Kybele – Kibele Kültü

0
1632

Kybele, bitkiler ve hayvanlar aleminin yöneticisi ve sahibesidir. Kent koruyuculuk özelliği bulunan Tanrıça Bu özelliği neticesinde ülkeleri ve kentleri korumak adına Anadolu’dan Yunanistan ve Roma’ya taşınmıştır.

Kybele kültü, kökeni Paleolitik Çağ Venüs’lerinden Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağı Ana Tanrıça’larına kadar uzanan, frig egemenliği altında, o güne kadar taşıdığı imgelem ile birlikte yeniden biçimlenerek Roma dönemi dahil olmak üzere gücünü ve etkisini artırarak varlığını ortaya koyan evrensel nitelikli bir külttür.

Kybele adına ilk olarak M.Ö 7. yüzyıl Frigya bölgesi yazıtlarında rastlanır. Tanrıça Phryg dilinde ilk olarak Matar (Ana) olarak adlandırılmış sonraki dönemlerde ise Meter Thea (Ana Tanrıça) olarak tapınım görmüştür. Kybele adı tanrıçanın Phryg dilindeki sıfatı kubileya’dan (dağın) türetilmiştir (Roller, 2004). Kubileya sıfatının kullanımı ile tanrıçaya “dağın anası” olarak seslenildiği anlaşılmaktadır.

kybele-frig

Ana Tanrıçanın sahip olduğu ad ve sıfatların fazlalığı dikkat çekicidir. Bu durumun, Tanrıça’nın farklı kültür bölgelerine yayılmışlığının ve taşıdığı evrensel niteliğinin sonucu ortaya çıktığı savunulabilir.

Sümer’de; İnanna
Babil’de; İştar, Astarte
Mısır’da; İsis
Suriye’de; Atargatis
Kenan bölgesi ve Fenike’de; Anat ve Astarte
Girit’te; Rhea
Kültepe tabletlerinde; Kubaba
Hitit kaynaklarında; Hepat
Hititler’de; Arinna’nın Güneş Tanrıçası
Frigya’da; Kybele, Agdistis
Lydia’da; Kybebe, Kubebe
Lykia’da; Kybele
Komana Pontika (Karadeniz Ereğlisi, Tokat bölgesi’nin 9 km
kuzeydoğusunda) ve Kappodokia’sında; Ma
Efes’te; Artemis
Yunanistan ve Roma’da; Gaia, Rhea, Demeter, Mater, Magna Mater,
Dindymos, Dindymene
İtalya’da; Venüs, Vesta
Ermenistan ve Arap kavimlerinde; Hubel ve Kıble
Hindistan’da; Aditi

ana-tanrica

20.000 yıllık Ana Tanrıça Hermitage Müzesi,Rusya

Kadın ve toprakla ilgili inançların dünyaya hâkim olmaya başladığı M.Ö. 10.000- 3500 arası dönemde, Campbell’in de ifade ettiği gibi, “Bütün mitoloji ve inancın odak kişisi, yaşamın annesi ve besleyicisi ve ölüleri yeniden doğmak üzere kabul eden cömert tanrıça Toprak’tır”

catalhoyuk-oturan-kadin-figurini

Çoğu mitolojik öyküde “toprak ana” ve onun eşi olan “yüce tanrı gök” imgesi mevcuttur; bu, “kutsal evlilik” arketipine yapılan bir göndermedir. Tanrıça kültünde, her kentin kraliçe veya prensesi tanrıçayla özdeşleştirildiğinden kral olan eşi de tanrıyı temsil eder. Tanrıça kültünde, bu inanışa dayanan bir ritüel olarak tanrı kralın kurban edilmesine rastlanır.

Kibelenin Doğumu

Bir zamanlar gökler, denizler ve kayalar, birbirlerinden ayırt edilemeyecek halde imişler. Fakat birdenbire ortada bir musiki tınlamış, gökler ve denizler gene bir kâinat teşkil etmekle beraber birbirinden ayrılmışlar. O esrarengiz musiki, Ürinom’un (yani Kybele’nin) doğduğunu ilân ediyormuş. Onun sembolü de ay imiş. Bütün Kâinatın yüce tanrıçası ıssız dünyada, boş sular, çıplak topraklar ve gökte dönen yıldızlar arasında yapayalnız kalmış. Avuçlarını sürüştürmüş ve avuçlarının arasından büyük yılan Ofiyon kayıp çıkmış. Kybele, merak dolayısıyla onunla âşıkdaşlık etmiş. Bu sevgi ve kavuşmanın yuvarlanış sarsıntılarıyla, topraklar devrilip dağlar olmuş, sular fışkırıp nehirler akmış, göller toplanmış, birçok sürüngen mahlûklar peyda olmuş. Ettiğine utanan ve pişman olan Kybele, yılanı öldürüp gölgesini –yani ruhunu– yeraltına göndermiş. Kybele, kendi nefsine karşı da âdil davranarak, Hekat adıyla kendi bir kısmını da yeraltına göndermiş. Ölü yılanın ortalığa savrulan dişlerinden çoban ve sığırtmaç gibi insanlar peyda olmuş. Bunlar toprağı sürmesini biliyorlarmış. Ceviz, incir ve üzüm gibi ağaç yemişleri ile geçiniyorlarmış. Madenleri tanımıyorlarmış. İşte bu, taş devriymiş. Kybele gökte, denizde ve karada yaşamaya devam etmiş. Karada adı Rhea olmuş. Soluğu taze çalı ve çiçek kokuyormuş. Gözleri elâ (glaukopis) imiş. Rhea olarak Girit’i ziyaret etmiş. Yalnızlığı dolayısıyla güneş ve buhardan, sevgili olarak, Kronos’u yaratmış. Analık duygusunu ve özleyişini doyurmak üzere, her yıl İda dağının Dikte mağarasında, bir güneş oğlu doğururmuş. Kronos, çocukları kıskandığı için, onları dürüyormuş. Kybele, bu işe öfkelenmiş, Kronos’un sol elini istemiş, beş parmağını keserek onlardan Daktiller yani beş parmak tanrısı yaratmış. Kybele, altıncı olarak doğurduğu tanrıya Zagreus adını vermiş”

kybele-ana-tanrica-louvre-muzesi

Antik dönemin gerek Roma ve gerekse Yunan yazarlarının tanrıçanın anayurdunun Anadolu olduğunu işaret ettikleri gibi bu coğrafyada ele geçen belgeler incelendiği takdirde de aynı sonuca varmamak olanaksız gözükmektedir. “Kybele” isminin en eski biçimi olan “Matar Kubile”, Prymnessos yakınındaki bir sunak üzerinde görmekteyiz.

Ayrıca heykeltıraşlık yapıtlarında da tanrıça oldukça sık karşımıza çıkar. Örneğin, Kütahya-Afyonkarahisar arasında bulunan Aslantaş kaya mezarında, Aslankaya kült anıtında, Maltaş veya Malkaya diye bilinen tapınak fasadı ve bu fasadın altında kayaya oyulmuş dikdörtgen bir oda tanrıçaya ait kültün varlığını kanıtlamaktadır. Düver ve Demirli arasındaki tanrıça figürünü gösteren niş de başka bir kanıt arz etmektedir. Midas kentindeki Yazılıkaya veya Midas Mezarı diye isimlendirilen anıt, Berberini fasadı, Hasanbey Kayası veya Arezastis anıtı ve özellikle Kalehisar’daki basamaklı kaya tahtları, tümü tanrıçanın ve tapınımının bu yörelerdeki varlığına ilişkin özgün belgelerdir.

Kaynak

  1. ANA TANRIÇA KÜLTÜ Elif Ersoy – Anadolu Aydınlanma Vakfı
  2. ANADOLU’DA ANA TANRIÇA KYBELE KÜLTÜ Seher Selin ÖZMEN
  3. ANTİK DÖNEM ANADOLU KÜLTLERİ VE KÜLT MERKEZLER – Serkan Parlak
  4. KYBELE’NİN SANAT NESNESİ OLARAK KULLANIMI- Neslihan KIYAR
Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın. Kitabı indirimli satın almak için buraya tıklayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here