İskit ve Saka Adının Kökeni

1088

İSKİT ADI

İskitler doğuda Çin Seddi’nden batıda Tuna nehrine kadar, 40. ve 50. paraleller arasında, yaklaşık 7000 kilometreden fazla bir sahaya yayılmışlardır (Piotrovsky 1976: 6). Bunun sonucunda çeşitli kavimler tarafından tanınmışlar ve bunların yazılı belgelerinde adlarından bahsedilerek, haklarında bilgiler verilmiştir. İskit adına ve onlarla ilgili bilgilere Grek kaynaklarında, Pers çivi yazılı metinlerinde, Asur ve Çin yıllıklarında rastlanmaktadır. Adı geçen kaynak, metin ve yıllıklar, dil, kültür ve coğrafya bakımından birbirinden farklı kavimlere ait olduğundan İskit adı bu belgelerde değişik şekillerde geçmektedir.

1) Grek Kaynaklarında İskit Adı

Uzak Kuzeydoğu bozkır bölgesi hakkında son derecede muğlak olan ilk bilgiler Odyssee, XI, 12-19’da Kimmerler’den bahsedilirken geçmektedir (Rostovtzeff 1931: 18). Biraz daha iyi anlaşılır bilgiler Hesiodos’ta MÖ 8. yüzyıldan sonra, kolonizasyon hareketlerinin başlaması üzerine ortaya çıkıyor. Bu dönemde Grek dünya anlayışı tamamen değişiyor ve mekân düşünceleri daha çok gerçek anlayışa yönelen yeni bir şekil alıyor (Junge 1939: 2). Hesiodos’un şiirlerinde İskitlere “Skudai” adıyla rastlanıyor (Ayda 1979: 288).

Grek kaynaklarında İskit adı ve İskitler hakkındaki bilgilere MÖ 8. yüzyıldan sonra sık sık rastlanmaktadır. Bu dönemden sonra bazı kaynaklar günümüze kadar ulaşamamıştır. Bu kaynaklarda İskit adı “Skythai” olarak geçmektedir (Kretschmer 1921: 923). Söz konusu kaynaklar arasında tarih açısından çok büyük önemi olan Herodotos’un Tarih’inde adları dahil İskitler hakkında çok kıymetli bilgiler verilmektedir. Hippokrates’te de İskit adı geçmekte ve özellikle İskitlerin gelenek ve görenekleri hakkında değerli bilgilere yer verilmektedir. Strabon’un coğrafyasında da İskit adı geçmekte ve onların hayat tarzı, gelenek ve görenekleri hakkında bilgi verilmektedir. Ayrıca, Thukydides’in Peloponnesoslular’la Atinalıların Savaşı ve Ksenophon’un Kyros’un Anabasisi adlı eserlerinde de İskitler’den bahsedilmekte ve İskit adı “Skythai” olarak geçmektedir.

2) Asur Kaynaklarında İskit Adı

Asur kaynakları tarih açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kaynaklarda birtakım tarihi olaylara, siyasi gelişmelere ışık tutabilecek noktalar vardır. Bilindiği üzere, yaklaşık MÖ 3100 yıllarında yazı Sümerliler tarafından icat edilmiş ve Mezopotamya’nın Kuzey ve güneyine dalgalar halinde gelerek yerleşen Sami kökenli kavimler tarafından geliştirilmiştir. Bu gelişmelerin değişik konulardaki bilgilerin günümüze kadar ulaşabilmesinde son derecede hayati bir rol oynadığına şüphe yoktur. Söz konusu kavimler içerisinde Mezopotamya’nın kuzeyinde yerleşmiş olan Sami kökenli kavimlerin kuzey kolunu oluşturan Asurluların önemli bir yeri vardır.

Asurlular, Mezopotamya’nın kuzeyine yerleşmeleriyle Anadolu, Kafkasya ve İran’da bulunan kavimlerle tanışma imkânı bulmuştur. Asurlular İskitlerle de tanışmıştır. Asur kaynaklarında İskitlerin adına, ilk kez Asur imparatorlarından Mısır fatihi Asarhaddon’un (MÖ 680-668) devrine ait vesikada “Gimirrai”lerden ve“Aşguzai“lerden bahsedilmektedir (Luckenbül 1968: 517). Çivi yazılı metinlerde geçen bu kavimlerden “Gimirrai”lerin Kimmerler ve“Aşguzai”lerin de İskitler olduğu kabul edilmektedir. Bu vesikaya göre, Asur imparatoru Asarhaddon, imparatorluğun kuzey[38] ve kuzeydoğu hudutlarını tehdit eden Kimmer ve Mannaların saldırılarını bertaraf etmek amacıyla İskit hükümdarı Bartatua ile anlaşmak yolunu tercih etmiş ve ona kızını vererek, İskitlerin adı geçen kavimlere karşı savaşmasını sağlamıştır.

3) Pers Kaynaklarında İskit Adı

Pers kaynaklarında da İskitlerin adına rastlanmaktadır. Bu kaynaklarda İskitlerden “Saka” olarak bahsedilmektedir. Sakalar yerleştikleri coğrafya, gelenek ve görenekleri dikkate alınarak üç ayrı grupta ele alınmaktadır.

İskitler hakkında bilgi veren ve onları üç grupta ele alan en önemli kaynak Pers Kralı Darius’a ait olan Behistun kitabesidir. Bu vesikaya göre, Sakalar, Saka tigrakhauda (sivri başlıklı Sakalar), Saka tiay para daray (denizin ötesindeki Sakalar) ve Saka haumavarga olmak üzere üç grupta incelenmektedir (Hermann 1933: 158).

Persepolis’ten Xerxes kitabesinde de Daha, Saka haumavarga, Saka tigrakhauda ve Skudra adları geçmektedir. Denizin ötesindeki Sakalardan burada fazla bahsedilmiyor (Junge 1939: 60-61), fakat denizin ötesindeki Sakalar için Skudra adının kullanılmış olduğu kesin olarak görülüyor. Sus ve çevresinde bulunmuş olan tuğlalar üzerine yazılı çivi yazılı tabletler üzerinde de İçkudra” (Susça) ve“Çkudra” (Persçe) adının Güney Rusya ve Karadeniz’in kuzeyindeki Avrupa İskitleri (Mordtmann 1870: 29), yani denizin ötesindeki Sakalar için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Adı geçen çiviyazılı metinlerde Omuvargafa adına rastlanılmaktadır (Mordtmann 1870: 42) ki, bunun Sakai Amyrgioi’yle (Herodotos IV: 64) şüphesiz aynı olan Saka halkının lakabı olduğu anlaşılmaktadır. Tigrakodap (Persçe, Tigrakhoda) adı da bu çivi yazılı tabletlerde geçmektedir. Şüphesiz bununla Jaxartes ırmağının yanında oturan Sakalar ifade edilmektedir (Mordtmann 1870: 61).[39]

4) Çin Kaynaklarında İskit Adı

İskitler hakkında yapılan çalışmalarda Çin kaynaklarından da yararlanılmaktadır. Ancak bu kaynaklarda sadece Orta Asya İşkilleri hakkında bilgi bulmak mümkündür. Asıl Çin kaynaklarını Tsan-Tsien’in biyografisi ve Batı ülkeleri monografisi oluşturmaktadır. Bu kaynaklarda Orta Asya İskitleri, “Sai ” ve“Sai-wang” şeklinde gösterilmektedir (Franke 1904: 46). Bu kaynaklarda çoğu zaman Sakalara, Sai adı verilmiştir. Batı Türkistan’a giden Sakalar ise, Sai-wang adı ile tanıtılmıştır. Çincede wang sözü“hükümdar, prens” demektir. Bu nedenle bu boyu, hükümdar soyu şeklinde tanıtanlar dahi olmuştur (Ögel 1981: 184). Eski Çincede Sak olan Sai şüphesiz Sakalar için kullanılmıştır (Haloun 1937: 251).

Sai halkları arasında An-shi, Chi-pin, Chüan-tu, Hsiu-hsun, So-chü, Su-lo, Wei-tou ve Wu-shan-li toplulukları bulunmaktadır. Asıl Sai halkları Türkistan’ın batı kısmındadır (Eberhard 1942: 137-139, 168).

5) İskit, Saka ve Sai Adlarının Karşılaştırılması

İskitler daha önce de belirttiğimiz üzere, Çin Seddi’nden Tuna nehrine kadar yayılmışlardır. İskitlerin bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılmaları, onların çok sayıda kavim tarafından tanınmalarına vesile olmuştur. Onların geniş bir sahaya yayılmış olduklarını yazılı kaynaklar açık bir şekilde göstermektedir. İskitlere ait arkeolojik malzemenin de bu geniş coğrafyadan çıkarılmış olması yazılı kaynakları desteklemektedir. Burada İskit adını aydınlatmaya çalıştığımızdan yazılı kaynaklar ön plana çıkmaktadır. Daha açık bir ifadeyle, Grek kaynaklarındaki Skythai, Pers kaynaklarındaki Sak,[40] Çin kaynaklarındaki Sai ve Asur kaynaklarındaki Aşguzai’nin aynı olup olmadığı, başka bir deyişle aynı kavim için kullanılıp kullanılmadığı meselesi ortaya çıkmaktadır.

İskitlerden değişik coğrafyalarda yaşayan ve birbirinden farklı dillerde konuşan toplulukların kaynaklarında bahsedilmiş ve İskit adı da bu kaynaklarda birbirinden değişik şekillerde yazılmıştır. Grekler esasen MÖ 8. yüzyılda kolonizasyon hareketlerinin başlaması sonucunda Karadeniz’in kıyısında İskitlerle tanışma imkânı bulmuştur. İskitler doğudan batıya doğru göç ettiklerinden ve Perelerin kuzey komşusu olduklarından dolayı onlar tarafından yakından tanınmıştır.

Pers kaynaklarında Saka haumavarga, Saka tigrakhauda ve Saka tiay para daray (Herrmann 1933: 13) olmak üzere üç Saka grubundan bahsedilmektedir. Pers kaynaklarında geçen Saka haumavarga, şüphesiz Herodotos’ta geçen Sakai Amyrgioi’yle (Herodotos VII: 64) aynıdır. Kelimenin etimolojisi karanlık olmakla beraber, basit olarak belki “Omargas Sakaları” ya da “Omargas’a tabi olan Sakalar” düşünülebilir (Mordtmann 1877: 42). Saka tiay para daray, yani denizin ötesindeki Sakalar olarak Karadeniz İskitleri düşünülmüştür. Greklerin dilinde Sakalara genel olarak“Skythai” denilirken, doğu Sakaları olan Saka haumavarga “Sakai”olarak adlandırılmıştır.

Herodotos, Sakalar olarak adlandırılan İskitleri başlarına yüksek, yukarıya doğru sivrilerek yükselen başlıklar giyen, pantolonları bulunan ve ülkenin şartlarına göre, muharebe silahı olarak yay, hançer ve balta taşıyan insanlar olarak tasvir etmektedir. Ayrıca, Greklerin İskit olan Doğu Sakalarını, Sakai Amyrgioi olarak adlandırdıklarını, Perslerin ise, bütün İskitleri Sakai olarak adlandırdıklarını (Herodotos VII: 64) belirtmektedir. Bizzat Persleri tanıyan Herodotos’un Perslerin bütün İskitleri Sakai olarak tanıdıklarını belirtmesi gerçekten büyük önem taşımaktadır ve Pers kaynaklarında üç Saka grubundan bahsedilmesi meselenin hallini kolaylaştırmaktadır.[41] Denizin ötesindeki Sakalar tabirinin Karadeniz İskitleri için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Asur kaynaklarındaki Aşguzai (İşkuzai) adı da Sakalar için kullanılmıştır. Çin kaynaklarında ise Sai adı geçmektedir. Klasik Çincede Sai, Sak olarak okunmaktadır.

Grek kaynaklarındaki Skythai’nin, Pers kaynaklarındaki Saka ile aynı olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır, fakat Grekler İskit tabirini daha çok Batı İskitleri, yani Hazar Denizi’nden Tuna nehrine kadar Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Sakalar için kullanmışlardır. Çin kaynaklarındaki Sai adı Doğu Sakaları için kullanılmıştır. Greklerin kullandığı İskit kelimesinin ad olarak Perslerin Sakalarını tam olarak karşılamasa da onların büyük bir kısmını karşıladığı anlaşılmaktadır. Grek kaynaklarındaki İskit adının Pers kaynaklarındaki Saka, Asur kaynaklarındaki Aşguzai kelimelerin karşıladığını söylememiz mümkündür. Çin kaynaklarında geçen Sai’nin de Pers kaynaklarında geçen Doğu Sakaları için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Çinlilerin batısında, Asurluların kuzeydoğusunda ve Greklerin doğusunda bir coğrafyaya yayılmış olan Perslerin Doğu Sakalarının Çin kaynaklarındaki Sai, Grek kaynaklarındaki Skythai’nin Pers kaynaklarındaki denizin ötesindeki Sakalarla aynı olduğu açıklığa kavuşmaktadır. İskitlerin çok geniş bir sahaya yayılmaları ve farklı kavimler tarafından tanınmaları ve kendi dillerinde adlarının ne olduğunun bilinmemesi meseleyi güçleştirmesine rağmen; antik kaynakların verdiği bilgiler, yukarıda da belirttiğimiz üzere, İskitlerin Sakalar olduğunu söylememizi mümkün kılmaktadır.

Kaynak : İlhan Durmuş – İskitler

PAYLAŞ
Önceki İçerikRuhsal Güçleri Geliştirme – Konsantrasyon Egzersizleri
Sonraki İçerikİskitlerde Yemin ve Kan Kardeşlik Merasimleri
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER