Sevr Antlaşmasının Mali Hükümleri

299

Sevr Antlaşması’nın bir bakıma en ağır hüküm­leri Türkiye’nin mali denetimine ilişkin olanı Mali Hükümler bölümündedir. Mali kısıtlamalar ve Ma­liye Komisyonu, yürütülen sürecin sonunda varı­lan aşamayı göstermesi bakımından önemlidir. Bu süreç Osmanlı İmparatorluğu’nun, Galata Banker­leri ile başlayan ve Osmanlı Bankası ve en sonun­da Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye İdaresi’ne ulaşan “akılsızca borçlanma” sürecidir.

Anadolu’nun bir köşesine sıkıştırılan Küçük Türkiye’nin eli kolu bu bölümle getirilen hüküm­ler sayesinde iyice bağlanmaktadır. (Bu bölüm 30 madde ve bir ekten oluşmaktadır.)

Antlaşma’nın 231. maddesinde şöyle bir gerekçe sergilenmektedir:

Türkiye bu savaş nedeniyle Müttefiklere bü­yük ziyanlar vermiştir. Türkiye’nin bunlara karşı tazminat ödemesi gerekir.

Türkiye küçük ve kaynakları kıt bir ülkedir. Hem bu tazminatları ödemesi hem de geliş­mesi gerekir. (Bu hükümde, Türkiye’nin ge­lişmesinden söz edilmesi ahlak kurallarına sığmayacak kadar çirkin bir alay gibi sırıt­maktadır.)

c. Bunun için gerekli önlemleri almak amacı ile bir Maliye Komisyonu kurulacaktır.

Bu gerekçe ile kurulacak olan Maliye Komisyonu’nun statüsü, görev, yetki ve etkinlikleri şöyle tespit edilmiştir:

MALİYE KOMİSYONU: İngiliz, Fransız, İtalyan ve danışmanlık niteliğinde olarak bir Türk temsil­ciden oluşacaktır. Komisyon üyeleri yalnız kendi hükümetlerine karşı sorumlu olacaklardır.

BÜTÇE: Maliye Komisyonu denetleme (ve el-koyma) işine BÜTÇE’den başlamaktadır. Türkiye Bütçesi, Parlamento’dan önce Maliye Komisyo-nu’na verilecek ve onun yapacağı değişikliklerle Parlamento’ya sunulacaktır. Parlamento’nun yapa­cağı değişiklikler de Maliye Komisyonu tarafından vize edilecektir. Maliye Komisyonu bütçenin uygu­lamasını da denetleyecektir.

TÜRK PARASI: Türk parasının değerini Maliye Komisyonu saptayacaktır.

BORÇLANMA: Maliye Komisyonu’nun onayı ol­madan Türkiye iç ve dış borçlanmaya gidemeye­cektir. Maliye Komisyonu Türkiye’nin borçlarının ödenmesini, borçların taksitlendirilmesini de de­netleyecek ve düzenleyecektir.

Türkiye’nin bütün borçları ödenene kadar Mali­ye Komisyonu görev ve yetkilerini kullanmayı sür­dürecektir. Maliye Komisyonu’nun süresi tamam­landıktan sonra Milletler Cemiyeti’nin yardımı ile yeni bir yönetim biçimi oluşturulacaktır.

Gerçek şudur: Türkiye’nin borçlarının ödenmesinin pratik olanağı yoktur. Yeniden hiçbir borç alınmasa bile eski borçların ödenmesi uzun yıllar sürecektir. Antlaşma’nın bu bölümüne ekli tablodan anlaşıldı­ğına göre borç ödemeleri 1931 ile 2010 yılları ara­sına yayılmıştır. Teçhizat-ı Askeriye Borcu 1961, Bağdat serisi 2010 yılına kadar amorti edilebile­cektir.

TAZMİNATLAR: Türkiye, Müttefiklere (kişi ya da kurumlar olarak) vermiş olduğu bütün zararları tazmin edecektir.

GELİRLER: Türkiye’nin bütün gelirleri (Düyun-ı Umumiye İdaresi’ne verilenler dışındakiler) MALİ­YE KOMİSYONU’nun emrine verilecek bunların kullanılmasını MALİYE KOMİSYONU düzenleye­cektir. Maliye Komisyonu Türkiye’de uygulanacak vergileri düzenleyecek; bu arada dolaylı vergiler Türkiye ile Maliye Komisyonu tarafından ortaklaşa belirlenecek; eğer bu konuda anlaşma olmazsa Maliye Komisyonu bu belirlemeyi Türkiye hükü­metinin onayı olsun ya da olmasın kendi başına ya­pacaktır.

İMTİYAZLAR: Maliye Komisyonu’nun müsaadesi olmaksızın hiçbir Türk uyruklusuna yeni imtiyaz verilmeyecektir.

YETKİLER: Türkiye, Muharrem Kararname-si’nde yazılı bütün yetkileri ve hakları Maliye Ko-misyonu’na devredecektir. Böylece Türkiye’nin Düyun-ı Umumiye içindeki (belli oranlarda para çekme hakkı gibi) olanakları da elinden alınmış ol­maktadır.

FONLAR: Türkiye birikmiş fonları (Gelibolu fo­nu gibi) Maliye Komisyonu’na devredecektir. (Bu tarihte Türkiye’nin mali kurumlarda birikmiş bazı paraları vardır. Sözgelişi İtibar-ı Milli Bankası’nda Darüşşafaka Vakfı, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, Do­nanma Cemiyeti, Evkaf Nezareti gibi kurumlara ve savaş sırasında yönetimde bulunan kişilere ait ol­mak üzere böylece birikmiş paralara daha önce, İs­tanbul’un ilk işgal aylarında (3 Mart 1919) İngiliz­ler tarafından el konulmuştu.)

YÖNTEMLER: Maliye Komisyonu’nun olağanüs­tü bir denetleme yöntemi olacaktır. Mali Konular bölümündeki Annex II. Fıkra 2’ye göre: Türkiye, Maliye Komisyonu üye ve görevlilerinin devletin bütün dairelerinde istedikleri biçimde denetleme yapmalarını kabul edecektir. Denetlemelerle ilgili olarak bu görevlilere hiçbir sorumluluk yüklenme­si söz konusu olmayacaktır.

Sevr Antlaşması’nın mali konulara ilişkin hü­kümleri bir devletin başka devletler tarafından eli­nin kolunun nasıl bağlanacağını göstermesi ve Türkiye’nin bir Afrika sömürgesi haline dönüştü­rülmesi bakımlarından bilimsellik taşımaktadır. Bu nedenle bu Antlaşma’ya DOKTRİN niteliğini yakış­tırmakta yanlışlık olmayabilir.

Ticari İlişkiler-Sınai Haklar-Taşınmaz Mallar Mülkiyeti-Yatırımlar

Antlaşma’nın 261-286. maddelerinde yer alan hükümlerde de bitmez tükenmez kısıtlamalar yer almaktadır:

Kapitülasyonlar sürecektir.

Müttefikler kendi posta işletmelerini tekrar kuracaklardır.

Maliye Komisyonu Türkiye’de uygulanacak vergileri düzenleyecektir.

Antlaşma’nın 268. maddesi şaşılacak bir an­layışı sergilemektedir. Bu maddeye göre, “Türkiye, eğer, uluslararası ticaret işlerine girişecekse bu etkinlikleri kendisine hâkimi­yet haklarına, ayrıcalıklara ve bağışıklıklara sahip olma hakkını vermeyecektir.” Bu mad­de açıkça, Müttefiklerin Türkiye’yi özgür, egemen bir devlet olarak kabul etmedikleri­ni ve etmeyeceklerini göstermesi bakımın­dan dikkat çekicidir.

Türkiye sınai mülkiyet konusunda 1883 Paris-Washington Antlaşması’nı uygulayacaktır.

Türkiye araba, tren, gemi kurtarma, beyaz tut­sak ticaretini yasaklama, pornografik yayınları ya­saklama ve benzeri konularda yapılan uluslararası antlaşmaları kabul edecektir.

Türkiye’nin yapacağı bütün iki taraflı antlaşma­lar Müttefiklerce denetlenecektir.

Antlaşma’nın 281-286. maddelerinde yer alan ayrıntılı hükümler, Türkiye’ye bırakılan alanda, o günlerin koşulları ve ortam içinde milli bir sanayi kurulmasını önleyecek hükümleri içermektedir. (Yaşayarak tanık olduğumuz üzere Türkiye, başka ülkelerde olduğu gibi, bugünkü sanayiini belli ko­ruma önlemleri içinde kurabilmiştir. Oysa Mütte­fikler hazır ellerine geçmişken, Türkiye’nin sanayi­leşme olasılığını ortadan kaldırmak için akıllarına gelen bütün bağlayıcı hükümleri bu Antlaşma’ya doldurma fırsatını kaçırmamaktadırlar.)

Kaynak: Sevr Dosyası – Cahit Kayra

PAYLAŞ
Önceki İçerikPsikoterapi Ne Demektir? Psikoterapi Çeşitleri
Sonraki İçerikNewton’un Evreni
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER