Sevr Antlaşmasının Mali Hükümleri

528

Sevr Antlaşması’nın bir bakıma en ağır hüküm­leri Türkiye’nin mali denetimine ilişkin olanı Mali Hükümler bölümündedir. Mali kısıtlamalar ve Ma­liye Komisyonu, yürütülen sürecin sonunda varı­lan aşamayı göstermesi bakımından önemlidir. Bu süreç Osmanlı İmparatorluğu’nun, Galata Banker­leri ile başlayan ve Osmanlı Bankası ve en sonun­da Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye İdaresi’ne ulaşan “akılsızca borçlanma” sürecidir.

Anadolu’nun bir köşesine sıkıştırılan Küçük Türkiye’nin eli kolu bu bölümle getirilen hüküm­ler sayesinde iyice bağlanmaktadır. (Bu bölüm 30 madde ve bir ekten oluşmaktadır.)

Antlaşma’nın 231. maddesinde şöyle bir gerekçe sergilenmektedir:

Türkiye bu savaş nedeniyle Müttefiklere bü­yük ziyanlar vermiştir. Türkiye’nin bunlara karşı tazminat ödemesi gerekir.

Türkiye küçük ve kaynakları kıt bir ülkedir. Hem bu tazminatları ödemesi hem de geliş­mesi gerekir. (Bu hükümde, Türkiye’nin ge­lişmesinden söz edilmesi ahlak kurallarına sığmayacak kadar çirkin bir alay gibi sırıt­maktadır.)

c. Bunun için gerekli önlemleri almak amacı ile bir Maliye Komisyonu kurulacaktır.

Bu gerekçe ile kurulacak olan Maliye Komisyonu’nun statüsü, görev, yetki ve etkinlikleri şöyle tespit edilmiştir:

MALİYE KOMİSYONU: İngiliz, Fransız, İtalyan ve danışmanlık niteliğinde olarak bir Türk temsil­ciden oluşacaktır. Komisyon üyeleri yalnız kendi hükümetlerine karşı sorumlu olacaklardır.

BÜTÇE: Maliye Komisyonu denetleme (ve el-koyma) işine BÜTÇE’den başlamaktadır. Türkiye Bütçesi, Parlamento’dan önce Maliye Komisyo-nu’na verilecek ve onun yapacağı değişikliklerle Parlamento’ya sunulacaktır. Parlamento’nun yapa­cağı değişiklikler de Maliye Komisyonu tarafından vize edilecektir. Maliye Komisyonu bütçenin uygu­lamasını da denetleyecektir.

TÜRK PARASI: Türk parasının değerini Maliye Komisyonu saptayacaktır.

BORÇLANMA: Maliye Komisyonu’nun onayı ol­madan Türkiye iç ve dış borçlanmaya gidemeye­cektir. Maliye Komisyonu Türkiye’nin borçlarının ödenmesini, borçların taksitlendirilmesini de de­netleyecek ve düzenleyecektir.

Türkiye’nin bütün borçları ödenene kadar Mali­ye Komisyonu görev ve yetkilerini kullanmayı sür­dürecektir. Maliye Komisyonu’nun süresi tamam­landıktan sonra Milletler Cemiyeti’nin yardımı ile yeni bir yönetim biçimi oluşturulacaktır.

Gerçek şudur: Türkiye’nin borçlarının ödenmesinin pratik olanağı yoktur. Yeniden hiçbir borç alınmasa bile eski borçların ödenmesi uzun yıllar sürecektir. Antlaşma’nın bu bölümüne ekli tablodan anlaşıldı­ğına göre borç ödemeleri 1931 ile 2010 yılları ara­sına yayılmıştır. Teçhizat-ı Askeriye Borcu 1961, Bağdat serisi 2010 yılına kadar amorti edilebile­cektir.

TAZMİNATLAR: Türkiye, Müttefiklere (kişi ya da kurumlar olarak) vermiş olduğu bütün zararları tazmin edecektir.

GELİRLER: Türkiye’nin bütün gelirleri (Düyun-ı Umumiye İdaresi’ne verilenler dışındakiler) MALİ­YE KOMİSYONU’nun emrine verilecek bunların kullanılmasını MALİYE KOMİSYONU düzenleye­cektir. Maliye Komisyonu Türkiye’de uygulanacak vergileri düzenleyecek; bu arada dolaylı vergiler Türkiye ile Maliye Komisyonu tarafından ortaklaşa belirlenecek; eğer bu konuda anlaşma olmazsa Maliye Komisyonu bu belirlemeyi Türkiye hükü­metinin onayı olsun ya da olmasın kendi başına ya­pacaktır.

İMTİYAZLAR: Maliye Komisyonu’nun müsaadesi olmaksızın hiçbir Türk uyruklusuna yeni imtiyaz verilmeyecektir.

YETKİLER: Türkiye, Muharrem Kararname-si’nde yazılı bütün yetkileri ve hakları Maliye Ko-misyonu’na devredecektir. Böylece Türkiye’nin Düyun-ı Umumiye içindeki (belli oranlarda para çekme hakkı gibi) olanakları da elinden alınmış ol­maktadır.

FONLAR: Türkiye birikmiş fonları (Gelibolu fo­nu gibi) Maliye Komisyonu’na devredecektir. (Bu tarihte Türkiye’nin mali kurumlarda birikmiş bazı paraları vardır. Sözgelişi İtibar-ı Milli Bankası’nda Darüşşafaka Vakfı, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, Do­nanma Cemiyeti, Evkaf Nezareti gibi kurumlara ve savaş sırasında yönetimde bulunan kişilere ait ol­mak üzere böylece birikmiş paralara daha önce, İs­tanbul’un ilk işgal aylarında (3 Mart 1919) İngiliz­ler tarafından el konulmuştu.)

YÖNTEMLER: Maliye Komisyonu’nun olağanüs­tü bir denetleme yöntemi olacaktır. Mali Konular bölümündeki Annex II. Fıkra 2’ye göre: Türkiye, Maliye Komisyonu üye ve görevlilerinin devletin bütün dairelerinde istedikleri biçimde denetleme yapmalarını kabul edecektir. Denetlemelerle ilgili olarak bu görevlilere hiçbir sorumluluk yüklenme­si söz konusu olmayacaktır.

Sevr Antlaşması’nın mali konulara ilişkin hü­kümleri bir devletin başka devletler tarafından eli­nin kolunun nasıl bağlanacağını göstermesi ve Türkiye’nin bir Afrika sömürgesi haline dönüştü­rülmesi bakımlarından bilimsellik taşımaktadır. Bu nedenle bu Antlaşma’ya DOKTRİN niteliğini yakış­tırmakta yanlışlık olmayabilir.

Ticari İlişkiler-Sınai Haklar-Taşınmaz Mallar Mülkiyeti-Yatırımlar

Antlaşma’nın 261-286. maddelerinde yer alan hükümlerde de bitmez tükenmez kısıtlamalar yer almaktadır:

Kapitülasyonlar sürecektir.

Müttefikler kendi posta işletmelerini tekrar kuracaklardır.

Maliye Komisyonu Türkiye’de uygulanacak vergileri düzenleyecektir.

Antlaşma’nın 268. maddesi şaşılacak bir an­layışı sergilemektedir. Bu maddeye göre, “Türkiye, eğer, uluslararası ticaret işlerine girişecekse bu etkinlikleri kendisine hâkimi­yet haklarına, ayrıcalıklara ve bağışıklıklara sahip olma hakkını vermeyecektir.” Bu mad­de açıkça, Müttefiklerin Türkiye’yi özgür, egemen bir devlet olarak kabul etmedikleri­ni ve etmeyeceklerini göstermesi bakımın­dan dikkat çekicidir.

Türkiye sınai mülkiyet konusunda 1883 Paris-Washington Antlaşması’nı uygulayacaktır.

Türkiye araba, tren, gemi kurtarma, beyaz tut­sak ticaretini yasaklama, pornografik yayınları ya­saklama ve benzeri konularda yapılan uluslararası antlaşmaları kabul edecektir.

Türkiye’nin yapacağı bütün iki taraflı antlaşma­lar Müttefiklerce denetlenecektir.

Antlaşma’nın 281-286. maddelerinde yer alan ayrıntılı hükümler, Türkiye’ye bırakılan alanda, o günlerin koşulları ve ortam içinde milli bir sanayi kurulmasını önleyecek hükümleri içermektedir. (Yaşayarak tanık olduğumuz üzere Türkiye, başka ülkelerde olduğu gibi, bugünkü sanayiini belli ko­ruma önlemleri içinde kurabilmiştir. Oysa Mütte­fikler hazır ellerine geçmişken, Türkiye’nin sanayi­leşme olasılığını ortadan kaldırmak için akıllarına gelen bütün bağlayıcı hükümleri bu Antlaşma’ya doldurma fırsatını kaçırmamaktadırlar.)

Kaynak: Sevr Dosyası – Cahit Kayra

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here