1. Dünya Savaşının Nedenleri

0
776

Avusturya-Macaristan imparatorluğu veliahtı Arşidük Franz Ferdinand’ın 28 Haziran 1914’te Bosnalı bir Sırp milliyetçinin gerçekleştirdiği suikast sonucunda öldürülmesine ilişkin haber ilk duyulduğunda Avrupa’nın büyük bölümünde kamuoyunun fazla ilgisini çekmedi. Ne var ki, Balkanlarda uzun süredir devam edegelen ama yerel nitelikli bir iktidar ve nüfuz çekişmesinin parçası gibi algılanan bu suikast çok geniş çaplı sonuçlar doğurdu. 1914 yazının o pazar gününde gerçekleşen suikast I. Dünya Savaşı’nın nedeni olmamakla birlikte, Avrupa’nın bütün büyük devletlerini bir ay kadar kısa bir süre içinde dünya ölçeğinde bir çatışmaya sürükleyen bir hızlandırıcı oldu.

I. Dünya Savaşı, kökleri çok derinlere uzanan bazı ekonomik, politik ve teritoryal sorunların Avrupa’nın büyük devletleri arasında yarattığı anlaşmazlıkların ürünüdür. Büyük devletlerin aralarında imzaladıkları gizli antlaşmalar sonucunda uzlaşmaz çelişkileri olan iki kampın, genellikle Merkezi Güçler (ittifak devletleri) ve Üçlü itilaf (veya itilaf devletleri) olarak bilinen kampların ortaya çıkması sorunları daha da derinleştirmiştir. Bu güçler arasındaki düşmanlıkların Temmuz 1914’te savaşa dönüşmesini engelleyebilecek konumdaki bazı önemli şahsiyetler de kasıtlı ya da kasıtsız olarak bunu yapmamışlardır. Bu devletler mağduriyetlerini ortadan kaldırmak için savaşa girmeye psikolojik açıdan hazırdı. Silahlı çatışmanın er geç başlayacağı tahminine güç kazandıran en önemli etken de savaşın kaçınılmaz olduğu yönündeki bu kanaatti. Bununla birlikte, savaşın uzun süreceğini, dünya çapında ve o güne kadar hiç görülmemiş boyutlarda bir yıkıma yol açacağını tahmin edenlerin sayısı çok azdı.

Saraybosna’da Suikast

Avrupa’nın büyük devletleri 1. Dünya Savaşı’nın patlamasından önceki yıllarda birbirleriyle uzlaşmaz çelişkileri olan iki politik bloka ayrılmış durumdaydı. Bu bloklaşmanın nedeni daha çok her ülkenin, bir komşusu tarafından tehdit edilebileceğine inanmak için gerekçelerinin bulunmasıydı. Avusturya-Macaristan ve Rusya, Balkanlarda uzun zamandır süregelen anlaşmazlıkları yüzünden çatışabileceklerinden çekiniyorlardı. Sırbistan’ın Rusya ile yakın bağları vardı. Bu ise Avusturya-Macaristan için bir tehlike olarak görülüyordu. Almanya, Fransa’nın bir gün Alsace ve Lorraine eyaletlerini yeniden ele geçirmeye çalışacağı endişesi içindeydi. Bu iki eyalet 1870-71 Fransa-Prusya Savaşı’ndan sonra Almanya sınırları içine dahil edilmişti. Almanya, İngiltere ile iyi ilişkiler sürdürmeye çalışmıştı.
Ne var ki 1888 yılında kaiser (imparator) olarak tahta çıkan II.Wilhelm’in, İngiltere’nin geleneksel deniz üstünlüğünün karşısına dikilmek amacıyla büyük bir savaş gemisi inşası programını başlatması, iki ülke arasındaki ilişkileri bozdu. Almanya’nın hızla sanayileşmesi ve denizaşırı sömürge arayışı içine girmesi de İngiltere’yi telaşlandırmıştı.

YENİ İTTİFAKLAR KURULUYORKEN GERGİNLİK ARTIYOR

Almanya’nın 1879’da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’yla birlikte İkili İttifak’ı oluşturmasından üçyıl sonra İtalya’nın da katılmasıylaÜçlü İttifak oluştu. Almanya ve Avusturya-Macaristan, İtalya’nın Fransa saldırısına maruz kalması halinde bu ülkeye yardım etme konusunda anlaştılar. İtalya ise Rusya’nın Avusturya-Macaristan’a saldırması durumunda tarafsız kalacağı konusunda bir antlaşma yaptı. Fransa ile Rusya 1894’te bir antlaşma imzalamış, İngiltere ile Fransa ise 1904’te Entente Cordiale’i (Dostluk İtilafı) oluşturmuşlardı. Kaiser Wilhelm’in Balkanlarda Avusturya-Macaristan’ı desteklemesi Rusya’yı öfkelendirdi. Bu da İngiltere-Rusya ittifakına yol açtı. Bu uzlaşma ile Orta Asya’da uzun zamandan beri süren anlaşmazlıklar sona erdi. 1907’de İngiltere, Fransa ve Rusya Üçlü İtilaf’ı oluşturdu. Avrupa’da böylesine kuvveti karşılıklı güvensizliklerin hâkim olduğu, milliyetçiliğin yükseldiği bir çağda, özellikle Almanya’da militarist eğilimlerin güçlenmesi hiç de şaşırtıcı değildi. Rekabet içindeki devletlerin çoğu savaş planları yapmaya başlamışlardı. Bir kriz anında düşmanın hazırlanmasına imkân vermeden seferberliğe geçip ilk darbeyi indirmenin iyi olacağı kanaati yaygınlaştı. Almanya iki cephede savaşmak zorunda kalabileceği için, Fransa ve Rusya sayısal bakımdan üstün orduların savaş alanına sürmeden saldırıya geçmek gerektiğine inanıyordu, 1. Dünya Savaşı ndan hemen önceki yıllarda generaller ve çok sayıda sıradan insan arasında savaşın muhtemelen kaçınılmaz olduğu kanaati hâkimdi. Ancak, pek de tanınmayan Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinand ve karısı 28 Haziran 1914’te öldürülünce savaşın ilk kıvılcımının ateşleneceğini hiç kimse beklemiyordu.

Sırbistan ve Bosna
Ferdinand, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun veliahtıydı ve resmi bir ziyaret için Bosna’nın başkenti Saraybosna’da bulunuyoru. Daha önce Osmanlı  egemenliğinde olan Saraybosna eyaleti  1906’da Avusturya-Macaristan’a dahil edilmiş, ama bu ilhak hem Bosna da hem de komşu Sırbistan’da yaşayan Sırp çoğunluk tarafından hoş karşılanmamıştı. Suikastı başlarında Gavrilo Princip’in bulunduğu küçük, fakat ateşli bir Sırp
milliyetçi grup gerçekleştirdi. Bu grup tek başına davranmış olsa, grup mensuplarının kısa süre içinde yakalanması ile olay kapanıp gidecekti.

Ne var ki çok geçmeden, bu suikastın Sırbistan’da planlandığı ve Sırp gizli servisinden bazı elemanların gruba yardımcı olduğu ortaya çıktı. Avusturya-Macaristan, Sırbistan’ın Ferdinand’ın öldürülmesi olayına karışmasını Sırpların düşmanlığının kesin kanıtı, suikastı da
Bosna’nın daha büyük bir Sırbistan’a ilhakı planının bir parçası olarak gördü. Bu daha büyük, dolayısıyla daha güçlü yeni devlet zaten zayıflamakta olan imparatorluğun Balkanlardaki varlığını tehdit edebilecek ve Sırbistan kendi jeopolitik amaçları doğrultusunda Avusturya-Macaristan’ın Slav kökenli azınlığını kışkırtabilecekti.

Kara El Örgütü: 1911’de “Ya Birlik Ya Ölüm” resmi adıyla gizli bir Sırp derneği olarak kurulan Kara El’in amacı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki Slav azınlıkların siyasi olarak Sırbistan’a katılmasından başka bir şey değildi. Üyelerinin çoğunluğunu Sırbistan ordusunda görev yapmakta olan subaylar oluşturuyordu. Bu subaylardan biri olan Dragutin Dimitrieviç, Haziran 1914’te Arşidük Franz Ferdinand’a düzenlenen suikasta yardımcı olmuştu. Kara El örgütü 1915-1916 yıllarında sürgündeki Sırp hükümeti tarafından feshedildi ve Dimitrieviç idam edildi.

Kaynak: Resimlerle 1. Dünya Savaşı- Ian Westwel

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın. Kitabı indirimli satın almak için buraya tıklayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here