Tuna’nın Türk’ü Tuna’nın Türküsü-Afşar Çelik

0
20

TUNA’NIN TÜRK’Ü, TUNA’NIN TÜRKÜSÜ

Bey’im Aman’ isimli eserinde okuyucusuna, Can Azerbaycan’dan esintiler sunan Afşar ÇelikTuna’nın Türk’ü, Tuna’nın Türküsü isimli yeni eserinde okuyucularını Tuna Boyları’nda gezintiye çıkarıyor. 12,5 X 19,5 santim ölçülerinde, 103 sayfalık kitapta, her biri ‘yaşanmış hâdise’ intibaını uyandıran 14 hikâye var. Duru ve selis bir Türkçe ile akıcı ve sohbet tarzında kaleme alınmış. Okuyucu, sanki okumuyor, hâdiseleri yaşayanın sohbetinden dinliyormuş gibi…

Kitapta her ne varsa, bizden ve yerli.

Her birinde Türk’ün gücünü, asâletini, yardım ve hayırseverliğini, muhteşem târihini, gönül zenginliğini, dostluğunu, misâfirperverliğini… velhasıl Türk’ün binlerce hasletini dantel örer gibi işleyen hikâyeler…

Hikâyelerin daha doğrusu hâdiselerin kahramanları; evinin anahtarını cebinde taşır gibi, memleketinin hâtırasını şuurunda, sevgisini gönlünde taşıyan, yaşayan, yaşatan ve hayatı çoğaltan duygu insanları… bizim insanlarımız. Onlar hikâye kahramanı değil; belki babamız, belki dedemiz, Mutullah amcamız, Safiye teyzemiz, Dudu halamız, bacımız ve kardeşimiz…, komşumuz Dürdâne Hanım… Hepsini tanıyorsunuz.

Her bir hikâyede Türk’ün şarkısı, türküsü, hitap tarzı, içtenliği, samîmiyeti var. Sayfalara da kitaba da sığmıyorlar, gönüllerimize yerleşiyorlar.

Be Gemici’ başlıklı bölüm; temelinde İslâm bulunan Türk kültürüne gönül vermekle yetinmeyen, hayatının ve şahsiyetinin bir parçası hâlinde yaşayan, A’dan Z’ye kadar mükemmel bir aile ortamı anlatılıyor. Ailenin fertleri, birbirlerine olduğu kadar okuyucuyu da sarıp sarmalıyorlar.

Evin torunu konservatuarda öğrencidir. O gün öğrendiklerini bir çırpıda anneannesine anlatır. Anneanne, öğrendiği türküyü okumasını ister.

Sonrasını, yazarından dinliyormuş gibi kitaptan okuyabilirsiniz:

Genç kız, sazını öyle benimsemişti ki, bu insanlarda bırakınız takıntıyı, herhangi bir hastalıklı duygu olduğundan şüphelendiğim için kendimden utandım.

Açıştan sonra türkünün bağlantısını çalmağa başladı. Türküye girdiğinde, ürperdim. Çünkü kızıl sarı akşamların parlaklığında bir sesi vardı. Ve o ses, bir gemide, çaresizce bekleşenlerden geriye kalan hüznü ne güzel anlatıyordu. Tuna’yı hiç görmemiştim, Karadeniz’de, bir iki defa bulunmuştum. Dalgaların o iri hırçınlığına, şâhit olmuştum. Karadeniz’in, hırçın küçük kardeşi gibi bir nehir canlandı gözümde. Karanlıklar içinde ve dipsiz karanlıklar üzerinde yüzen bir teknede, birbirlerine tutunup da bir kurtuluş bekleyen genç insanların, çaresizlikleri belirdi…

Ve o gençlerin korkularını anlatan kelimeler, belirdi kulaklarımda… Sesleri, sözleri, isimleri ne kadar tanıdıktı. Türkü, belki umursamazlığımın mâzeret sınırlarındaydı; ama sözleri ve hayali, kapı komşumdu. Türkü, acılı bir nehir gibi akıp giderken, kalbimin kapısından giriveren tanıdıklık, o güne kadar inkâr etmeyi insanlık saydığım bütün değerleri, önüme seriverdi.

Türkü bittiğinde, herkesin gözü yaşlıydı; ben ağlıyordum.

Müzeyyen Hanım geldi; omuzumu pışpışladı; başımdan öptü; evladını öper gibi.

Böyledir Rumeli’nin türküsü oğlum; ne et’çen?’ dedi.

Ben ona, türkünün hüznünden ayrı bir de utancım olduğunu söyleyemedim; zaten dediğim gibi pek ârif insanlardı; onlar da bana öyle bir şey söyletmezlerdi. (s: 34-35)

Yazar; kadim dostum, kocaman yüreği vatan sevgisiyle dolu rahmetli babasından tevârüs ettiği nakışlanmış duygularla, toprak parçasının ‘vatan’ hâline getirilişini, zer ü sîm fikirlerle işlenmiş satırlarda anlatıyor. Özellikle; ‘vatanım ruy-i zemin, milletim nev’i beşer…’ diyen kültürden beslenen beynelmilelci hümanistler tarafından okunmalı.

Sivas’ın meşhur vâlilerinden Halil Rıfat Paşa (1827-1901); ‘Gidemediğin yer senin değildir!’ Demişti.

Bir başka kelâm-ı kibar da Rumeli halk filozofundan: ‘Fidan dikmediğin yerin sâhibi değilsin!’

Bilenler bilir: İki cihan serveri Paygamberimiz Hazret-i Muhammed (sav) Efendimiz buyurmuştu: ‘Bir dakika sonra kıyâmetin kopacağını bilsen bile, elindeki fidanı toprağa dik!’

Afşar Çelik’in eserinde ana tema, vatan olmakla birlikte sâdece vatanı terennüm eden türküler değil. Bütün unsur ve şartlarıyla, bütün imkânlar kullanılarak, vatan şuuru en ince tığlarla örülüyor.

Kullanılan imkânlardan biri daha, Anadolu’nun kavruk kasabalarından birinden Kırcaali’ye türkü derlemeye giden ekibin yaşadıkları üzerinden veriliyor. Ekip, birbirleriyle çok uzun yıllardan beri dargın olan Uzun Hanife ve Topalak Fadime ile görüşmek üzere ikiye ayrılıyor. Sonrasını yazardan dinleyelim:

Uzun Hanife, Şebnem Hanım’ın ekibini, güler yüzle karşıladı. Gölgeli bahçesinde, izzet-ikram ferahlatıcı bir yağmur gibi yağdı derleyicilerin üstüne. Sonra, çekinmeden başladı türküler söylemeğe… ‘Gözümüzün nuru Türkiye’den gelmişsiniz, Türk’ün, Türküsü için gelmişsiniz… Ya bizim burada bir kuru canımızla Türkümüzden gayrı elimizde ne kalmıştır? İkisi de fedâ olsun Türk’ün, Atatürk’ümün yoluna! Bunları saklayın da unutmayın hocam bizi; olur mu?’ Sonra yaşmağının ucuyla gözlerinin yaşını sildi. Şebnem Hanım da duygulandı; kadına sarıldı. ‘Biz, sizi nasıl unuturuz Hanife Hanım? Unutsak buralarda işimiz ne?’

Şebnem Hanım’ın ekibi, evin bahçe katındaki hayata alındı. Şebnem Hanım orada, bol bol fotoğraf çekti.

Kapının yanındaki, Saatli Maarif Takvimi soyundan takvime, gülümseyerek baktı. Artık örneği kalmamış bir Türk markasının reklâm afişini, duvarda asılı görmek; içini burktu. Ne kadar fakir olsa da insan, demek böyle tutunmak istiyordu zamana… Hele o zaman, dikenli tel gibi acı bir ayrılıkla koparıyorsa insanı……..

Kaynak: Oğuz Çetinoğlu

http://qoshe.com/once-vatan/oguz-cetinoglu/kit-biyat-310/2925665

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın. Kitabı indirimli satın almak için buraya tıklayın.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here