Türk Mitolojisinde Ülgenin İnanıştaki Yeri Tasviri Kökeni

0
237

Türk mitolojisinde baş tanrı Kara Han’dan veya Kayra Han sonraki en büyük tanrıdır. İyilik, merhamet, güç, cömertlik, bolluk, gıda ve verimli yağmuru sembolize eder. Bazı Türk kavimlerinde Ülken, Ülgön, Ölken, Ülken, Jürgen şeklinde, Moğollarda Ulgan, Sibirlerde Ürüng Ay Toyun şeklinde telaffuz edilir. Unvan olarak isminden sonra Han ifadesi ve isminden önce genelde Bay veya Bey ifadesi kullanılır. Ülgen’in anlamı “muhteşem”, Ulgan’ın anlamı “başı ve sonu olmayan” demek olduğu düşünülmektedir. Ülken kelimesi Kazakçada büyük ve ulu anlamlarını karşılar. Buryat dilinde “ülgen” kelimesi yerin sıfatı olarak “Ülgen –Jixe daida” harfiyen ”Ülgen –uluyer” demek olup aşağı yukarı “anamız yağız yer” anlamına gelir.1 Buna göre eski Şamanizm’de Ülgen’in yer tanrısına ad olduğu anlaşılır. “Ülgen” kelimesinin ”Ulugün” kelimesinin muharref şekli olduğunu tahmin edenler varsa da bu halk etimolojisinden ibarettir. Han, başta sadece Şamanlara ve tanrılara denirdi ve dinsel büyüklüğü ifade eden bir anlamı vardı, fakat daha sonra büyüklüğü ve hâkimiyetini ifade eder biçimde Ulu ve Önder anlamlarına gelmiştir. Han kelimesinin bir diğer söyleniş biçimi de Kan’dır. Bu sıfatı ise oğullarından olan Erkanım’ın isminin içinde, Yaşıl Kan’ın sıfatında görürüz. Bay veya Bey ise, zengin ve gücü yeten anlamına gelir.
Moğolcada birçok tanrının isminin sonunda yer alan Ulağan sıfatı Ülgen ile ilişkilidir. İsminin yanında; ak, parlak, ışık, beyaz ışık, gök, göğün tanrısı, büyük mavi gök, tengri, tengere gibi lakaplarla da anılır. Altay’ın bazı kesimlerinde “Kuday” olarak da anılır. Şamanlar dua
ederken ona, Ak Ayaz, Ayazkan, Yıldırımcı, Yayuçı (Yaratıcı), Künürtçi (Gürültücü), Küynekçi
(Yakıcı), Yalgınçı (Şimşekçi) şeklinde hitap ettikleri de kayıtlar arasındadır.

Şaman dularının bazılarının başında “bu tengere yangıs Kuday (bu gökteki bir Tanrı)”, “yüksekte bulunan büyük atamız Tengere”, “yaratıkları yaratan Tengere”, “yıldızlarla dünyayı süsleyen Tengere”6 diye hitap ediliyordu. Tengri kelimesi göze görünen gök anlamına gelmektedir. Lehçelerde farklılaşarak tengri, tengere, tingri, tangrı, tanrı, tangara,
türe şekillerinde de söylenebilir.

Ülgen’e ait yazılı-kayıtlı bilgiler bulunmamaktadır, ancak ona ait bilgiler etnografya ve antropoloji tarafından sağlanmaktadır. Ülgen’i ifade ettiği düşünülen bazı kaya resimleri de mevcuttur.

Ülgen, insanların koruyucusu ve iyiliğin sembolü olarak Kayra Han tarafından yaratılmıştır. Kayra Han evrenden önce de vardı. Ama Ülgen evren ile birlikte var olmuştur, evrenin içini var eden ve düzenleyen Ülgen’dir. Türk mitolojisinin tektanrıcılıktan çoktanrıcılığa doğru gittiği görüşüne göre Ülgen, Kayra Han’ın iyi ve merhametli yönünü yansıtmaktadır. Gerçekten de Kayra Han giderek daha belirsiz olmuş veya Ülgen ile özdeşleşmiştir. Aynı şekilde Kızagan, öfkesini ve gücünü, Mergen’de bilgelik ve hikmetini almıştır. Yaratılış destanının bazı versiyonlarında Erlik’i Ülgen, bazılarında da Kayra Han cezalandırır. Bu durum özdeşleşme sürecinde bir geçiş evresidir. İnsanlara yardım etmek, onların rahat yaşamasını sağlamak Ülgen’in başlıca görevidir. Evrende mutlak bir üstünlüğü vardır. Rakibi kötülük ve yeraltı tanrısı olan Erlik bile ne yaparsa yapsın onu alt edemez. Bu durumda Türk mitolojisinde tasavvurlar iyiliğin zaferi üzerine kuruludur şeklide bir sonuç çıkarılabilir. İyiliği sevdiğinden insanlara beyaz taş ve kara taşı birbirine sürterek ateş yakmasını öğretmiştir. Yerdeki mekânı Altın Dağ’dır. Altın Dağ’da altından kapısı olan sarayda altından bir tahtta oturur. Göğün 16. katında oturduğu söylenir, fakat her Şamanist toplumda göğün katları değiştiğinden oturduğu yer de topluma göre değişir. Şamanın önce yeraltına inip sonra gökyüzüne çıktığı ayinlerin olduğu toplumlarda 7 yerde 7 gökte olmak üzere toplam en az 14 katın olduğu tasarımda 12, 13, 16, 17. katta, Ural dağlarına yakın, Şamanın yere inmeden göğe çıktığı toplumlarda 7. veya 9. katta oturur. Oturduğu yer ışığın tüm gücüyle parladığı, zamanın ve mekânın olmadığı bir yerdir. Şaman göğün katlarındaki zorlukları aştığında Ülgen’in yanına gelir ve ona dua eder. Bazı toplumlarda Şaman son kata giremez ve bir önceki kattan duasını eder. Ülgen Şaman’a kabul edilen ve edilmeyen duaları, yaklaşan kuraklığı, kötü hasadı, hayvanların çoğalma durumunu, yaşanılacak kötü durumlar karşısında alınacak tedbirleri iletir. Haberleri alan Şaman da Ülgen’in buyruğunu insanlara iletir. Şaman, Ülgen’in yanına çıkarken yedi veya dokuz engel ile karşılaşır. Ancak Şaman beşinci engel olan Demir Kazık’a (Kutup Yıldızı) kadar ulaşabilir, ötesine geçemez.

Göğün hâkimi olduğundan göksel (meteorolojik) olayların da kaynağıdır. Diğer mitolojilerde
olduğu gibi baş tanrı olarak yıldırımlara sahiptir, silah olarak kullanır. Yıldırımlarının düştüğü yer kutsallık kazanır. Yıldırımlarını ise Türkler tarafından çok önem verilen silah olan yay ile gönderir, yıldırımlar ok görevi görür. Görünüş olarak genelde insan görüntüsüyle tasvir edilir, fakat beyaz-boz kurt, kartal, kaz, kuğu ve alageyik olarak dönüşüm geçirebildiği de bilinir. Yaratılış destanında suların üzerinde uçan bir kaz olarak, Şamanlara dünyada görünürken bozkurt şeklinde görülür. Uzun boylu, uzun saçlı ve geniş gövdelidir. Sakalı öylesine uzundur ki bazen sakalı ayağına takılıp Ülgen’i sendeletebilmektedir.7 Göksel kahraman olduğundan mavi giydiği, geleneksel kalpak veya külah taktığı düşünülür.

Ülgen‘in her zaman yanında olan ve ona hizmet eden yardımcıları bulunur. Bu ruhlardan öne çıkanlar; Yayık, Suyla, Karlık, Utkıçı’dır.

Ailesi geniş bir tanrıdır. Karakuş Han, Karşıt Han, Pura Han, Burça Han, Yaşıl Han, Erkanım Han, Baktı Kan adında hepsine Ak Erler veya Kıyatlar denen yedi oğlu, hepsine Akkızlar, Ağgızlar veya Kıyanlar denen dokuz kızı vardır. Ayrıca, Altaylılarca ve Altay çevresince inanılan, göğün üçüncü katında May-Ata adında bir oğlu, May-Ana adında da bir kız vardır. Karısı hakkında pek bir bilgiye rastlanmaz ve olaya belirsizlik hâkimdir. Karısının adı hakkında Ülgen Ana, Taz Kaan gibi isimler atfedilir. Güney Sibirya’da yaşayan Altay kökenli Şalganlar tarafımdan “Chaashin Salton” olarak adlandırlır.8 Taz Kaan’ın karısı mı annesi mi olduğuna dair tartışmalar vardır ama kadın olduğu kesindir: Şamanlar davulun hazırlanması
bitince üzerinde kutsal resim ve simgeler bulunan davulunu koruyucu ruhlara gösterirken son aşamalardan birinde de “Ülgen’in annesi ya da karısı olarak kabul edilen Taz Kan’a sunduğunu” belirtir. Tengere Kayra Han’ın teklik, cinsiyetsizlik, her iki cinsin özelliklerine sahip olma gibi vasıflar taşıyan yalnız ve yüce bir yaratıcı olduğunu bilmekteyiz. Bu durumda Taz Kaan anne vasfını kaybederek eş durumuna geçer.

Türk mitolojisini HintAvrupa mitolojisine benzeten batılı araştırmacılar tarafından Yunan Helios ile özdeşleştirilir. Ksenephon’un M.Ö. 400 yıllarında yazdığı Anabasis adlı eserinde, Ermenistan’da yaşayan Armenoid halkların güneşe at kurban ettikleri dinsel törenlerinden söz edilir: “Ganimet aldığı yaşlı atlardan birini semirttikten sonra kurban etmesi için ona verdi. Bu atın güneşe adandığını duymuştu ve yolda yorgunluktan ölmesinden korkmaktaydı.” Güneşe at kurban edilmesi, Armavir’de heykellerinin dikilerek tapılması onun bir tanrı ile ilişkili olduğu kanaatini de uyandırmaktadır. Vahagn da doğum efsanesinden dolayı güneşle ilişkilendirilmektedir. Güneş kültü, Zerdüşt ve Mani dinlerinden olan Perslerin uzun yıllar Ermenistan’ı işgal etmesinden dolayı gelişmiştir. Perslerin iyilik tanrısı Hürmüz’ün Ülgen’e oldukça benzediği de gözden kaçmamaktadır. Bu benzeşme Hürmüz’ün adının tanrı sıfatı Moğol mitolojisinde “Hormosta”, Türk mitolojisinde “Kurbustan” olarak yer alması şeklinde somutlaşır. Türklerden bazıları Mani dinini kabul ettiğinde Ülgen ile Hürmüz’ü özdeşleştirmişlerdir. Aynı şekilde Perslerde var olan dualizm, iyiliğin ile kötülüğün yenişememesi, eşit olmaları durumu, Türk etkisiyle iyiliğin üstünlüğüne dönüşür. Güneşe beyaz at kurban etme ritüeli ise, Ülgen adına güneşe beyaz at kurban eden Şamanist Türklerden etkilenen Perslerin, Ülgen adına Hürmüz’e beyaz at kurban etme kültürünü Armenoid halklara aktardığı düşünülebilir. Öte yandan Kuzey Kafkasya’da yaşayan Türk toplulukları bunu aracısız olarak Ermeni topluluklarına vermiş olabilir. Ermeniler bilinen tarihin başından beri modern Ermenistan’da bulunurlar. Avrupa’ya ve Kafkasya’ya göçen Türkler Ermenileri bu yolla da etkilemiş olabilirler.

Ülgen bazı boyların kökeni olarak da kabul edilir. Altay ve Sibirya Türklerinin “söök” diye tabir ettiği soy efsanesi, kelime anlamı olarak soy, kuşak, kemik anlamlarına gelen süñek veya süñök kelimesinden türemiştir ve Ülgen’i kökleri sayarlar. Ataerkil aile sisteminin göstergesidir. Söök sadece bir şecere olmayıp aile ilişkilerini dedüzenleyen olgudur. Rus İmparatorluğu 1897 nüfus sayımına göre altmış sekiz, yirminci yüzyılın ortalarında Potapov tarafından elli üç Altaylı söök tespit edilmiştir ve bu sayı ile Altaylılar en çok söök’e sahip grup olmuşlardı.

Kaynak: Türk Mitolojisinde İyilik Tanrısı Ülgen’in İnanıştaki Yeri, Tasviri ve Kökeni RAMAZAN VOLKAN ÇOBAN

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here