Bergamanın Tıp Tarihindeki Önemi

0
30

Bergama, 8.500 yıllık tarihi, olağanüstü güzel doğası, şifalı doğal kaynaklarıyla Doğu’nun en batısında, Batı’nın en doğusunda bir kenttir. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır ve bu süre zarfında çeşitli bilimlerin doğuşuna da tanıklık etmiştir. Bunlardan biri de tıp ilmidir. Anadolu’da gelişen tıbbın ilk örneklerinin ve tıp biliminde kullanılan ilk aletlerinin Bergama ve civarı bölgelerde bulunmuş olması bu görüşü desteklemektedir.Bergama; müzik, tiyatro, spor, güneş, çamur gibi doğal tedavi yollarının ilk kez kullanıldığı, tıp ve eczacılık imgesi olan yılanın bulunduğu, ilk büyük hastane olan Asklepion’un kurulduğu, ilk psikoterapinin yapıldığı, ilk afyon modeli ilaçların hazırlandığı bir sağlık kentidir.

Pergamon Kenti ve Tarihsel Gelişimi
Bergama’nın Antik dönemdeki adı “Pergamon” kelime olarak çok eski ve Doğu Akdeniz havzasında, özellikle de yer adlarında iz bırakan Yunan öncesi bir dile aittir. “Pergamos” veya “Pargamon” bu dilde, “kale” veya “müstahkem mevki” anlamına gelmektedir. Pergamon, doğu batı yönünde Kaikos (Bakırçay) Irmağı’nın katettiği bir graben vadisinin kıyısında bulunmaktadır( Radt,2002:21). Bergamalı ünlü hekim Calinos’un bildirdiğine göre M.Ö. II. Yüzyılda kent merkezinin nüfusu 120 bine ulaşmıştır. Bu rakamın abartılı olmadığını da 100 bin insan alacak kadar tiyatroların yapılmış olduğu kanıtlamaktadır. Ancak bu parlak dönem gezginlerin bildirdiğine göre XIII. yüzyılda sona ermiştir(Eriş,1979:260).

Antik Batı Anadolu Tıp İlmi ve Asklepionlar
“Doktor tanrı” ve “doktorluk tanrısı” olan Asklepios’un adına kurulan sağlık tapınakları olan “asklepionlar”  Antik Batı Anadolu tıbbının en önemli yapılarıdır. Anadolu’nun batısında, Ege adalarında ve Yunanistan’da 200′den çok asklepion bulunduğu tahmin ediliyor. Normalde bir hastanede olmasını beklediğimiz bölümler dışında tiyatro, kütüphane, spor alanları gibi bölümler olan Asklepion’da yapılan tedavilerde beklenen ve bilinenin dışındaydı. Asklepios Yunan mitolojisinde hekimlik sanatının ustası olan tanrı olarak geçer. Bu sanatı o kadar ileri götürmüştür ki ölümler son bulmuş hatta ölüleri bile diriltmeye başlamıştır. Bunun üzerine Zeus tarafından doğal düzeni bozduğu gerekçesiyle cezalandırılır. Benzer bir hikâye Lokman Hekim için de anlatılmaktadır. Asklepios doğadaki dengeyi koruyan iyileştirici gücü temsil etmektedir. Güçlü sağlıklı elinde yılan sarılı asası bir erkek heykeli ile temsil edilir.Döneminin sağlık merkezi olarak çalışan Asklepion’da birbirinden çok farklı ve geçerli tedavi yöntemleri kullanılmaktaydı. Kuluçka uykusu bu uyku sırasında görülen rüyaların yorumlanması, şifalı sularda yıkanmak, yenilenlere dikkat edilmesi özel diyetler, tiyatroda yapılan psikodrama tedavileri, tapınaklarda, soğuk ve sıcak su banyoları, maden suları kaynaklarından sular içilmesi, kan alınması, kusturmak, gerekirse müshil vermek, deniz kıyısında bulunanlara özellikle deniz banyosu vermek, değişik ilaçlarla tedaviler, telkin, teselli ve iç sıkıntısını gidermek için ruhsal tedaviler bunların en bilinenleriydi. Uyku ve rüyalar perhiz, sıcak ve soğuk banyo-beden hareketleri sindirim sistemi bozukluğu ile gelen bir hastaya; ekmek peynir-maydanoz-marul ve ballı sütten oluşan bir beslenme verilmiştir. Çıplak ayakla dolaşması, her gün koşması, çamur banyosu yapması ve sıcak bir banyo almadan önce tüm bedenini şarap ile ovması öğütlenmiştir. Tedavi başarılı sonuç vermiş hastanın şükranlarını belirten bir yazıt günümüze kadar gelebilmiştir(Bayatlı,1993). Antik dönemde, Anadolu’da yapıldığı bilinen ilk tıbbi girişim olan beyin delme ameliyatları (trepenasyon) da Bergama’da yapılmıştır. On bin yıl öncesinden kalan insan kafataslarında bilinen en eski cerrahi girişimlerin izleri bulunmuştur. Üstelik izler, ameliyattan sonra kişinin bir süre daha yaşadığını da göstermektedir. Bundan hemen sonra, neolitik dönemden kalan epilasyon aletlerinin bulunması, bedendeki kılların da alındığının gösteriyor. Bu aletlerden çok sayıda bulunması epilasyonun, günümüzde olduğu gibi, eskiden de yaygın olarak yapıldığını gösteriyor(Gözcelioğlu,2008).Pergamon’da çamur banyosundan da yararlanılıyordu. Aristeides’in yazılarında; tanrının buyruğu üzerine, soğuk bir kış gününde, nasıl çamur banyosu yapıp, tapınakların çevresinde üç kez koştuğunu ve nihayet kutsal çeşmede üstündeki çamurları temizlediğini çok açık bir dille aktarır. Yazarın dediğine göre hava o kadar soğukmuş ki hiçbir giysi insanı ısıtamıyormuş. Yazara eşlik etmeye gönüllü iki dostundan biri hemen geri dönmüş, diğeri spazm geçirmiş ve gevşetilmesi için hamama götürülmesi gerekmiş. Baldıran suyu, kireç katılmış su içmek, pekliğe karşı uzun süre oruç tutmak, günlük ile tütsülenmek, keklik perhizi yapmak, yazıtlarda pek çok mucize olaydan da söz edilir, dua ederken tek dileğim hamile kalmak dediği için yıllarca doğuramayan kadınlar ve daha niceleri(Bayatlı,1993).

Antik Çağ’da İki Büyük Tıp Adamı: Galen ve Hipokrat
Antik Anadolu tıbbının, tıp tarihi açısından en önemli doktorları, kuşkusuz Hipokrates ve Galen’di. Hipokrates’in ortaya koyduğu nesnel nedenlere dayalı, gözleme dayanan, akılcı, uygulamaya dönük ve dinsel-büyüsel etkilerden sıyrılmış tıp anlayışı Galenle sürmüş ve ondan sonra Rönesans’a kadar değişmemiştir. Galen ünlü bir Asklepios tapınağının bulunduğu Batı Anadolu’daki Bergama’da dünyaya geldi. Genç yaşta önce felsefe sonra tıpla ilgilendi. İzmir’e giderek orada da tıp eğitimi aldıktan sonra İskenderiye’ye geçti ve burada anatomiyle ilgilendi. Hipokrat tıbbını öğrenmeye çalışıyordu. Buradaki çalışmalarından sonra 28 yaşındayken çok iyi bir doktor olarak Bergama’ya döndü. Buraya geldiğinde gladyatör okulunda bir doktora gereksinim vardı. Bu göreve atandı. Böylece daha da önemli bir konuma geldi. Galen’in tıbba yaptığı katkılar o kadar iyiydi ki Ortaçağ tıbbı “Galen Tıbbı” adıyla anıldı. Galen, tedavi çalışmalarının yanı sıra anatomi, fizyoloji, farmakoloji bilimleri ve de felsefeyle ilgilendi. Zamanın tıp bilimine tamamıyla hâkim olan Galen, bu bilim dalını orijinal ilkelere göre yeniden düzenledi. Ününü de özellikle yeni geliştirdiği araştırma yöntemiyle kazandı. Galen’e göre analizler, hastalıkların incelenip iyileştirilmesinin temelini oluşturur. Droglardan ilaç elde etmeye başlamış olduğundan da eczacılığın ve farmasötik teknolojinin babası olarak kabul edilir(Gözcelioğlu,2008).

Bergama’da ilkler
İlk parşömen (deriden kağıt yapımı)
İlk Asya kütüphanesi (200000 ciltlik)
İlk büyük hastane (Asklepion)
İlk telkinle tedavi (Psikoterapi)
İlk doğal tedavi (Müzik,tiyatro,spor ,güneş ve çamur ile)
İlk farmakoloji (doğal ilaçlar)
İlk afyon modeli ilaç
İlk kent hijyeni (sağlık alt yapısı )
İlk tıp ve eczacılık simgesi olan yılan(Emekli,2003:16-18)

Kaynak: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/117328

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın. Kitabı indirimli satın almak için buraya tıklayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here