobia tarafından tahrip edilmiş olabileceğini ileri sürmek­tedir. K. Dziatzko, imparator Domitius Aurelianus’un (M.S. 270-275) Mısır’ı Zenobia’dan geri alması sırasında, Brukheion’un büyük bir kısmının tahrip olduğunu (M.S. 272) belirtmektedir. J. Sandy ise imparator D. Aurelianus zamanında, içinde kütüphanenin de yer aldığı, İskenderiye’deki geniş bölgenin tahribata uğradığını ve bu tarihte kütüphanenin çok zarar gördüğünü söyler. Bütün bu olay­ların hepsi de Kraliçe Zenobia ile ilgilidir.
Bir sonraki yüzyılda İsken­deriye’yi ziyaret eden Antakya’lı sofist Apthonios, Serapeion Kütüphanesi’nden söz etmektedir. Apthonios, tapınağın porticus’unun içindeki bölmelerin kitap koleksiyonlarının konduğu kısımlar oldu­ğunu belirtir.

İmparator Diocletianus zamanındaki bu hareketlerden Brukheion’un ciddi kayıplar vermeden kalabildiği sanılmaktadır. İmparator Aurelianus (M.S. 272) ile imparator Diocletianus’un (M.S. 296) ken­ti zaptı arasında sadece 24 yıl vardır. Bu iki kuşatmada kentin yapı­ları büyük ölçüde zarar görmüş olabilir. Bununla beraber, İmparator Diocletianus zamanında henüz İskenderiye Kütüphanesi’nde kitap­ların bulunduğu sanılmaktadır. Bütün bu olaylar sırasında İsken­deriye Kütüphanesi’nin tamamen ortadan kalkmadığı anlaşılmakta­dır. Çünkü daha sonraki devirlerde varlığını sürdürmektedir.

M.S. 391 yılında imparator I. Theodosius’un putperest tapınaklarını kapaması konusunda çıkarttığı buyrultu ile, İskenderiye’de putpe­restlerin merkezi olarak kalmış olan ünlü SerapisTapınağı veya Se­rapeion’un tahrip edildiği bilinmektedir. Bu tahripte başrolü İs­kenderiye patriği Theophilos oynamıştır. Burası Roma çağında Hristiyanlığa karşı eski kültürün korunduğu tek okul ve kütüphaneydi.
Sözü edilen okulun öğ­retim kadrosu kenti terk etmişlerdir. Kilise tarihçisi Sokrates, gramer­ci Ammonios ve Helladios bunlar arasındadır. Ancak Serapeion Kütüphanesi’nin ortadan kalk­masına rağmen kentteki bazı yüksek okul kütüphaneleri kültür fa­aliyetlerini desteklemeye devam ettiler.

Serapis Tapınağı’nın, İskenderiye Patriği Theophilos tarafından kili­se ve manastıra çevrildiğini (M.S. 391 ), ancak Serapeion Kütüpha­nesi’nin kurtulabildiğini söylemektedir . J. Butler ise, Serapeion Kütüphanesi’nin ve büyük Se­rapis Tapınağı’nın Histiyanlar tarafından yok edildiğine inanır.
Gerçekten de bu dönemde kütüphanenin hiç ol­mazsa bir kısmının yok edilmiş veya başka bir yere aktarılmış olma­sı inandırıcıdır. Bizans İmparatoru Marcianus (450-457) zamanında Kadıköy Konsili toplanarak (451) İskenderiye’deki monofizitlere karşı çıktı. 455 yılında ise Mısır valisine gönderilen bir emir ile Hel­lenistik kültürün ürünleri olan İskenderiye Kütüphanesi’nin yakılma­sını istedi. Böylece kütüphanenin kitapları yakıldı.

İskenderiye Kütüphanesi’nin Müslümanlar tarafından Mısır’ın fethi sırasında 642 yılında tahrip olduğu konusunda bazı iddialar ortaya atılmıştır. Halife Ömer’in emri ile Amr b. el-As tarafından yaktırıldı­ğı şeklindeki efsane, bazı araştırıcılar tarafından benimsenmiştir. Ancak pek çok bilim adamı, bunun gerçek olmadığını kabul etmişlerdir. Özellikle XlX. yüzyılın ikinci yansından itiba­ren İskenderiye Kütüphanesi’nin Müslümanlar tarafından tahrip edi­lip edilmediği çeşitli dillerdeki kitap ve makalelere konu olmuştur.
İskenderiye Kütüphanesi’nin Müslümanların 642 yılında Mısır’ı fet­hettikleri sırada halife Ömer’in emri ile Amr b. el-As tarafından yak­tırıldığına ilişkin haberlere gene İslam kaynaklarında rastlamaktayız. Bu konuda en eski bilgiyi verenler, sırası ile Abd el-Latif (1162-1231 ), İbn el-Kıfti (1173-1 248) ve Ehu’l-Ferec (1225-1286) olarak belirtilmektedir.
Abd el-Latif b. Yusuf b. Muhammed b. Ali el-Bağdadi’nin verdiği bilgi şu şekildedir: “Amud Süvari’nin etrafında bu direklerden işe yarar bir takım kalıntılar gördüm ki bunların bazıları sağlam bazıları kırık idi. Bu direklerin duruşu ve halleri gösteriyordu ki üzerlerinde vaktiyle tavan vardır. Bu direkler tavanı taşırdı. Amud Süvari üzerinde bir kubbe mevcut idi ve bu amuda istinat ederdi. Bu mahallin Aristoteles’in ve kendisinden sonra fırkasının ilim ve fen tesis olunduğu zaman inşa edilen Dar’ul-Ulum oldu­ğunu zannediyorum. Halife Ömer’in izni ile Amr b. el-As’ın yaktığı kütüphane işte bunun içinde idi”.

İbn el-Kıfti ise Teracim’ül-Hükema adlı eserinde bu konuda şunla­rı söylemektedir: “Nahivci Yahya, Amr b. el-As tarafından Mısır ve İskenderiye fetholunduğu zamana kadar yaşamış idi. Bu mem­leketler müslümanlar tarafından fethedildikten sonra Yahya, Amr’ın huzuruna girdi. Amr b. el-As, Yahya ‘nın ilim ve irfanındaki mevkiini, itikadını, Hristiyanlar ile vuku bulan sergüzeştini bildiğin­den kendisine bir mevki-i mümtaz tahsis etti. Yahya ‘nın teslisin hükümsüz kılınması ile alemin sona ermesi hakkındaki mütala­asını dinleyerek beğendiği gibi, Araplarca o ana kadar bilinmeyen mantıki kıyaslar il’ hikmetli sözlerine de meftun oldu. Amr b. el­As akıllı, söz anlar, fikir sahibi selim bir zat idi. Yahya’yı yanı­na aldı. Onu kendisinden hiç ayırmıyordu.
Bir gün Yahya, Amr b. el-As’a der ki: İskenderiye’yi bütün gelirleri ile ele geçirdiniz. Bul-duğunuz her şeye el koydunuz. Bunlardan size faydası olanlara karışmak istemem, fakat bir şey ki, size faydası yoktur, bizim ol­mak lazım gelmez mi? Bu gibileri bize veriniz.
Amr: Neyi istiyor­sun? diye sorar. Yahya: Kraliyet kütüphanesinde mevcut olan il­mi kitapları arzu ediyorum. Bunları muhafaza altına aldınız. Halbuki biz bunlara muhtacız. Sizin ise bunlardan bir kazancınız yoktur cevabını verir. Amr: Bu kitapları kim topladı? Hikayesi nedir? diye sorar.
Yahya kütüphanenin tarihini şu yolda nakleder: İskenderiye hükümdarlarından Batlamyus Filadelfus (M.Ö. 285) ilim ve alimlere rağbet ederek her taraftan ilmi kitaplar aradı. Toplanmasını emretti. Bunlara yerler tahsis etti. Bu sayede pek­çok kitaplar toplandı. Kitaplara bakmak memuriyetini İbn-i Mer­re adlı bir adama havale etti. Bunların topla­nıp getirilmesi, her ne fiyatla olur ise olsun satın alınması, satan kimselere teşvikat icrası hususlarında da bir adama mezuniyet verdi.
Amr b. el-As, Yahya ‘nın bu beyanatını takdir etmekle be­raber şayanı hayret bulur. Yahya: Fakat Emir-üt Mü ‘minin Ömer b. Hattab’dan izin istemeden bu hususta hiç bir emir veremem der. Yahya tarafından vuku bulan beyanattan bahisleneyapmak lazım geldiğini Halife Ömer’e sorar. Bunun üzerine Halife Ömer’den şu cevap gelir: Beyan ettiğin kitaplara gelince, bun­lar Kitabullah’a uygun şeyleri havi ise Kitabullah bizi onlardan müstağni kılmıştır. Allah’ın kitabına aykırı şeyler ise onlara ihti­yaç yoktur. Bunları yak.
Amr b. el-As bu kitapları İskenderiye ha­mamlarına dağıtmaya ve ocaklarında yaktırmaya başladı. Rivayete göre bu kitaplar o suretle ocaklara atılıp 6 ay zarfında tüketilmiştir. Bunu işitip de hayrete düşmemek kabil değildir” .
Daha sonra Xlll. yüzyılda yaşamış Hristiyan tarihçisi Ebu’l-Ferec de bu merkezin Müslümanla­ra kadar devam edebildiğini de belirtir.
İskenderiye Kütüphanesi’nin Müslümanlar tarafından yakılmış oldu­ğu konusundaki bilgi, görüldüğü gibi, en erken Xlll. yüzyıl yazarla­rında yer almaktadır. Fakat bunlarda verilen bilgiler doğru olamaz. Çünkü Abd el-Latif in verdiği bilginin ilk kaynak olduğunu ve onda gerçeğe uymayan olayların yer aldığını biliyoruz. Örneğin, Büyük İs­kender’in hocası olan filozof Aristoteles, onun söylediği gibi İsken­deriye’de değil, M.Ö. I. yüzyılda Atina ve Makedonya’da yaşamıştır.
Aynca Museion’u da İskender değil, Ptolemaios I. Soter ve Ptolema­ios II. Philadelphos inşa ettirmiş ve kurmuşlardır. Bu konuda bilgi ve­ren 2. İslam tarihçisi İbn el-Kıfti’nin verdiği bilgi de hatalıdır. Çünkü Amr b. el-As ile konuştuğunu söylediği Johannes Philoponos, İskenderiye’nin fethinden bir yüzyıl önce yaşamıştır. Bunun için, Kıf­ti’nin söylediği şekilde, çağdaş olmayan bu iki kişi arasında konuşma olması mümkün değildir. ilk bilgileri veren bu yazarlardan sonra gelen yazarlar da aynı yanlışları tekrarlamışlardır.
Orosius da V. yüzyılda kütüphanenin raflarının boş olduğunu söylediğine göre, zaten kütüphanenin Müslümanların burayı fethinden önce kitaplarını kaybetmiş olduğu anlaşılmaktadır. İster Museion ister Serapeion Kütüphanesi söz konusu edilmiş olsun, Müslümanların fethinden önce yani 391 yılında kütüphanenin Hristiyanlar tarafından tahrip edildiği anlaşılmaktadır.

Kaynak : Nuray Yıldız- Kalıntılar Ve Edebi Kaynaklar Işığında Antik Çağ Kütüphaneleri.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER