Türklerin İlk Ataları-1

996
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın

Dünyada insanın damağı, dişleri, dili ve dudakları ile ilgili bir takım gerçekler vardır ki, insan hayatının her yönü ile ilgilenmesi gereken tarihçiler bu gerçeklere gereken önemi vermezler. Esasen, uzmanlaşma denilen şey yüzünden, tarih bilginleri Fonetik diye bir şey bilmezler. Dilciler ise, Ses bilimini tarihe uygulamayı düşünmezler.  Halbuki, fonetik olaylara değer verilip, bunlar ele alındığı ve incelendiği zaman, çok önemli sonuçlar elde etmek mümkündür.
Tıpkı eşya gibi, milletlerin dillerindeki sesler, harfler, kelimeler de, zamanla aşınır, solar, eskir, delinir.

Bazı milletlerin ağız yapısı bazı harfleri telaffuz edebilecek durumda değildir. Çinliler R’li, Yunanlılar Ş’li kelimeleri söyleyemezler.

Biz Türkler kelime veya hece başında yan yana yer lan iki sessiz harfi telaffuz edemeyiz. Fransızlardan aldığımız “station” kelimesinin başına bir İ getirip, “İstasyon” yapmışız.

Orta Asya Türkleri, Anadolu halkı ve Fransızlar  hece sonlarındaki N harfini NG gibi, nazal olarak (burundan) söylerler : Senin (g) atan (g) , Niye gelmiyon (g) ?, Un(g) bon ( g) garçon{g) .

Bir de eğilimler vardır. Ruslar O’ları A’ya çevirmeye eğilim duyarlar : Komünist’e Kamünist, Komitet’e Kamitet, Bolşoy’a Balşoy derler.

İngilizler bazen A’Iarı E’ye dönüştüler: Hanım anlamındaki Lady’nın: okunuşu Ledi, tembel anlamındaki Lazy’nınki Lezi, bebek anlamındaki Baby’ninki de Bebi’dir. Bu yukarıdaki” kelimelerin aşınması, eskimesi değil de nedir ?

Doğrusunu söylemek lazım gelise, bugün İngiliz imlası ile İngiliz telaffuzu arasında bir ilişki kalmamıştr. İngilizler “Russia’- yazılan kelimeyi “Röşe”, “cough” yazılan kelimeyi de “koaf” okurlar.

Bazı Türk lehçelerinde de A’ları O’ya çevirme eğilimi görülmektedir. Mesela, Yakut Türkleri Kaymaya Koymokh, derler ; özbek Türkleri de memleketlerine “özbekiston”  derler.

Bazı milletlerde O’ları U’ya dönüştürme eğilimi görüyoruz .

İngilizler “iyileştirmek” anlamındaki “improve” kelimesini ki bir zamanlar, her halde, “improv” diye telaffuz ederlerdi) bugün “impruv” şeklinde söylerler. Bazı Türk lehçelerinde “orman” kelimesi “urman” telaffuz edilir.

Latinlerin C harfinin başına gelen pek acayip olaya da delinme diyebiliriz. Bu harf Miladdan önceki dönemde her zaman K sesini verirdi. Büyük Göçler ve Ortaçağ’ın karışık döneminden sonra C harfi dejenerelik göstererek, bazı hallerde görevine ihanet etmeye başladı. Şöyle ki, bugün bu harf A, O ve U’dan önce eskisi gibi K sesini verdiği halde, E, İ ve Y den önce, fransızcada S sesini, italyancada Ç sesini vermektedir. Bunun sonucunda, Romalı hukukçu ve hatip KİKERON’un adı, Ortaçağ yüzyıllarından beri, Fransızlar tarafından SİSERON, İtalyanlar tarafından ÇİÇERON olarak bilinmektedir.

Y harfinin de eski çağlardaki fonetik maceraları enteresandır.

Bilindiği gibi, Yunan medeniyeti Yunanistan’da değil, Batı Anadolu’da doğmuştur. Yunan edebiyatının ilk büyük eserleri Yunanlıların Batı anadolu’daki kolonilerinde yazılmıştır. Yunan mediyetinin Atina’da gelişmesi, Etrüsklerin İtalya’ya varmasından yedi sekiz yüzyıl, Roma’nın kuruluşundan iki yüzyıl sonradır.

Eski Yunanlılar ayrı lehçeler konuşan ayrı gruplar oluşturuyordu. Batı Anadolu’da koloniler
kurmuş olanlara İYONYALI denirdi.

Yunan dili tarihçilerine göre, Yunan alfabesini kullanan ilk Yunanlı gruplarda Y harfinin büyüğü de, küçüğü de U sesini verirdi.

Atina Yunanlıları, bu harfin Baş harfini kuyuklu olarak, küçük harfini ise, kurusuz olarak
alfabelerine aldılar. Ancak Atinalının ağzında bu harf hemen dejenere olmaya başladı. Klasik çağa, yani V. yüzyıla doğru artık bu harf U sesini değil, Ü sesini veriyordu. Yunan alfabesinde ÜPSiLON adını taşıyan bu harfin görev değiştirip, U değil de, Ü sesini vermeye başlaması üzerine, bu sefer Atina Yunanlıları, U yazmak gerektiği zaman üpsilon’un önüne bir O getirmeye mecbur olmuşlardır. Nasıl ki, bin şu kadar yıl sonra, Fransızlar ayni şeyi yapacaklardır.

( Başka milletler Yunanlılara GREK veya HELLEN dedikleri halde, biz, Araplara uyarak, Yunanlı demişiz Araplar Yunanıstan Yunanlılarından önce, coğrafi yakınlık sebebiyle, İyonyalı Grekleri tanımışlar ve İYONYA kelimesinden, kendi dillerinin kurallarına göre YUNAN kelimeslni çıkarmışlardır.) Yunan alfabesinde her harfin bir adı vardır, Birinci
harfin adı ALPHA, ikinci harfin adı BETA dır, Bu iki harfin adının birleşmesinden ALPHABET kelimesi doğmuştur; Nasıl ki, arapçadaki ELİF ve BA kelimelerinin birleşmesinden ELİFBA kelimesi doğmuştur.

Y harfinin macerası bu kadarcıkla kalmıyor.

Etrüskler millet olarak erimeye, yok olmaya başladıktan sonra, M.ö. II. yüzyılda, Romalılar Atina’yı da ele geçirirler. Yunan kültürü ile yakından temasa gelince, bu kültüre büyük hayranlık duyarlar ve vaktiyle Etrüskleri taklit ettikleri gibi, bir çok alanlarda Yunanlıları taklide başlarlar. Bu arada Yunan dilinden kendi dillerine bir çok kelime de aktarırlar.

Alınan kelimeler arasında bazıları üpsilon ile yazılan kelimelerdir. Latin alfabesinde ise, bu harfi karşılayan, yani Ü sesini veren harf yoktur. Alfabede Ü hafi olmadığı gibi, Latin dilinde de Ü sesi yoktr. Yunancadki Üpsilon’u olduğu gibi alsalar? Fakat bu harfe benzer bir harf zaten Latin alfabesinde vardır. Üstelik bu harf iki ayrı görev yerine getirmektedir. Hem U sesini veriyor, hem V sesini. Bir de üçüncü bir görev mi üzerine alsın?

Fakat Latinlerin dil bilginleri biliyorlardı ki, vaktiyle, bazı Yunan gruplarında, Üpsilon’un yalnız büyüğü (Başharf olanı) değil, küçüğü de kuyruklu idi (Y-y) . Gerçi bunlar U sesini veriyordu. Fakat niçin bunları Ü niyetine kabul etmemeli ? Nitekim ettiler.

Problem de o zaman başladı. Niye ? Çünkü Latinlerin ağız yapısı o şekilde idi ki, ne zaman Yunanlılardan alınmış kelimelerdeki Üpsilon’u telaffuz etmek isteseler, ağızlarından Ü yerine İ sesi çıkıyordu. Mesela. “su” denen şeyin şairane adı olarak kabul ettikleri ve Yunanlıların Lümfa telaffuz ettikleri kelimeyi “Lympha” yazdılar, fakat “limfa” telaffuz ettiler.

Problemin katmerleşmesine Fransızlar sebep oldu. Bilindiği gibi, Fransızlar, Romalıların egemenliği sırasında kendi dillerini kısmen kaybedip, latince konuşmaya başlamış ve bu latinceyi de deforme etmiş, Franklarla karışık Gallyalılardır. Ü harfini mükemmelen telaffuz edebilmekte idiler. Buna rağmen, Latinlerin Yunanlılardan aldıkları Üpsilon’lu kelimeleri fransızcaya naklederken, sözkonusu harfi İ olarak naklettiler. üstelik alfabelerde, imla.da, tarihte bin bir karışıklıklar, yanlışlıklar, anlaşmazlıklar doğuracak olan bir şeyi yaptılar : Y harfine YUNAN İ’si (İ grec) dediler. Bu, koca bir yalandı :
Y hafi Yunanlılarda hiç bir zaman İ olmamıştır, ancak Latinlerde İ telaffuz edilmiştir. Bu yalan veya yanlış ifade yiizünden, az mı tarihçinin, az mı dilcinin kafası karışmış, az mı yanlış tarih, lengüistik, edebiyat kitaplarında ve sözlüklerde yer almıştır.

Yukarıda bazı fonetik olaylar hakkında bilgiler verdik. Bu bilgilerin ışığında, bizi ilgilendiren bazı alan ve kelimelerin, deforme olmadan önceki şeklini yani ASLINI bulup çıkarmaya çalışalım.

Devam yazısı için buraya tıklayın

Kaynak: Türklerin İlk Ataları-Adile Ayda

PAYLAŞ
Önceki İçerikHint Simyası
Sonraki İçerikTürklerin İlk Ataları-İskitler-2
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum. Yüzüklerin Efendisi ve Türkler üzerine (Orta Dünya'nın Analizi) kitap çalışmam tamamlandı. Yakın zamanda yayımlanacak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER