Tiroit-Tiroid Bezi Nedir? Hastalıkları Nelerdir? Tedavi Yöntemleri

Tiroid bezi, boynun alt yarısında, nefes borusunun önünde bulunan, kelebek şekilli bir iç salgı bezidir.  Tiroid bezi yaklaşık 2 santim uzunluğundadır ve boğazınızın önünde Adem elması olarak adlandırılan tiroid kıkırdağının belirginliğinin altında yer alır. Tiroid bezi metabolizma hızımızın ana kontrol öğesi olan tiroid hormonlarını üretir, depolar, salgılar. Sağlığımız ve esenliğimizde anahtar öneme sahiptir.1,2 Bu hormonlar tüm vücut dokularının ve organlarının doğru çalışması için şarttır.3  Tiroid hormonları, vücudumuzun enerji depolarını verimli şekilde kullanmasını sağlayarak vücut ısısını kontrol eder ve kaslarımızın düzgün çalışmasına da imkan verir. 

Tiroid hormonları, aşağıdakileri içeren hayati vücut fonksiyonlarını düzenler:

– Nefes
– Kalp hızı
– Santral ve periferik sinir sistemleri
– Vücut ağırlığı
– Kas gücü
– Adet döngüsü
– Vücut ısısı
– Kolesterol seviyeleri

Kimler risk altında?


Tiroid fonksiyon bozukluğu tüm dünyada, özellikle kadınlarda çok yaygındır.4 Neden kadınların erkeklere göre daha büyük risk altında olduğu tam olarak bilinmemektedir ancak kadınlarda tiroid sorunları yaşama ihtimalinin daha yüksek olmasının yanı sıra, bu tür sorunlar daha erken yaşta ortaya çıkar.4 Hipotiroidi(tiroid bezinin yetersiz çalışması) ve hipertiroidi (tiroid bezinin fazla çalışması) anlamına gelir. Tiroid hastalarının çoğu ötiroiddir (tiroid bezinin normal çalışması). Kadınların yaşamındaki belirli dönemler onları tiroid sorunlarına karşı daha duyarlı hale getirir. Bunlar yakın zamanda doğurmuş olmak ve menopoz sırasında ortaya çıkan hormonal değişikliklerdir. Cinsiyetinizden bağımsız olarak, aşağıdaki durumlarda sizde artmış tiroid fonksiyon bozukluğu riski söz konusudur:4

  • Ailenizde tiroid sorunları varsa (hipotiroidi ve hipertiroidi, tiroid kanserleri)
  • Tip 1 diyabet gibi bir otoimmün hastalığınız varsa (hipotiroidi ve hipertiroidi)
  • 60 yaş üstündeyseniz (hipotiroidi ve hipertiroidi)
  • Kişisel öykünüzde tiroid hastalığı varsa veya tiroid ameliyatı geçirdiyseniz
  • Down veya Turner sendromunuz varsa (hipotiroidi)
  • Kişisel öykünüzde lityum kullanımı mevcut ise (hipotiroidi)
  • İlaçlarla aşırı miktarda iyot almışsanız (hipertiroidi ve hipotiroidi )
  • Radyasyon tedavileri görmüş veya boyun bölgenize ışınlama (radyoterapi) yapılmışsa.
  • Beyaz ırk ve Asyalılar diğer ırklardan üç kat daha fazla risk altındadır.

İyot Eksikliğinin Etkisi

İyot eksikliği , tüm dünyada yaklaşık 1,6 milyar insanın risk altında olduğu, dünyanın en sık görülen hastalıklarından biridir. İyot, tiroid hormonlarının ayrılmaz bir parçasıdır ve dolayısıyla hipotiroidi (yetersiz tiroid bezi çalışması) ve hipertiroidinin (fazla tiroid bezi çalışması) gelişiminde önemli bir faktördür.  Gereğinden çok az iyot alınması durumunda, hipotiroidi, kretinizm ve diğer iyot eksikliği hastalıkları gelişebilir. Diğer yandan, aşırı iyot alımı hipertiroidiye yol açabilir.

İyot niçin bu kadar önemli?


İyot, tiroid hormonu üretiminde, fetüsün (rahimdeki bebek) ve yeni doğan bebeğin gelişiminde temel bir unsurdur ve yaşamın tüm evrelerinde sağlık açısından vazgeçilmez bir besin kaynağıdır. Vücutlarımız iyot üretemediğinden, sağlıklı bir beslenmeyle düzenli olarak tedarik edilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) bir raporuna göre, iyot eksikliği dünya genelinde yaklaşık 54 ülkede görülmektedir. Ülkemizde de iyot eksikliği ciddi bir halk sağlığı problemi olup 1998-2000 de başlayan sofra tuzlarının zorunlu iyotlanması, ve , iyotlu tuz tüketimi ile özellikle şehir merkezlerinde bu sorunun önüne geçilmiştir.

İyot, tiroksin (T4) ve triiyodotironini (T3) içeren tiroid hormonlarının üretiminde anahtar bileşendir. Tiroid hormonları, vücudun enerjiyi optimum şekilde kullanmasına, gerekli ısıda kalmasına ve beynin, kalbin, kasların ve diğer organların gerektiği gibi çalışmasında önemlidir. Tiroid hormonları ve dolayısıyla iyot, fetüsün büyümesi, kemiklerin olgunlaşması ve beyin gelişimi açısından zorunludur. WHO(Dünya Sağlık Teşkilatı)’ ya göre, yetersiz iyot alımı, zekâ geriliğinin önlenebilir en yaygın nedenidir.

İyot ihtiyacınızı nasıl karşılayabilirsiniz?


Deniz ürünleri iyi birer kaynaktır çünkü okyanuslar iyot açısından zengindir. Ancak ülkemiz için pahallı ve kısıtlı bir kaynaktır. Çoğu deniz ürününe göre iyot içeriği daha düşük olmakla birlikte iyot miktarı bakımından yumurta, et ve süt ürünleri de bitkisel gıdaların çoğundan daha zengindir. Ancak ülkemizde hayvanlar iyotlu tuzla beslenmediği için bu kaynaklardan alabileceğiniz iyot kısıtlıdır. Asıl kaynak iyotlu rafine tuzdur. Aksi hekiminizce belirtilmedikçe mutlak iyotlu rafine tuz kullanılmalıdır. Kaya tuzu, ‘gourmet’ tuzları vb tuzlar önerilmez. Sütten kesme dönemindeki bebeklerde yeterli iyot alımı sağlamak için, evde yapılan ve piyasada satılan ek mamaların/gıdaların mutlak iyot içermesine dikkat edilmelidir.

Yaygın besinsel iyot kaynakları:

  • İyotlu rafine sofra tuzu
  • Peynir
  • Tuzlu su balıkları
  • İnek sütü
  • Su yosunu (esmer su yosunu, kırmızı deniz otu ve nori dahil)
  • Yumurta
  • Kabuklu deniz hayvanları
  • Dondurulmuş yoğurt
  • Soya sütü
  • Dondurma
  • Soya sosu
  • İyot içeren multivitaminler
  • Yoğurt

İyot eksikliğini önlemenin en iyi yolu, WHO tarafından önerilen strateji izlenerek, beslenmenin iyotlu tuzla uzun süre takviye edilmesidir. WHO, kardiyovasküler hastalığı önlemek için günde 5 gram dan daha az tuz alımını (günde yaklaşık 1 çay kaşığı tuza eşdeğer) önermektedir. Ancak günlük pratikte ülkemizde ortalama tüketim 10-14 gr dan az değildir. O halde, az ama, mutlak iyotlu rafine tuz tüketilmelidir.

İyot eksikliği ve sağlık sonuçları


Kronik iyot eksikliği sağlığınız açısından zararlı olabilir.7
İyot eksikliği, ciddi iyot eksikliği
Bölgelerinde tiroid bezinin az çalışmasına yol açar bu bölgelerde hipotiroidinin en yaygın nedenidir. Ülkemiz için Hashimoto tiroiditi (kronik tiroidit) hipotiroidinin en sık nedenidir. İyot eksikliğinin gözle görülebilen ve tartışmaya yer bırakmayan etkisi, guatr olarak bilinen tiroid bezinin büyümesidir. Ciddi sağlık sonuçlarını önlemek için iyot eksikliğinin erken
belirtilerini fark etmek önemlidir.

Aşağıdaki semptomlar iyot eksikliğine bağlı hipotiroidi ve guatra işaret edebilir: 


– Yutma ve solunum problemleri
– Boyun çevresinde artış
– Yorgunluk
– Soğuğa duyarlılık
– Kabızlık
– Ciltte kuruluk
– Depresyon


Çocuklarda:
– Zihinsel ve fiziksel gelişme geriliği 2
– Zekâ azalması (iyot eksikliği IQ değerini 12,75 puan düşürür)11
– Okul performansında düşüş

İyot eksikliğinin en ciddi sonuçları, gebe veya emziren kadınlar ve çocuklarda görülür. Yeterli iyot alımı ve dolayısıyla yeterli tiroid hormonu, beynin ve sinir sisteminin normal gelişimi açısından şarttır. Gebelik döneminde ciddi iyot eksikliğinin neden olduğu en ciddi hastalık, fiziksel ve zihinsel büyümeyi engelleyen kretinizmdir. Ancak gebelik döneminde annedeki hafif-orta derecede iyot eksikliği bile çocuklarda düşük zekâya yol açabilir.

Ne kadar iyoda ihtiyacınız var?


Bütün yaşamınız boyunca bir çay kaşığı iyoda ihtiyaç duyarsınız ancak vücutta iyot uzun süre depolanamadığı için düzenli olarak küçük miktarlarda alınması gereklidir. Çoğu insan istenmeyen etkiler olmaksızın büyük miktarlarda iyodu tolere edebilir. Günde 1000 mikrogramdan fazla alımda gastrointestinal semptomlar, ağızda metalik tat ve tiroid problemleri oluşabilir.

Günlük iyot gereksinimi kişinin ömrü boyunca değişir:
  İyot Alım Miktarları
–  Bebekler 90 μg/gün (0-59 ay)
–  Çocuklar: (6-12 yaş): 120 mikrogram/gün
–  Çocuklar: (>12 yaş) : 150 mikrogram/gün
–  Ergenler ve yetişkinler: 150 mikrogram/gün
–  Gebe ve emziren kadınlar: 250 mikrogram/gün

Not: Bebekler iyot eksikliği açısından yüksek risk altındadır çünkü vücut ağırlıklarına göre iyot ve tiroid hormonlarına duydukları ihtiyaç yaşamın diğer evrelerinden çok daha yüksektir. Bu nedenle, American Thyroid Association (Amerikan Tiroid Derneği – ATA), ve TEMD (Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği ) tüm gebe ve emziren kadınların, iyotlu tuz kullanmasını ve buna ilave olarak günde en az 100-150 mikrogram iyot içeren iyot desteği almasını önermektedir.


Bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, veya hamile iseniz beslenmede yeterli iyot almalısın

Tiroid bezi hastalıkları ise

Hipotiroidi

Hipertiroid

Hashimoto hastalığı

Graves hastalığı, Guatr

Tiroid nodülleri

Hipotiroidi

Hipotiroidinin ana semptomları

Tiroid bezinin az çalışması anlamına gelen hipotiroidinin semptomları can sıkıcıdır ve kişinin özgüvenini, işini, ev ve aile hayatını etkileyebilir.

Semptomlar aşağıdakileri içerir:

  • Yorgunluk/uyku hali
  • Soğuğa tahammülsüzlük
  • Kilo alımı veya kilo vermede artan zorluk (makul bir diyete ve egzersize rağmen)
  • Depresyon
  • Kabızlık
  • Adet düzensizliği veya gebe kalmada yaşanan sorunlar, düşükler.
  • Eklem veya kas sorunları
  • Zayıf ve kırılgan saçlar ve tırnaklar ve/veya kuru cilt
  • Düşük libido (cinsel istek)

Tedavi edilmezse hipotiroidi daha ciddi komplikasyonlara neden olabilir ve hatta hayati tehlike oluşturabilir. Hipotiroidinin ciddi komplikasyonları aşağıdakileri içerir:

  • Hastaların komaya girmesine neden olabilecek kadar düşük metabolizma ve kalp hızı
  • Kalp yetmezliği
  • Şiddetli, hayati tehlike oluşturan depresyon
  • Koma

Hipotiroidi için kimler risk altında?

  • Kadınlar özellikle gebelik döneminde, doğumdan sonra ve menopoz döneminde hipotiroidinin gelişmesine genellikle daha yatkındır.
  • Yaşlı kişiler
  • Akrabalarında veya kendinde otoimmün hastalıklar olan kişiler
  • Tip 1 diyabet veya vitiligo gibi otoimmün hastalıkları olan kişiler
  • Manik depresyonu olan ve lityum kullanan kişiler
  • Boyunlarına radyasyon tedavisi almış veya tiroid ameliyatı geçirmiş hastalar
  • Beyaz veya Asyalı popülasyonlar

Tiroid fonksiyon bozukluğunun tanısı


Semptomlar depresyon, obezite veya menopoz gibi diğer hastalıklarla karıştırıldığı için tiroid sorunlarına tanı konamayabilir ve bu kişiler uzun süre sıkıntı yaşayabilirler. Tiroid fonksiyon bozukluğu, kanınızdaki tiroid uyarıcı hormon(TSH) ve tiroid hormonlarının (serbest T3 ve serbest T4) düzeyinin doktorunuz tarafından ölçüldüğü basit bir kan testiyle doğrulanabilir. Tiroid bezinizde sorunlar olduğundan endişeleniyorsanız, lütfen bunu doktorunuzla görüşün.

Hipotiroidi nasıl tedavi edilir?

Tiroid fonksiyon bozukluğunun tedavisi doğrudan, iyi bilinen ve yüksek düzeyde etkili bir tedavidir. Hipotiroidide bezin tekrar iyileşmesi genellikle söz konusu olmadığından, tedavinin amacı vücuttaki eksik tiroid hormonlarını ömür boyu yerine koymaktır. Günlük olarak uygun dozda alınan bir ilaç hastaların semptomsuz bir yaşam sürmelerine imkan verir.

Size hipotiroidi tanısı konduysa, tedavinin ömür boyu süreceğinin ve semptomlarınız kontrol altında olsa bile ilacın her gün alınması gerektiğini akılda tutmanız önemlidir.

Bu biraz göz korkutucu olabilir, ancak hastalığınızı kontrol altına alarak ve ilaç tedavisine uyarak semptomsuz yaşamaya devam edebilirsiniz.

Tiroid hormon ilaçları mutlak sabah aç karına alınmalı, beraberinde herhangi bir ilaç kullanılmamalı ve ilaç alındıktan sonra en az 30 dakika yemek yenmemelidir. Tedavi dozu değişebilir, duruma göre en az 6 aylık periyotlarda TSH ölçümü ile doz yeterliliği değerlendirilmelidir. Durumunuzda herhangi bir değişiklik olursa, ve tedaviye yeni başlarken doktorunuzla daha sık görüşmeniz önerilir.

Tiroid hormonları kalbinizi nasıl etkiler?


Kalp, tiroid hormonlarının en önemli hedef organıdır . Hipotiroididen kaynaklanan azalmış miktardaki tiroid hormonu aşağıdakilere neden olabilir:

  • Düşük yoğunluklu lipoprotein (kötü) kolesterol, total kolesterol ve trigliserid düzeylerinde artış
  • Normalden yüksek kan basıncı
  • Düşük kalp atış hızı (dakikada 60’dan az vurum)
  • Artmış damar setliği hızı
  • Kalp zarında sıvı toplanması ve kalp yetmezliği

Hafif hipotiroidi bile kalbinizi etkileyebilir.

Hafif hipotiroidi (sadece TSH nın hafif yüksek , serbestT3 ve serbest T4 ün normal olduğu durum) , popülasyonun %4-20’sini etkiler ve erkeklere göre kadınlarda daha yaygındır. Yaşlı kişilerde tiroid bezinin hafif düzeyde daha az çalışması ihtimali daha yüksektir. Hem kalp hastalığınız varsa hem de tiroid beziniz hafif düzeyde daha az çalışıyorsa, tiroid hormon tedavinizin yaşınıza, kalp hastalığınızın varlığına ve durumuna göre doktorunuz tarafından uygun şekilde ayarlanması gerekir.

Hipertiroidi

Hipertiroidi ya da, tiroid bezinin fazla çalışması , tiroid bezinin gereğinden fazla tiroid hormonu üreterek kan dolaşımına salgılaması ve sonuçta vücudun metabolizmasını hızlandırmasıdır. Hipertiroidi değişik sebeplerle görülebilir. Ailelerde, nesilden nesile aktarılma eğilimi gösteren şekli, Graves hastalığı, çoğunlukla genç, orta yaş kadınlarda görülür. Neden belirli bireylerin bu hastalığa yakalandığı hakkında çok az şey bilinmektedir.

Ayrıca fazla ve başına buyruk çalışan nodüller ve bazı geçici tiroid iltihapları da tiroid hormonlarınızı yükseltebilir. Hipertiroidiniz varsa, büyük ihtimalle normal ve hatta eskisine göre daha fazla yeseniz bile kilo kaybettiğinizi fark edersiniz. Ayrıca kendinizi sinirli hissedebilirsiniz ve kalp atış hızınız artabilir.

Hipertiroidinin ana semptomları

Aşağıdaki semptomlara karşı dikkatli olun:

  • Çarpıntı, Yüksek kalp atış hızı (dakikada 90-100’den fazla vurum)

  • Sinirlilik ve/veya çabuk öfkelenme

  • Beslenme değişikliği olmaksızın veya fazla yemeye rağmen kilo kaybı

  • Dışarıya doğru çıkık, sabit bakan gözler (Graves hastalığı için tipik)

  • Özellikle kolların üst kısmında ve kalçalarda, bacaklarda kas güçsüzlüğü

  • Terlemede artış

  • Sık ama mülayim dışkılama

  • Daha hafif veya daha seyrek adet dönemleri

  • Ellerde titreme

  • İnce, kırılgan saçlar

  • Yumuşak, ince ve nemli cilt

Kimler risk altında?


Hipertiroidi semptomlarının tedavisiz bırakılmaması önemlidir çünkü ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Tedavi edilmeyen hastalık, kalp ritm bozukluğu (kalpteki kasların düzensiz hızda kasılması), kan basıncında artış, inme veya kalp yetmezliğine yol açabilir. Ayrıca menopoza girmiş kadınlarda hipertiroidi osteoporoz (kemik kütlesi kaybı) ve kemik kırığı riskini artırır. Tek başına semptomlar sizde hipertiroidi olup olmadığını güvenilir şekilde söyleyemez; fizik muayene ve kan testleri gerekir.

  • Ailelerinde hipertiroidi olan kişiler
  • Kadınlar
  • Yakın zamanda gebe olan, yeni doğurmuş kadınlar (ilk 6 ay-1 sene)
  • Otoimmün hastalıkları (tip 1 diyabet, vitiligo gibi) olan kişiler
  • Sigara kullanan kişiler
  • Aşırı tiroid hormonu alımı olan kişiler
  • Aşırı iyot alımı olan kişiler (iyotlu kalp ritim bozukluğu için alınan ilaçlar, damardan madde vererek çekilen filmler)
  • Tiroid hormonlarıyla etkileşen iyot içerikli ilaçlar alan hastalar

Tiroid fonksiyon bozukluğunun tanısı

Tiroid fonksiyon bozukluğu, kanınızdaki tiroid uyarıcı hormon (TSH) ve tiroid hormonlarının düzeyinin doktorunuz tarafından ölçüldüğü basit bir kan testiyle doğrulanabilir. TSH bu durumda ciddi olarak düşük , 0.0…mU/L düzeylerinde bulunacaktır. Tiroid bezinizde sorunlar olduğundan endişeleniyorsanız, lütfen bunu doktorunuzla görüşün. Görüşmenize yardımcı olması için, yaşadığınız semptomları not ediniz.

Hipertiroidi nasıl tedavi edilir?

Antitiroid ilaçlar, tiroid bezinin tiroid hormonları üretmesini önler. Alternatif olarak, radyoaktif iyot kullanılarak veya cerrahi yöntemle tiroid bezinin bir kısmı veya tümü alınarak tiroid dokusu tahrip edilebilir. Bu durumlarda ortaya çıkacak olan hipotiroidi daha sonra uygun bir ilaç ile ömür boyu tedavi edilir.

Tiroid hormonları kalbinizi nasıl etkiler?


Kalp, tiroid hormonlarının en önemli hedef organıdır. Tiroid hormonu düzeylerindeki herhangi bir değişikliğe kalp karşılık verecektir.

Fazla çalışan tiroid bezinden (hipertiroidi) kaynaklanan çok fazla miktarda tiroid hormonu aşağıdakilere neden olabilir:

  • Çarpıntılara ve atriyal fibrilasyona (düzensiz kalp atışı neden olan kalp ritm bozukluğu)
  • Normalde yüksek kan basıncı (özellikle büyük tansiyonunuz artacaktır, hatta bazen küçük tansiyonunuz düşebilir).

Tedavi edilmediği takdirde, tiroidin yetersiz veya fazla çalışması önceden var olan herhangi bir kalp hastalığını kötüleştirebilir veya hızlandırabilir ya da yeni hastalıklara neden olabilir.

Hafif hipertiroidi, ileri yaşlarda kalbi, daha fazla etkiler etkiler

Hafif hipertiroidi, popülasyonun %0,7-12,4’ünde görülür. Burada tiroid hormon düzeyleri normal iken TSH değerleri çok düşüktür. Hastalarda, zayıf kan dolaşımına neden olan düzensiz kalp atışının görüldüğü bir aritmi olan atriyal fibrilasyon gibi kalp sorunlarının gelişme riski daha yüksektir. Bu durum en sık olarak sonradan tanı konan ve mevcut bir kalp hastalığı olan yaşlılarda görülür

A.B.D. kılavuzları ve TEMD kılavuzu TSH değerleri çok düşük 65 yaş üstü hastaların tedavi edilmesini önermektedir. Semptom görülmeyen daha genç hastalarda eğer bir neden bulunamıyor ise , iyot kısıtlaması ile yakın takip uygun görülmektedir.

 

GUATRLAR VE NODÜLLER

Beslenmede iyot eksikliği, yaygın şekilde tiroid büyümesinin (“guatr” olarak bilinir) tüm dünyada bir numaralı nedenidir. Şu an, dünya genelinde halen 700 milyon insanda iyot eksikliğinin mevcut olduğu tahmin edilmektedir. 

Guatr, tiroid bezi iyot yetersizliğini ve buna bağlı düşük ve/veya başarısız tiroid hormonu üretimini telafi etmeye çalıştığında oluşur. Bu süreçte tiroid bezinin normal boyutu artarak yavaş yavaş büyür, zamanla içinde nodüller (bezeler) oluşur.

Tiroid bezi aşırı büyüyen bir kişi yutma ve solunum sorunları yaşayabilir.

Amerikan Klinik Endokrinologlar Birliği (American Association of Clinical Endocrinologists – AACE), insanların muhtemel tiroid büyümesini fark etmesine yardımcı olmak için “boyun kontrolü” önermektedir. Basit görsel sınıflandırma, insan hatası olasılığı ve bireysel anatomideki değişiklikler (örnek kaslı boyun, büyümüş bir tiroidi gizleyebilir) nedeniyle yetersiz olabilir ve hiçbir şekilde doktorun elle muayene ve/ veya ultrasonografi ile spesifik tanısının yerini tutmaz.

Nodül nasıl fark edilir?


Tiroid nodülleri, tiroid bezinde meydana gelen, etrafından kıvam olarak farklı, yuvarlak oval oluşumlardır (bezeler).5 Bazı kişilerde bir nodül gelişebilirken bazılarında birçok nodül gelişebilir. Tiroid nodülleri nispeten yaygındır; tüm insanların yarısında 60 yaşına kadar en az bir nodül oluşur. Guatr oluşumunda olduğu gibi, tiroid nodüllerinin oluşumu da beslenmedeki yetersiz iyottan kaynaklanabilir.


Başlangıçta, tiroid nodüllerinin çoğu her hangi fark edilebilir bir semptoma neden olmaz. Hasta veya yakınları bazen kendileri boyundaki şişliği fark edebilir. Genellikle farklı nedenlerle yapılan , rutin sağlık muayenesine, bilgisayarlı tomografi (BT) gibi görüntüleme testlerine veya boyun ultrasonuna kadar keşfedilmezler. Tiroid nodülleri eğer çok büyürlerse aşağıdaki semptomlar meydana gelebilir (ancak bu oldukça nadir bir durumdur):

Yutma zorluğu ya da yutma sonrası ağrı

  • Ses kısıklığı
  • Hipertiroidi semptomları
  • Solunum zorluğu

Solunum zorlukları, ses kısıklığı, şiddetli ağrı ve/veya ateş ve eklem ağrısı gibi genel hastalık belirtileri başladığında (bu semptomlar hızla büyüyen nodüllerin, tiroid büyümesinin veya tiroid iltihabının olası belirtileri olduğu için), derhâl bir doktora danışılmalıdır. Tiroid bezinizin büyüdüğüne ve/veya nodül oluştuğunu düşünüyorsanız,bir endokrinoloji uzmanına başvurmalısınız.

Tanı ve tedavi


Doktorun elle muayenesinin ardından, kan örneği alınarak kan dolaşımında TSH düzeyi belirlenir. Bu hormon, tiroid bezinin normal şekilde çalışıp çalışmadığının bir göstergesidir. Ultrasonografi yapılarak nodüllerin ve tiroid bezinin gerçek büyüklüğü belirlenir. Bu tetkik ,ses dalgaları ile yapıldığı için tamamen ağrısız ve zararsızdır . Nodüllerin incelenmesinde kullanılan diğer yöntemler, ince iğne biyopsisi ve nadiren kullanılan radyoiyot veya teknisyum ile sintigrafidir(taraması).

İnce iğne biyopsisi ehil ellerde , gayet güvenilir bir tetkiktir, ve bir nodülün iyi veya kötü huylu olduğunu kesine yakın olarak gösterir. Ciddi bir ağrısı ve yan etkisi yoktur, eğer nodül kanserli ise yayılmasına vs neden olmaz. Cerrahi bile planlanmış olsa öncellikle biyopsi yapılması ve cerrahın neyi ameliyat ettiğini bilmesi, doğru cerrahi yaklaşım için önemlidir.

Tiroid nodüllerinde sintigrafi ( tarama) sadece TSH nın çok düşük (baskılı) olduğu ve nodülün 1.5 cm nin üzerinde olduğu durumda gerekebilir, taramalarda nodüller “sıcak,” “ılık” veya “soğuk” olarak sınıflandırılır. Bir nodül radyoaktif maddeyi tutmuyorsa taramada “soğuk” görünecektir. Maddeyi tutanlar, taramalarda, daha koyu görünecek ve “sıcak” olarak adlandırılacaktır. Nodüllerin yaklaşık %85’i soğuk, %10’u ılık ve %5’i sıcaktır. Soğuk nodüllerin %85’i, ılık nodüllerin %90’ı ve sıcak nodüllerin %99 u iyi huyludur (kanserli değildir). O halde bir nodülün soğuk olması kötü olduğu anlamına gelmez ve tek başına ameliyat nedeni değildir.

 

Guatr ve nodüller nasıl tedavi edilir?

Çoğu guatr ve nodül tedavi gerektirmez. Tür ve boyutlarına bağlı olarak, gelişimleri sadece düzenli olarak gözlenebilir. Doğal takipte nodüllerin çoğu daha fazla büyümezler.

Tedavi gerekiyorsa genellikle üç tedavi seçeneği vardır. Tedavi seçimi, her hastanın tanısına dayalıdır. Tedavinin esas amacı, kötü huylu, hacmi ile etraf oluşumlara baskı yapan veya fazla çalışarak fonksiyonu ile hipertiroidiye neden olan bezin ve/veya nodüllerin tedavisidir.

İlaç tedavisi

İyot yetersizliği nedeniyle meydana gelen guatrlar ve nodüller için iyot takviyesi veya tiroid hormonu verilebilir ancak çok da başarılı değildir, önemli olan guatr ve nodüller oluşmadan önce yeterli iyot almak önemlidir. Guatr, Hashimoto tiroiditinden kaynaklanıyorsa ve hipotiroidiniz varsa, tiroid hormonu ve TSH seviyenizi normale döndürmek için size uygun bir ilaç verilecektir. Bu durumda ömür boyu düzenli ilaç kullanmanız gerekir. Guatrlar ve nodüllere hipertiroidi eşlik ediyorsa (“sıcak” nodüllerde olduğu gibi), ek anti-tiroid ilaçlar reçete edilebilir ve/veya radyoaktif iyot tedavisi yapılabilir. Bu durumlarda Beta bloker ilaçlar yardımcı olarak semptomları azaltmak için geçici olarak kullanılabilir.

Radyoaktif iyot tedavisi

Radyoaktif iyot, tek bir kez kapsül veya sıvı formunda uygulanır. Tiroid bezine kan dolaşımıyla girer, orada tutulur, depolanır ve kısa menzilli radyasyon sayesinde tiroid dokusunun ve/veya sıcak ılık nodüllerin küçülmesini ve fazla çalışmanın düzelmesini sağlar. Hipertiroidiyi tedavi etmek için kullanılan dozlar ayaktan uygulanır ve hiçbir zararı yoktur. Yine de bazı önlemler alınır ve hastanın uygulamadan sonraki 6 ay içerisinde gebe kalmasına izin verilmez. Kanser tedavisinde kullanılan daha yüksek dozlar da ciddi ve hayati yan etkilere neden olmazlar. Bu dozlar bir veya iki gece hasta izole edilerek verilir. Yüksek dozları tekrar tekrar vermek gerekir ise, ve çok yüksek toplam dozlara ulaşılırsa bazı önemli sorunlar yaşanabilir.

Tiroid bezinde kötü huylu bir doku büyümesi teşhis edilirse, tüm tiroid bezi ameliyatla alınmalıdır. Ayrıca guatr veya nodüllerin çok büyük olması, fazla rahatsızlığa neden olması, ciddi kozmetik problemler, durumunda da , tiroid bezi tamamen çıkarılabilir. Bu tip bir prosedürün ardından, tiroid hormonu üretiminin yerine geçecek yerine koyma tedavisi gereklidir.  Tiroid ameliyatına öğle her yerde yapılabilecek basit ameliyatlar olarak bakılmamalı, deneyimli cerrahlar tarafından en azından onların kontrolünde yapılmalıdır. Ameliyat günü ani kanama, geçici veya kalıcı ses kısıklığı, geçici veya kalıcı kalsiyum düşüklükleri en sık görülen, komplikasyonlardır. Hasta ameliyatdan sonraki 24 saat mutlak hastanede takip edilmeli, evine yollanmamalıdır.

 

Tiroid Kanseri 

Dünyanın pek çok bölgesinde, tiroid kanseri görülme sıklığı geçtiğimiz 20-30 yılda artmıştır ancak tiroid kanseriyle ilişkili ölüm oranı azalmaktadır.1 Yüksek gelirli ülkelerde insidans oranları, düşük ve orta gelirli ülkelerdekinin iki katıdır, bu gizli hastalığa, gelişmiş ülkelerde daha sık tanı konulması ile ilgilidir.

Tiroid kanseri türleri

Tiroid kanserleri hastanın yaşı, kanserin türü, boyutu ve yayılma eğilimini belirleyen patolojik tipine göre sınıflandırılır. Tiroid kanseri genellikle tedavi edilebilir ve ameliyatla kesin olarak iyileştirilebilir. Tiroid kanserinin başlıca dört türü mevcuttur:

Papiller tiroid kanseri
En yaygın türdür. Vakaların % 80-90′ ın dan sorumludur ve her yaşta meydana gelebilir. Yavaş büyüyen bir tümördür, boyundaki lenf düğümlerine yayılma eğilimi gösterir.

Folliküler tiroid kanseri,
Tüm tiroid kanserlerinin %5-10 ‘ nu oluşturur. Yavaş büyür ve lenf düğümlerine, kan dolaşımı ile kemikler ile akciğerler dâhil olmak üzere daha uzak dokulara yayılabilir.

Medüller tiroid kanseri, vakaların yaklaşık %2′ sinden sorumludur ve genellikle anormal şekilde yüksek kalsitonin seviyeleriyle kendini gösterir. Yavaş büyür ve bazı şekilleri (hastaların yaklaşık % 25 inde) ailelerde nesilden nesile aktarılabilir. Dolayısıyla medüller tiroid kanseri olan bir hasta mutlaka genetik mutasyon testine tabi tutulmalı ve taşıyıcı ise tüm 1. derece aile bireylerine test yapılmalıdır. Bu test ailesel olan türde (%25) hastalığın ve başka endokrin hastalıkların, diğer bireylerde, çıkıp çıkmayacağını kesine yakın olarak gösterir. Tam aile taraması son derece de önemlidir.

Anaplastik tiroid kanseri, en az yaygın olan tiroid kanseri türüdür. Vakaların %2’sinden daha azından sorumludur. Hızlı büyüyen ve çabuk yayılan bir tümördür, tedavisi zordur.

Tiroid kanseri tanısı nasıl konur?


Tiroid kanseri genellikle semptomlara yol açmadan, kitleler veya nodüller şeklinde gelişir.  Nodüller sıklıkla tesadüfen, örneğin, başka nedenlerle gerçekleştirilen BT veya ultrason taramalarında saptanır. Tiroid muayenesi tiroid ultrasonuyla yapılır. İnce iğne aspirasyon biyopsisiyle alınan doku örneğinin mikroskobik muayenesi, kanser hücrelerinin mevcut olup olmadığını ve tanı konması durumunda kanserin türünü gösterecektir.  Neyse ki 10 nodülde 1’den azı kanserlidir.

Tiroid kanserinin tanısı şok etkisi yaratır ve bu şoku genellikle üzüntü, korku, öfke ve çaresizlik gibi bir duygu seli takip eder. Hastalığınız ve mevcut tıbbi bakım hakkında daha fazla bilgi edinmeniz, korkunuzu ve çaresizlik duygusunu yenmenize yardımcı olabilir. Ayrıca tedavi sürecinde aktif rol oynamanıza da olanak tanır. İyi olan ise, tiroid kanserinin tedavi edilebilir ve sıklıkla iyileşen bir kanser türü olmasıdır.

Tiroid kanserinin tedavisi


TEMD ve Amerikan Tiroid Derneği’ne göre, tüm tiroid kanseri türlerinin birincil tedavisi, ameliyatla tiroid bezinin yarısının ya da tamamının alınmasıdır. Tümör boyundaki lenf düğümlerine yayılmışsa, bu lenf düğümleri de alınacaktır.3 Tiroidin tamamının alınmış ise, uygun bir ilaç reçetelenecektir. Tümörünüz büyükse ve/veya diğer dokulara yayılmışsa, doktorunuz muhtemelen ameliyattan sonra radyoaktif iyot(RAİ) tedavisi önerecektir. RAİ, uzak dokulardakiler de dâhil olmak üzere kalan kanser hücrelerini öldürecektir. Bu tedaviye hazırlık olarak ya levotiroksin tedavisi durdurularak ya da size TSH enjekte edilerek hipotiroid hale gelmeniz , TSH nızın yükselmesi “ sağlanacaktır. Vücudunuzda ne kadar az iyot olursa, bu tedavi o kadar etkili olur. Bu tedavinin potansiyel risklerini faydalarıyla nasıl dengeleyeceğinizi, ve mutlak gerekli olup olmadığını doktorunuzla konuşmalısınız. 

Radyoiyot tedavisi ilaç kesilerek verilecekse, hekiminizin uygun göreceği sürede ilacı kesmeniz gerekebilir. Radyo iyot tedavisinden hemen sonra ilaç geri başlanmalıdır. Hastalığınızın riskine ve evresine göre genellikle ilk birkaç yıl biraz daha yüksek doz ilaç kullanmanız gerekebilir. Bu durumda ilacınızın dozunu endokrinoloğunuzun ayarlaması ve diğer hekimlerin, endokrinoloğun bilgisi haricinde ilacı azaltmaması önemlidir.

Tiroid kanserinin ileri evrelerinde olan hastalarda, ameliyat ve RAİ tedavisi işe yaramayabilir. Bu durumda, doktorunuz radyasyon tedavisi, akıllı ilaçlarla kemoterapi veya ikisini birlikte önerebilir.

Tiroid kanserinin takibi
Başarılı bir tedaviden sonra, kanserin nüks etmediğinden emin olmak için periyodik takip muayeneleri gereklidir. Bu kontroller boyun bölgesinin fizik muayenesi ve ultrason incelemelerinin yanı sıra kan testlerini içerecektir. Kan testleri, doğru miktarda tiroksin alıp almadığınızı gösterecek ve tiroglobülin veya kalsitonin varlığını izleyecektir. Tiroidin alınması ve RAİ tedavisinin ardından, vücudunuz artık tiroglobülin proteinini (sadece tiroid bezinde üretilen bir protein) üretmeyecektir. Bu protein kan testinde saptanırsa, tiroid kanserinizin nüks etmiş olma ihtimali vardır.

Tiroid kanser takibini endokrinoloji yapar hastayı gerekirse diğer dallara endokrinolog yönlendirir. Amerikan Tiroid Derneği ve TEMD e göre, küçük bir tümörü veya tiroid beziyle sınırlı kanseri olan 45 yaş altı hastalar mükemmel iyileşme oranına sahiptir.3 Bu hastalarda, 10 yıllık sağ kalım oranı %100’dür.3 A.B.D.’de 2006 ile 2012 yılları arasında tanı konan tüm tiroid kanseri hastalarında 5 yıllık sağ kalım oranı %98,1 olarak bildirilmiştir.

Hashimoto Tiroiti

Hashimoto tiroiditi (kronik tiroidit) , vücudun bağışıklık sisteminin kendisine düşman hale gelerek tiroide saldırdığı bir otoimmün hastalıktır. Hastalığı ilk kez tarif eden Japon cerrahın ismi ile anılmaktadır. Diğer ismi kronik tiroidit dir Bunun sonucunda tiroid bezi uzun vadede kademeli olarak tahrip olur ve dolayısıyla bazen tiroid hormonu seviyeleri yetersiz kalır. Hastalık ilerledikçe, tiroid bezi daha az tiroid hormonu üretebilir ve bu da bazen hipotiroidi ile sonuçlanır. Bazen de hastaların tiroidleri normal çalışmaya devam eder. Bazı durumlarda normalde yeterli olan tiroid fonksiyonları gebelik döneminde, artmış tiroid hormon ihtiyacını karşılayamayarak, kısmen yetersiz kalabilir bu hastalara gebelik süresince ve süt verme sırasında ilaç (tiroid hormonu) desteği vermek gerekebilir. Daha sonra ilaç tekrar kesilebilir ve bez yeterli çalışıyor mu diye kontrol edilir.

Hashimoto hastalığının semptomları

Bu hastalık uzun süre fark edilmeyebilir. Hastalığın seyrinde tiroid bezi aşırı tahrip olabilir ve hipotiroidi gelişerse aşağıdaki semptomlara yol açabilir. Bazen hipotiroidi de hiçbir semptom olmayabilir , onun için bu hastaların düzenli aralıklarla TSH ölçtürmesi ve gerektiği yerde, veya gebelik planlandığında ilaca başlanması önemlidir.

  • Yorgunluk ve uyku hali ve/veya güçsüzlük
  • Soğuğa tahammülsüzlük ve çok üşüme
  • Konsantrasyon veya düşünme zorluğu
  • Depresyon
  • Kilo alma
  • Boyunda genişleme veya guatr varlığı ve hastalığın daha ileri evresinde tiroid bezinde küçülme veya büzüşme
  • Adet düzensizlikleri
  • Kabızlık
  • Eklem veya kas ağrıları
  • Saç dökülmesi
  • Ciltte kuruluk
  • Kırılgan tırnaklar
  • Yüzde ve bazen tüm vücutta şişlik

Kimler risk altında?
Hashimoto tiroiditi, her yaştan insanda görülebilir ancak çoğunlukla orta yaştaki kadınlarda ve aile öyküsünde tiroid hastalıkları olan kişilerde meydana gelir. Bağışıklık sisteminin neden tiroid bezine saldırdığı iyi bilinmemektedir. Kişide tip 1 diyabet, vitiligo (ciltte beyaz lekeler), gibi başka bir otoimmün hastalığın varlığı, kronik tiroidit riskini arttırır, içerir.

Hashimoto tiroiditi tanısı nasıl konur?
Hashimoto tiroiditi olan kişiler sıklıkla guatr bulgusunun eşlik ettiği hipotiroidi semptomları sergiler. Semptomlar tek başına hastalığın güvenilir bir kanıtı değildir. Geçerli bir tanı koyabilmek için kan testleri gereklidir. Kan TSH seviyeleriniz yüksek ve serbest T4 (kanda serbest dolaşan tiroid hormonu ) düzeyleriniz düşükse, muhtemelen sizde hipotiroidi vardır. Tiroid hormonlarının üretimine katılan bir enzim olan tiroid peroksidaza karşı antikorlar(anti-TPO). Hashimoto tiroiditi vakalarında genellikle yükselir.

Hastalığın tedavisi
Size Hashimoto tiroiditi tanısı koyulursa, doktorunuz bu hastalığı tedavi etmek için tiroid hormonu reçete edecektir. Hashimoto tiroiditi olan hastalara uygun bir ilaç ile ömür boyu tedaviye ihtiyaç duyacaktır. Özellikle başlangıçta doğru dozu bulmak için, doğru doz belirlenene kadar, herhangi bir doz ayarlamasından sonra 6-8 haftada bir TSH testi yapılması gerekebilir. Daha sonra, TSH düzeyinin 6-12 ayda bir kez ölçülmesi ve sonuçlara göre doz ayarlaması genellikle yeterli olur. Daha detaylı bilgi almak için Hipotiroidi kısmını da okuyunuz.

 

Graves Hastalığı

 

Hashimoto tiroiditi gibi, Graves hastalığı da vücudun bağışıklık sistemi ile ilgilidir. Burada tiroid bezini aşırı uyarılır ve fazla miktarlarda tiroid hormonu üretilir (hipertiroidi). Graves hastalığı olan kişilerin yaklaşık %25-40’ı klinik yönden anlamlı Graves oftalmopatisinin (gözlerde iltihap ve gözlerin dışarı doğru çıkık olması) hafif belirtilerini gösterir. Ancak orta ila şiddetli Graves oftalmopatisinin eşlik ettiği Graves hastalığı, sadece hastaların %5’inden azında meydana gelir.

Kimler risk altında?
40 yaş altı kadınlar Graves hastalığının gelişmesine özellikle yatkındırlar. Sigara kullanan kişilerin Graves hastalığı ve göz sorunları yaşama ihtimali sigara kullanmayanlara göre daha yüksektir. Ailesinde Graves hikayesi olanlar , özellikle göz bulguları olanlarda risk artmıştır.

Graves hastalığının semptomları
Bu hastalık uzun süre fark edilmeyebilir, ancak aşağıdaki, hipertiroidi semptomların dan bazılarını yaşayabilirsiniz:

  • Çarpıntı, yüksek kalp hızı,
  • Sinirlilik ve/veya çabuk öfkelenme
  • Yoğun endişe (anksiyete, huzursuzluk)
  • Uyku bozukluğu
  • Beslenme değişikliği olmaksızın kilo kaybı
  • Özellikle kolların üst kısımlarında ve kalçalarda kas güçsüzlüğü
  • Terleme artışı
  • Sık dışkılama
  • Daha hafif veya daha seyrek adet dönemleri
  • Ellerde titreme
  • Ciltte incelme

Graves oftalmopatisinin semptomları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Gözlerde kızarıklık, sulanma ve/veya iltihap
  • Gözlerin çevresindeki dokularda şişlik
  • Dışarı çıkık gözler
  • Nadiren çift görme
  • Çok nadiren renkli görme ve görme kaybı

 

Graves hastalığı tanısının konması
Doktorunuz sadece semptomlardan yola çıkarak Graves hastalığınız olup olmadığını söyleyemez. Kesin tanı için fizik muayene ve kan testleri gereklidir. Göstergeler, düşük TSH seviyeleri ve yüksek serbest T4 ve/veya T3 seviyeleridir. Hastalığa anti-TPO, anti-Tg ve TSH receptör antikoru(TRAB) denen antikorların kandaki yükseklikleri ve tipik ultrasonografi bulguları tanı koydurur . Göz hastalığı tipiktir, tiroid bezinde büyüme ve/veya ailede tiroid ya da hastada başka otoimmün hastalık öyküsü olabilir.

Graves hastalığının tedavisi
Doktorunuz tiroid bezinin aşırı tiroid hormonu üretmesini önlemeye yönelik en iyi tedavi seçenekleri hakkında sizinle görüşecektir.
– Antitiroid ilaçlar tiroid bezini tahrip etmeden hipertiroidinin kontrol edilmesine imkan verir ancak bunların en az 9 ay alınması gerekir. Hastaların aşağı yukarı yarısı bu ilaçlarla iyileşip bir daha nüks etmeden gidebilirler.
– Diğer bir seçenek tiroid dokusunun radyoiyot radyasyonuyla tahrip edilmesidir , genellikle tahrip süresi iyodu aldıktan sonra 2-3 aydır.
– Üçüncü seçenek, tiroid bezinin ameliyatla tamamen alınmasıdır.5 Tabii bunu yapmadan önce hastaların genel anestezi alabilmesi için, antitiroid ilaçlarla ötiroid yapılması (tiroid hormonlarının normale çekilmesi) gerekir.

Tabii son iki seçenek uzun vadede hastayı hipotiroid bırakacaktır. Bu durumda tiroid hormon seviyeleriniz uygun dozda tiroid hormonu kullanarak normale döndürülecektir. Graves hastalığının semptomlarını (yüksek kalp hızı, yoğun endişe, uyuma zorluğu ve kilo kaybı) yaşıyorsanız, bu durumda doktorunuz kısa sürede kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak beta-blokerleri geçici olarak reçeteleyebilir.

Kaynak: 

1- Sozcu.com.tr

2- http://www.temd.org.tr/admin/uploads/tbl_bilgi/20180727162459-2018tbl_bilgid3d7f49f6d.pdf

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

scroll to top