İskenderiye Kütüphanesinin Kuruluşu

220

Büyük İskender’in ölümünden (M.Ö. 323) sonra, kurduğu impara­torluk yirmi yıl kadar süren savaşların sonunda kumandanları ara­sında paylaşıldı. Daha önce Peisistra­tos’un Atina ve Polykrates’in Samos’da yaptığı gibi, Ptolemaioslar da krallıklarını kurduktan sonra güçlenmeyi amaçladılar ve bunu da belli bir kültür politikası izleyerek daha da kuvvetlendirdiler. Ele ge­çirdikleri yerlerde, Eski Yunanlılar kendi kültürlerini yayma politika­sına yöneldiler. Ayrıca seferleri süresince daima bilgin ve edebiyat­çıları yanında götüren ve ele geçirilen ülkelerde siyasal ve kültürel merkezler oluşturan, bu tür çalışmalara önem veren İskender’in et­kisi ile zaten bu fikri benimsemişlerdi.

Ptolemaios I. Soter (M.Ö. 304-285) ve onu izleyen Ptolemaios II. Philadelphos’un (M.Ö. 285-246) barışsever ve kültüre önem veren kimseler olması sayesinde, İsken­deriye kısa sayılacak bir zamanda devrin en önemli kültür ve ticaret merkezleinden biri haline gelmiştir.

Kendi kültürlerini yayma poli­tikaları yanında Mısırlılar’ın geleneklerine ve dinlerine saygı göste­ren Ptolemaios I. Soter, onların kanunlarını da yürürlükte bırakmış­tır. Serapis kültünü Mısır’a getirmiş ve kendisi de firavun ünvanını almıştır. Ptolemaios I. Soter’den sonra yerine gelenoğlu Ptolemaios ll. Philadelphos bilim ve edebiyata düşkün bir kişi idi, kitaplar top­luyor ve çeşitli koleksiyonlar yapıyordu. Onun bu merakı İskenderi­ye Kütüphanesinin kurulmasında önemli bir etken oldu.

İskender’in M.Ö 331’de kurduğu İskenderiye kentinin Brukheion mahallesinde Museion ve buna bağlı olan kütüphane, Rhakotis ma­hallesinde ise sonradan kurulan Serapeion Kütüphanesi yer alıyor­du. Brukheion mahallesi Yunanistan ve Makedonya’dan gelenlerin siyasal ve kültürel merkeziydi. Rhakotis mahallesinde ise çoğunluk­la yerli Mısırlılar oturmaktaydı. Burada ayrıca Yahudi kolonisi ve di­ğer Sami kökenli halk da yaşıyordu. Bu nedenle Museion’un Helle­nik niteliği açıkça görülüyor.

Ptolemaios I. Soter Mısır’a gelince burada birikmiş olan paraya el koydu. Böylece elde ettiği büyük maddi olanaklara ve geniş bir ala­na yayılan ticarete, İskender’den alınan fikir ve davet edilen Eski Yu­nan bilginlerinin yardımı eklenince, burada önce bir kültür merkezi ve bunun sonucunda da bir kütüphane kurma düşüncesini gerçek­leştirdi.

Ptolemaios I. Soter düşündüğü şekilde sarayına bağlı olarak bir kültür merkezi kurma fikrini gerçekleştirmek için Peipatos Oku­lu’nda yetişmiş olan Theophrastos’u Mısır’a çağırdı. Ancak onun bu teklifi reddetmesi üzerine Phaleron’lu Demetrios’a başvurdu (M.Ö. 296 veya 297). Kassandros tarafından M.Ö. 317’de Atina’ya vali ola­rak atanan Phaleron’lu Demetrios, bu sürede Atina’yı refaha kavuş­turdu. Ancak M.Ö. 307’de Demetrios Poliorketes’e karşı koyduğun­dan dolayı ölüme mahkum edilmiş ve bu görevden ayrılmak zorun­da kalmıştı. Ancak Phaleron’lu Demetrios’un sonradan Thebe’ye sü­rüldüğünü öğreniyoruz.

Kendisi İskender’i seven Atina’lı bir dikta­tördü. Theophrastos’un da öğrencisi olan Phaleron’lu Demetrios, onun reddettiği daveti kabul ederek İskenderiye’ye geldi. Böylece Aristoteles’in Peripatos Okulu’ndaki çalışmalarını İskenderiye’ye ge­tirme fırsatını buldu. Ancak kurmasını istedikleri kültür merkezi için bir de kütüphane gerekiyordu. Demetios kısa zamanda yetenek ve kültürü ile kendini göstererek Ptolemaios krallarının siyasal ve kül­türel danışmanı olmuştur.

İskenderiye Kütüphanesi’ni, Ptolemaios I. Soter’in mi yoksa Ptolema­ios II. Philadelphos’un mu kurmuş olduğu tartışmalı bir konudur. Kütüphanenin kuruluşu ve Phaleron’lu Demetrios’un yardımları ko­nusunda en belli başlı kaynak Aristeas’un mektubudur. Aristeas’ın mektubunda Tevrat’ın Eski Yunanca’ya çevrilmesinin hikayesi anlatılmaktadır. Bu mektubun M.Ö. 200-63 yılları arasında yazıldığı sanılmaktadır.
VI. yüzyıldan günümüze kadar bu konuda araş­tırma yapanlar, Aristeas’ın Hellenleşmiş bir Yahudi olduğunu, Yahu­di halkının kanunlarının ve kurumlarının övgüsünü yaptığını belirt­mişlerdir.

Flavius Josephus’un (M.S. 37- 100) anlattığı şekilde Ptolemaios II. Philadelphos zamanında ve Phaleron’lu Demetrios’un tavsiyesi ile Yahudi kanunlarının çevrilmesi şöylece olmuştur: Kral Ptolemaios II.Philadelphos’un sarayında görevli olan Phaleron’lu Demetrios hem kendi isteği hem de kralın emri ile çevreden kitap toplamaktadır.
Phaleron’lu Demetios, krala 20.000 kitap toplayabildiğini ve kısa zamanda bunu 500.000’e çıkartacağını söylemektedir. Bu arada Ya­hudiler’in ülkesinde değerli kanunlar bulunduğunu öğrenir, bu ko­nuyu araştırır ve bunların kralın kütüphanesinde bulunması gerek­tiğine karar verir. Krala bunu haber verdiği zaman, bu kanunların değişik bir yazı ile yazıldıklarını, fakat bir engel olamayacağını da belirtir. Bunları elde etmek isteyen kral ise bu iş için gerekli paranın bulunduğunu bildirir. Bunun üzeine Phaleron’lu Demetrios, krala bu konudaki isteğini Yahudiler’in baş rahibi Eleazar’a mektup yaza­rak bildirmesini tavsiye eder. Phaleron’lu Demetrios, krala yazdığı mektupta başrahip Eleazar’dan bu iş için, her kabileden en bilgili al­tı kişiyi gönderme talebinde bulunmasını ve bu kişilere kanunların çevrilme işinin verileceğini bildirmesini de tavsiye etmektedir.
Bu tavsiye üzerine kral da Yahudiler’in başrahibi Eleazar’a mektup ya­zarak çeviriyi yapmak için İbranice’yi iyi bilen her kabileden altı kişi istediğini anlatır. Bu işi görüşmek üzere kendisine muhafız askerle­ri komutanı Andreas ve Aristeas’ı hediyeler ile birlikte göndereceği­ni de ekler. Bunun üzerine Eleazar da krala yazdığı mektupta is­tediği altı kişiyi seçerek kanunlar ile birlikte gönderdiğini bildirir.
Yalnız çeviri işi bitince kanunları güvenlik içinde geri göndermesini kraldan rica etmektedir. 70 yaşlı kişi Mısır’a geldiklerinde krala, üstü altın harlerle yazılmış olan kanunların bulunduğu derileri su­narlar. Bu kişiler hergün sarayda çeviri işine devam ederler. Bu iş 72 günde tamamlanır.
Phaleron’lu Demetrios, oradaki bütün Yahu­diler’i toplayarak çeviriyi okur. Orada bulunanlar da bu yararlı çalış­mayı yaptıran Phaleron’lu Demetrios’u övgü dolu sözlerle kutlarlar. Beğenilen kanunlarda değişiklik yapılmamasına karar verilir. Kral, kitapları Phaleron ‘lu Demetrios’un elinden alarak onlara saygı gös­terir ve kitapların iyi bir şekilde korunmasını ister.

Flavius Josephus’un, Aristeas’ın mektubuna dayanan bilgiye göre İskenderiye Kütüphanesi’nde Kral Ptolemaios ll. Philadelphos zamanında ve Phaleron’lu Demetrios’un çabaları ile çok sayıda kitabın toplanmış olduğu anlaşılmaktadır. Aynca Yahudi ka­nunlarının da bu dönemde çevrildiği anlatılmaktadır.
Seneca, Titus Livius’un İskenderiye Kü­tüphanesi için “krallara uygun ve onların isteklerine göre kurul­muş” demiş olduğunu belirtir. Bu kütüphanenin gerçekten kralların servetine uygun bir yapı olarak övülmesinin doğru olacağını da söz­lerine ekler. İçerisinde 400.000 kitabın yanmış olduğunu anlatırken, kütüphanenin büyüklüğünü de belirtmiş olur.

İskenderiye Kütüphanesi’nin kuruluşuna ilişkin diğer bir kaynak da 1819 yılında F.Osann tarafından bulunan, V. yüzyılda yazılmış ve eski Collegio Romano Kütüphanesi’nde 4 C. 39 numarada kayıtlı, Plautus’un parşömen kodeksi üzerindeki scholium (kenar notu) dur. 1838’de F. Ritschl tarafından yayınlanmıştır.
Bu kenar notunda, Philadelphos lakaplı kral Ptolemaios’un çeşitli alanlarda bilgili olan Aitolia’lı Aleksandros, Khalkis’li Lykophron ve Ephesos’lu Zenodotos’u Eski Yunan yazarlarının şiirlerini toplamak ve bunları düzenlemekle görevlendirdiği belirtilmektedir. Ayrıca bunların kendi bilgi alanlarına göre aralarında iş bölümü yaptıklarını da öğreniyoruz. Bilgiye önem veren bu kralın, masrafları saray ta­rafından karşılanarak hemen hemen dünyanın her yerinden müm­kün olduğu kadar çok kitap toplattığı da bu kenar notunda anlatıl­maktadır. Aynca Phaleron’lu Demetrios ve diğer danışmanların yar­dımı ile biri sarayın dışında, diğeri ise içinde olmak üzere iki kütüp­hane kurdurduğu da söylenmektedir.

Antik kaynaklar da kütüphanenin ne kadar büyümekte olduğunu, kısa parçalar halinde olsa da, anlatmaktadır­lar. Böylece, İskenderiye Kütüphanesi’ni I. Ptolemaios kurmuş ve II. Ptolemaios da geliştirmiştir.
Kaynaklar ışığında, Antikçağda bu çapta büyük bir kütüphanenin ve ilim kurumunun henüz M.Ö. lV. yüzyıl sonlarında ve M.Ö. III. yüz­yıl başında kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

Kaynak : Nuray Yıldız- Kalıntılar Ve Edebi Kaynaklar Işığında Antik Çağ Kütüphaneleri.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER