Türklerin İlk Ataları-İskitler-2

647

Biz Türkler, bu kelimeyi ne Fransızlardan, ne de Almanlardan almışız. Fransızlar kelimeyi “Scythes” yazarlar, biliğimiz sebepten dolayı SİT okurlar. Her konuda ilmi olmaya çalışan Almanlar bu adı “Skythe” yazarlar, SKÜT okurlar.

Biz kelimeyi SKİT olarak belki Araplardan almışızdır. Belki de hem fransızca, hem almanca bilen bir tarihçimiz, hem Fransızlardan, hem Alman’lardan yararlanarak, bu melez kelimeyi uydurmuştur. Zamanla . da, “İstasyon” da olduğu gibi, biz bu melez kelimenin başına bir İ getirmişizdir.

İskitler hakkındaki en eski tarihi belgeler Yunan dilinde olduğuna ve bu millete ilk defa Yunanlılar ad koyduğuna göre, bu ad önemlidir. Yunanlı tarihçiler, Herodot ve diğerleri, İskitlerden hangi adla söz ederler ? Elimizdeki yunanca Herodotta, Yunan harfleriyle yazılmış şu şekli buluyoruz : SKÜTHAİ

(İngilizler kelimeye bir ek eklemeyi uygun görmüşlerdir : “scythian” yazıp, SİTYIN okurlar) Tabii alfabenizde TH’in karşılığılı olarak tek harf olmadığından, yunancadaki sesi vermek için iki harf kulllanıyoruz. Yunancada bu ses için tek harf vardır.

Klasik çağ yunancasında da, bugünkü yunancada da İskitler anlamına gelen bu kelimeyi tahlil edelim. Kelime üç bölümden oluşmaktadır Birinci hece, SKÜ, kelimenin köküdür. Sondaki Aİ eki yunanca çoğul ekidir. Ya ortadaki TH harfi (yunancada tek harf) nedir? O da, telaffuzu kolaylaştırmak için, kelimenin içine sıkıştırılmış bir harf, bir çeşit motor yağıdır. çünkü Skü-ai şeklindeki bir kelimenin telaffuzu güçtür.

Sküthai” kelimesini oluşturan üç unsurdan en önemlisi, bizim için, kelimenin kökü olan “Skü” dür. Burada kelimenin aslını, yani en eski şeklini aradığımıza göre, bir noktayı hatırlamamızda yarar vardır : Biliyoruz ki, yunancada Ü sesini veren Üpsilon daha önce bir U idi. Şu halde SKÜ’yü eski şeklinde yazmak istersek, şöyle yazmalıyız : SKU.

Evet, Yunanlıların İskitlere, en eski zamanlarda verdikleri ad “Sku” idi. Ancak burada bir noktayı daha hatırlatmam gerekiyor : Herodot İskitlerin hepsine “Sküthai” demiyor, bir bölümüne SAKAİ diyor. Bu kelimeyi Fransızlar, Latinlerin aracılığı ile aldıkları için, “Saces” yazarlar, “Sas” okurlar. Almanlar ise, doğrudan doğruya Yunanlılardan aldıkları için “Sak_en” yazarlar ve “Sak-en” okurlar.

“Sku” kelimesini incelemeye devam edelim :

Daha önce burada A’ların O’ya, O’ların U’ya dönüşme eğiliminden söz etmiştik. Bazı sesli harflerin yutulması ise, her dilde görülen olaylardandır. (“Sütlü aş” kelimesinden bozma “sütlaç” da iki harf birden yutulmuştur.)

Şimdi, dolambaçlı yollara sapmadan, sözü uzatmadan  önemli BULUŞUMUZU ortaya koyalım :

Yunanlıların SKU’su SOKO’nun, Soko da SAKA’nın bozulmuşundan başka bir şey değildir.

A’ları A telaffuz eden İskitler, yani SAKALAR, kendilerini Yunanlılara tanıtırken (belki de sağ elleri ile göğüslerine vurarak) : BEN SAKA demişler. Yunanlılar bunlara SAKAİ adını vermişler. Latinler kelimeyi SACAE, Fransızlar da SACES ( SAS) yapmışlardır.

A’ları O telaffuz eden İskitler, yani SAKALAR ise, kendilerini tanıtırken, “BEN SOKO'” demişler. Çok kapalı bir O kullandıkları için, Yunanlılar bunu “BEN SUKU” şeklinde işitmişler. “Suku” adını çoğullaştırmak isteyince, önce SUKU-A;, daha sonra SUKUTHAI demişler. Derken, birinci U kaybolmuş, kelime SKUTHAİ şeklinde kalmış. U harfinin dejenere olup, Ü’ye dönüşmesi üzerine de, kelime SKÜ-TH-Aİ haline gelmiştir.

Şimdi SKÜTHAİ kelimesinın kökünü oluşturan SKÜ veya SKU’nun SüKO’dan geldiğini bizzat Herodot’tan bulup çıkardığım bir delil ile ispat edeceğim. Bunun için bir az Fonetik bilimini bir tarafa bırakıp, Psikoloji biliminin yardımından faydalanmamız gerekecektir.

Biz, bugünkü insanlar tarihi şahsiyetleri de, eski tarihçileri de gözümüzde büyütüyor, onları olağanüstü varlıklar olarak kabul ediyoruz. Onlarda da insani zaflar bulunabileceği, yanılmak, unutmak, boş bulunmak, dalgınlık göstermek gibi şeylerin, tıpkı bizim gibi, onların da başına gelebileceği aklımızdan bile geçmiyor. Halbuki onlar da insandı ..

Biliyoruz ki, Herodot, İskitler hakkında bilgi toplamak için, ahalisinin yarısı Yunanlı, yarısı
İskit olduğu, Olbia adlı sınır şehrine kadar gitmişti. Elbette ki orada, ya yunanca bilen Sakalardan, ya da sakaca bilen Yunanlılardan bilgi aldı. Olabilir ki, bunların tercümanlığı ile, nesilden nesle geçmiş sözlü milli tarihi bilen yaşlı ve bilgili Sakaları konuşturdu ve aldığı bilgileri unutmamak için, (ne üzerine yazı ise, ne ile yazdı ise) bir takım notlar aldı.

Bütün bunları niçin mi anlatıyorum ? Herodot’un kitabının bir sahifesindeki iki satırcık münasebetiyle anlatıyorum :

Herodot, çeşitli İskit gruplarını sıraladıktan sonra, şöyle der:

“Ve hepsinin birden adı SKOLOT’dur. Halbuki Hellenler onları Sküthai diye adlandırırlar”

En ufak şüphe yoktur ki, Herodot’a bilgi veren, A’lan O telaffuz eden Saka ona şöyle demiştir :

“Hepimizin birden adımız SOKOLOR‘dur”
Herodot ya yanlış işitti , ya da kelimeyi yanlış not etti.
Her halde, İskit diye de, Scythes diye de, Sküthai diye de bir kavim yoktur. SOKO-lar, yani SAKALAR vardır.

Kaynak Adile Ayda- Türklerin İlk Ataları

 Devam yazısı için tıklayın

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması "Orta Dünyanın Analizi" çıktı.Yazarından imzalı satın almak için Tıklayın
PAYLAŞ
Önceki İçerikTürklerin İlk Ataları-1
Sonraki İçerikTürklerin İlk Ataları-Chou-3
36 yaşındayım. Yıldız Teknik Harita Mühendisliği mezunuyum. Taşınmaz değerlemesi yapıyorum. Bilim,uzay, tarih,arkeoloji konularına ilgi duyuyorum. Ön Türk Tarihini araştırmaktan keyif alıyorum.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER