Keltler Kimlerdi?

674

Keltler, yaklaşık MÖ 800’den MS 400’e kadar Kuzey Avrupa’da yaşamışlardır. Çok farklı kabilelerden ve kavimlerden oldukları hâlde hepsi birbirine benzeyen diller kullanıyor, benzer biçimde yaşıyorlardı. Aynı kandan gelen tanrılara ve doğa ruhlarına inanıyorlar, cesur, korkusuz kahramanları onurlandırıyorlar, dinsel ve sihirli güçleri olduğu iddia edilen savaşçı krallar ile kraliçelerin peşinden gidiyorlardı.

Çoğu Kelt ailesi geçimini çiftçilik yaparak sağlıyordu. Özgür ve bağımsızlardı; ama klanlarının reislerine ve en tepedeki krala bağlıydılar. Kale içindeki kentlerde, ticaret ve el sanatları ile uğraşan Keltlerin yanı sıra binlerce Kelt köle de vardı.

Kelt kralları ve reisleri, iyi atlara ve savaş arabalarına binebilecek zenginlikteydiler; dalgalı, sihirli desenlerle bezeli silahlar kuşanırlar, takılar takarlardı. Keltlerin gündelik yaşamlarını, tanrıların ve ruhların düşsel ve tehlikeli Öbür Dünyası ile birleştirenler druid denilen rahiplerdi. Kahramanları öven şarkılar söyleyen, her kabilenin tarihinin, mitlerinin ve söylencelerinin kaydını tutan (şiir okuyan ve müzik çalan) ozanlara atıfta bulunurlardı.

“Kelt olmak”, bu zengin uygarlığın bir parçası olmak demekti. Keltler, etnik bir grup olmaktan çok, ortak bir yaşam biçimini paylaşan insanlardı. MÖ 4000 dolaylarında ekin ekip hayvan gütmeye başlayan Kuzey Avrupa’daki ilk çiftçilerin torunlarıydılar. Yeni bulunan DNA örnekleri, yaklaşık 10.000 yıl önce, son Buzul Çağı’nın sonunda, Kuzey Avrupa’ya gelen avcılar ve toplayıcılar ile kimi Keltler arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir.

Kelt uygarlığı, MÖ 1500 yıllarında, el sanatlarıyla uğraşan Keltlerin (bakır ve kalay karışımından elde edilen, tarih öncesi halklar tarafından ticaret yoluyla uzaklardan getirilen) bronzdan zırh ve miğfer yapmayı öğrenmeleriyle yavaş yavaş gelişti.

Onların torunları, MÖ 800 yıllarına gelindiğinde, daha sert ve dayanıklı olan demirden nasıl silah ve alet yapılacağını öğrendiler. Aynı zamanda, ağır, atlarla çekilen arabalar yaptılar, önderlerini göz kamaştırıcı hâzinelerle birlikte gömdüler; özgün Kelt tarzında ilk sanat ürünlerini yarattılar.

Keltler, MÖ 500’lerden itibaren en güçlü oldukları döneme girdiler. Daha iyi silah ve madeni araçlar, savaşçıların savaşlarda binmeleri için daha hızlı ve hafif savaş arabaları yaptılar. MÖ 200’lerden sonra, Kelt toprakları Roma ordularının ve Cermen kabilelerinin saldırısına uğradı. Keltler, MS 100 dolaylarında neredeyse tamamen yenilgiye uğradılar. Ancak Kelt kültürü, İrlanda ve Bretonya gibi Avrupa’nın uzak yerlerinde bin yıl daha varlığını sürdürdü.

Kelt Halklarının Zaman Çizelgesi
MÖ 10.000-8000 dolayları
Son Buzul Çağı’nın sonunda avcı-toplayıcılar Kuzey Avrupa’ya gelirler.
MÖ 4000 dolayları
Kuzey Avrupa’daki ilk çiftçiler.

MÖ 3000-1000 dolayları
Çiftçi krallar ve topluluklar devasa taş mezarlar yaparlar.
MÖ 1500-800 dolayları
Bronz Çağı – El sanatları ustaları bronz zırh ve silahlar yaparlar. MÖ 800-500 dolayları
Hallstatt Dönemi-Bilinen ilk Kelt kültürü bu dönemde yeşerir: Zengin krallar ve kraliçeler, demir silahlar, takılar, uluslararası
MÖ 500-200 dolayları
La Tena Dönemi- Kelt gücü zirvededir. Savaşçılar daha hızlı savaş arabaları sürerler; Keltler zengin komşularının topraklarına saldırırlar; el sanatları zenginleşir.
MÖ 200-MS 100 dolayları
Kelt toprakları Romalılar ve Cermen kabileleri tarafından istila edilir ve neredeyse tamamen ele geçirilir.

MS 500-1000 dolayları
Çoğu Kelt Hıristiyan olur, ancak kilise için çalışan sanatçılar Kelt geleneklerini koruyup sürdürürler. Kelt topraklarındaki yazarlar eski Kelt mitlerini ve söylencelerini derler ve korurlar.

Nasıl Biliyoruz? 

Gömülü Hazineler
Keltler ölümden sonra yaşama inandıklarından, kadınları, erkekleri ve çocukları, Öbür Dünya’daki yeni yaşamlarında ihtiyaç duyabilecekleri eşyalarla birlikte gömerlerdi. Zenginlerin mezarları bizlere birçok şey anlatır; yoksulların mezarlarının da açıklayıcı yönleri vardır. Zengin kral ve kraliçeler, savaşmaya ve eğlenmeye hazır olarak, silahları, takıları, atları, at arabaları, içki kadehleriyle birlikte gömülürlerdi. Hatta çoğu, şarabın karıştırılması veya sihir ya da dinsel törenler için kullanılan devasa kazanlarla birlikte gömülmüşlerdir.

Yoksulların mezarlarında az hazine, ama çok bilgi vardır. Örneğin, çocukların birkaç numara büyük ayakkabıyla gömülmesi, ailelerinin, onların Öbür Dünyada da büyümelerini sürdüreceklerini beklediklerini bize anlatır. Cadı olduğuna inanılan bazı yaşlı kadınların çene kemikleri, gömülmeden önce, belki de büyü yapmalarını ve lanetlemelerini engellemek için çıkarılmıştır.

Düşman Gözlemciler
Keltler, MÖ 500 dolaylarından başlayarak, okuma yazma bilen Yunanlar ve Romalılarla hem ticaret yapmış hem de savaşmışlardır. Yunan ve Romalı yazarlar, Kelt halklarına ilişkin gözleme dayanan tanıklıklarını bırakmışlardır; ancak bunlar kuşku duyularak okunmalıdır. Örneğin Yunanlar, Keltler için ilk kez bir ad (Keltoi) kaydetmişlerdir; ancak Keklerin bu adı kullanıp kullanmadıklarını bilmiyoruz.

Roma ordusunun kumandanları, Kelt savaşçılarının cesaretine hayranlık duymuşlardır; ama onları düşman olarak görmüşlerdir. Keltlerin vahşi, tehlikeli ve uygarlaşmamış olduklarını yazmışlardır. Ayrıca Keltlerin dinsel inançlarını da, muhtemelen doğru anlayamadıkları için onaylamamışlardır.

Anlamlı Öyküler
Mitler, insanların başka biçimde tanımlayamadıkları öykülerdir. Bir kralın savaşta neden yenildiğini, erkekler ile kadınların aşktan neden öldüklerini ya da gökyüzünde güneşin neden parladığını açıklarlar. Söylenceler ise belli bir yer ya da kişi ile ilişkilendirilen öykülerdir. Tamamıyla düşsel olabilirler ya da uzak geçmişin yeni bulunan ayrıntılarla karıştırılmış gerçek tarihlerini içerebilirler.

Kelt mitleri ve söylenceleri yüzyıllar boyunca hatırlanmışlar, ağızdan ağza geçerek kuşaktan kuşağa aktarılmışlardır. Ancak MS 500’lerden sonra, Kelt topraklarındaki Hıristiyan keşişler bu eski öyküleri derlemeye başlamışlar ve yazıya aktarmışlardır. Bugün bilinmeyen nedenlerden ötürü yazılı ilk metinler ortadan kaybolmuştur; ancak MS 1200 dolaylarına tarihlenen bazı kopyalar bulunmuştur. O kopyalar sayesindedir ki bugün hâlâ Kelt mitlerinin tadını çıkarabiliyoruz.

Avrupa dillerinde, özellikle de İngilizcede, “avon” (nehir) ya da “scone” (ufak yuvarlak kek) gibi birçok Kelt sözcüğü hâlâ vardır. Aileler, hâlâ çocuklarına Brian ya da Hugh, Bridget ya da Rhiannon gibi Kelt adları koymaktadırlar. Ayrıca İrlanda, İskoçya, Galler ve Bretonya’da binlerce insan hâlâ Kelt dilini konuşmaktadır.

Kaynak: Fiona Macdonald – Kelt Mitolojisi

PAYLAŞ
Önceki İçerikGergedan Boynuzu
Sonraki İçerikŞaman Olmak
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER