Tokuz Oğuz

218

Çin kaynakları Tokuz Oğuz’dan ilk kez onların Çinlilerle birlik olup Hie-Li (İliğ) Kağan’ın sonunu hazırladıkları 630 olayları vesilesiyle bahseder. Bu dokuz boy şunlardır: Uygur, Buku, Kun, Bayırku,Tongra, Sse-ki, Sıkar, Ki­pi ve Ediz .

Onların eski T’ieh-le (Teğrek>Kanglı) konfederasyonunun bir üyesi oldukları biliniyor. Mama­fih, VIII. yüzyıla girerken Uygurlar onlardan ayrılacak ve kendi başlarına dokuz boylu yeni bir federasyon kuracaklardır.

Oğuz sözcüğü Kök Türk yazıtlarında hep “bodun” yani “boy”un çoğul şekli olarak geçer (Tokuz Oğuz bodun kentü bodunum erti: “Dokuz Oğuz boyları kendi boylarımdı”, gibi).Dokuz boy da Türk kökenliydi. Nitekim, Çin kaynakları on­lardan haber verirken daima “Türklerin dokuz boyu” ya da “Do­kuz boyun Türkleri” deyimlerini kullanırdı.

Oğuz etimolojisi hakkında pek çok varsayım ileri sürül­müştür. Pelliot (1930), sözcüğü, ağuz-Oğuz’dan hareket ederek “ilk süt”e; Sinor (1950), Oğuz’dan öküz (buka)’e; Hamilton’ı izleyen Golden (1972), akrabalığı imleyen oğ-köküne kapılarak oğuş, oğlan, oğul gibi sözcüklere; ve en sonunda Baskakov “ö-” “düşünmek” kökünden gelen “akıllı, hikmetli” deyimlerine bağlar.

Tokuz Oğuz boyları, Altı Sir, İki Ediz, Bir Kerekülüg (belki de Kıpçak) boylarıyla On İki Türük (Türk) boyunun kurduğu bir federasyonun üyesiydiler. Tonyukuk ve Kül Tigin yazıtlarından anlaşıldığı kadarıyla onları Türük konfederasyonuna dahil etmek hiç de kolay olmamıştır. Kapağan Kağan zamanında Tonyukuk’la yapılan zorlu savaşlar sonucunda Oğuzlar pes etmişler, fakat Bilge Kağan dö­neminde defalarca başkaldırarak Kağana ve kardeşi Kül Tigin’e çetin günler yaşatmışlardır.

VIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Doğu Türk (Kök Türk) Ka­ğanlığının baz, yani tabii üyesi olan Tokuz Oğuzlar arasın­dan Uygurlar (Şine-usu yazıtındaki On Uygurlar) kutsal Ötüken tahtına oturduktan sonra (744), geriye kalan Sekiz Oğuz­ların Selenge ve Tula (Toğla) ırmakları dolayındaki illerini yavaş yavaş terk etmeye başladıklarını biliyoruz. Önce, Sıkar (Sığır) boyunun başkanı Abuz (A-pu ssu) Yabgu’nun buyru­ğu altında toplanan boylar, bu arada Buku ve Tongra boyları Çin’e doğru yollandılar. Çin yıllıkları yabgunun Kuzey Çin’de cereyan eden En Lu-shan isyanlarına karıştığını söyler.

Ne var ki, 752 yılına kadar süren bu serüven iki önder arasın­da çıkan anlaşmazlık sonucu bozulmuş, Abuz Yabgu da boy­larının bir kısmını toplayarak Ötüken’e geri dönmüştür. Fakat, 760’larda Uygur Kağanı Moyun Çor’la bir türlü uzlaşmayan Oğuzlar, bu sefer batıya doğru göçe koyulmuşlardır.

VIII. yüzyılın ikinci yarısında meydana gelen savaşların, bozgunların ve göçlerin Oğuzlara yeni bir federasyon kurma zemini hazırlayacağı belliydi. Abuz Yabgu’yla doğuya giden Buku ve Tongra boyları Ordos bölgesinde kalıp, federasyondan çoktan ayrılmışlardı. Buna karşılık, bu tarihten tam üç yüzyıl sonra Kaşgari’nin sö­zünü edeceği yirmi iki boylu Oğuza katılacak yeni boy­lar, o sıralarda, ortaya çıkmaya başlamışlardı. Bunların ikisin­den aşağı yukarı 750’lerde Tibetçe yazılmış bir Uy­gur belgesi bahsediyor:

“(II. Doğu Türk Kağanlığı’nın) hemen kuzeyinde Ba-ça-neg boyu vardır. Beş bin askeri olup, Horlarla (Uygurlar) savaş halindedir.Onların batısında Ha-la-yun-logTürk boyu vardır. Bu boy kalabalık ve zengindir. En iyi Türk atları onlardan çıkar.”

İkisinin de gelecekteki Peçenek ve Ula Yondlug (Alayuntlu) adlı Oğuz boyları oldukları kesindir. Aynı bölgede, on iki Türk boyu içinde zikredilen Çar-du-li boyu ise herhalde Ça- rukluğ boyu olmalıdır. Bu üç boya ay­rıca eski Uygur birliğinden olan Aymur-Eymür boyuyla Gardızi’nin Kimek federasyonunun bir üyesi olarak saydığı Bayundur-Bayandur boyunu da katmak gerekir:

“(Kimek boylarından) ilki İmi, İkincisi İmek, üçüncüsü Ta­tar, dördüncüsü Bayandur, beşincisi Kıpçak, altıncısı Lanikaz, yedincisi Ajlad’dır”.

Ula Yondlug, Çarukluğ, Eymürve Bayundur boylarının kökenlerinin II. Doğu Türk Kağanlığı çevresinde olduğu bellidir. Bunlar (ve de başkaları) büyük bir olasılıkla, VIII. yüzyılın ikinci yarısında Karluk göçüyle hemen hemen aynı dönemde (fakat ayrı yollardan) İrtiş Irmağı’nı aş­tıktan sonra Balkaş Gölü’nün kuzeyini izleyerek batıya varmış­lar, Sir-Derya’nın (Seyhun) doğusuyla Aral Gölü’nü çepeçevre saran bölgeye yerleşmişlerdir. Bu gö­rüş hem Bosworth’un, Oğuzların Güney Si­birya yoluyla batıya göçtükleri, hem de Sümer’in , Oğuz göçü stokunun On Ok’tan sağlandığı savlarıyla uzlaşır.

VIII.-IX. yüzyıllar arasında Sir-Derya Oğuz fede­rasyonunu kuran boyların bazıları Güney Sibirya yoluyla gö­çen, bazıları da (To-lu ve Nu-shih-pi) Sarısu üzerinden, On Ok’tan geriye kalanları toplayarak gelenlerdir. (Boz (uk) Ok gi­bi). Reşideddin’in Töger ile Türgiş (Dürgeş) arasında kurduğu ilişki bu bağlamda anlamlıdır.

XII. yüzyıl Arap tarihçilerinden İbn at-Athir Oğuzların ba­tıda ilk kez görünüşlerini şöyle anlatıyor:

“Bazı Horasan tarih yazarları onlar (Oğuzlar) hakkında da­ha belirgin bilgiler veriyor. Oğuzların, Halife Mehdi (775- 785) zamanında, uzaklardaki Türk Sind bölgesinden Mave- raünnehr’e geldiklerini söylüyorlar. (Dediklerine göre) İslamı kabul etmişler ve göz boyayıcılık yapan ve mucizeler gösteren al-Mukanna’ya yardım etmişlerdir.”

Bu tarihte Oğuzların İslamiyet’i kabul etmiş olmaları bir hayli abartmalı gözükse bile, 775’ten beri onların Sir-Derya’nın her iki yakasına sızmış oldukları İslam yazarlarınca doğrulan­mıştır.
Bu haberlerden ilki Tabari’den (IX. yüzyıl): “820-825 yılları arasında, Dokuz Oğuzlar Uşrana bölgesine ılgarlar düzenle­mişlerdi” diyor.

Kaynak : Sencer Divitçioğlu- Oğuz’dan Selçuklu’ya Boy, Konat Ve Devlet. 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER