Eski Mısırda Gökbilim-Astronomi

0
316

M.Ö. 4000 ile 3000 yılları arasında Cilalı Taş Devri kültürü Mezopotamya ve Mısır’a tamamen yerleşmişti. İlk düzenli devletler ve kentler bu bölgelerde kurulmuştu. Mısırlılar, piramitler gibi dev yapılar ve heykeller yapmakta büyük beceri gösterdiler. Ancak, bunları gerçekleştirmede inşaatçıların elinde bilimsel bir kuramdan çok, sağlam ve pratik tecrübeye  dayanan bilgilerin olduğuna inanılmaktadır.

Mısırlıların, uygulamaya olan yatkınlıkları yanında, kurama ve felsefî kurguya olan ilgisizlikleri gök biliminde de görülür. Eski toplumlar içinde zamanı belirlemeye en çok değer veren Mısırlılar için gök bilimi, zamanı hesaplamaya yarayan faydalı bir yöntem olarak ele alınmıştır. Mısır gök bilimi, Güneş ve Ay kuramlarıyla ilgilenmediği gibi, gezegenlerin yıldızların arasında dolandığını bilmelerine rağmen, gezegenlerin hareketleri konusunda kayda değer fikirler ortaya koyamamıştır. Gerçi yıldızları sınıflandırmışlardır. Ancak bu sınıflandırma öylesine karmaşıktır ki, pek az örnek dışında, belirledikleri takımyıldızlardan hangilerinin daha sonraki devirlerde görülen takımyıldızlara karşılık geldiğini anlamak mümkün olamamıştır. Örneğin, kuzey yarıküredeki takımyıldızların içinde yalnızca Büyükayı günümüzde tanınabilen tek yıldız takımıdır.

Mısırlıların gök bilimine yaklaşımının bir örneği, Londra’da British Museum’da bulunan, Amon-Ra Rahibesi Prenses Nesitanebtaşu’nun Teb şehrindeki mezarından çıkarılan, yaklaşık
M.Ö. 970’e tarihlenen, Greenfield papirüsünde betimlenmiş olan yer tasvirinde görülebilir. Tanrı ve tanrıçalarla dolu olan bu çizimde evren tamamen simgesel bir şekilde düzenlenmiştir. Burada, evrenin başlangıcının mitolojik tasviri olan din temelli bir kozmogoni vardır.

Mısır’ın rahip-astronomları Güneş’in gökyüzündeki yıllık hareketini belirlemede takım yıldızları kullanmış ve eski çağların en gelişmiş takvimini icat etmişlerdi. Mısırlılar, Nil nehrinin yıllık taşmasının, Sothis olarak adlandırılan ve gökyüzünün en parlak yıldızı olan Sirius’un doğu ufkunda, uzun bir görünmezlik döneminden sonra ortaya çıkması ve şafak sökmeden hemen önce görünmesiyle çakıştığını gözlemlemişlerdi.

Mısır takvimi, her biri 29 veya 30 gün çeken 12 aydan oluşan ve Ay’ın evrelerinin 29,5 günlük döngüsüne bağlı, toplam 354 günlük bir takvimdi. Her üç veya bazen de iki yılda bir, ayların arasına veya takvimin sonuna 1 ay eklenmekteydi. Daha sonraları mevsimleri temel alarak, ay uzunluklarının sabit kaldığı, düzensiz aralıklarla ay eklenmesini gerektirmeyen daha dakik ve mevsimlerle uyumlu bir takvim geliştirdiler. Bu takvimde, bir yıl 12 aydan, her mevsim 4 aydan , her ay da 30 günden oluşmaktaydı. Bu durumda, güneş yılı ile resmî yıl arasında ortaya çıkan farkı kapatmak için, resmî yılın sonuna 5 gün ekleyerek takvimde düzeltme yapmaktaydılar. Bu takvimin, M.Ö. 2937 ile M.Ö. 2821 yılları arasında kullanılmaya başlandığı düşünülmekte.

Diğer uygarlıklarda olduğu gibi, Mısır’da da ilk zamanlarda Ay takvimi kullanılmıştı. Dini bayramlar, 365 günlük resmî takvim kabul edildikten sonra bile, Ay takvimine göre belirlenmekteydi. Gerçek astronomik yılın 365,25 gün olması sebebiyle, iki yüzyıl sonra Güneş ve Ay takvimleri arasında 50 günlük bir fark ortaya çıkmaktaydı. Bu durumu düzeltmek yoluna gidilmemiş, Güneş takvimine paralel ve onunla uyum içinde ilerleyen bir Ay yılı (Kamerî yıl) kabul edilmişti. Böylelikle, yaklaşık M.Ö. 2500 yılından itibaren Mısır’da üç çeşit takvim kullanılmıştır.

Mısırlılar, Güneş’in doğuşundan bir sonraki doğuşuna kadar süren bir günü 12’şer saatlik iki eşit devreye bölmeyi tasarlamışlardır. Gecenin 12 saate bölünmesini, gece boyunca doğan ve batan yıldızların hareketini temel alarak yapmışlardı. Bunun nasıl yapıldığına dair, günümüzde en çok kabul gören açıklamaya göre;

Mısırlı gök bilimcilerin, Güneş takvimini baştan sona tarayarak yılın her on günlük diliminin (Eski Mısırlılarda bir ‘hafta’) ilk gününde gün doğumu yapan bir yıldızı ve yıldız kümesini belirlemiş olmaları muhtemeldir. Bundan sonra, böyle bir yıldız veya yıldız kümesinin tan doğuşuyla bir sonrakinin tan doğuşu arasındaki süreyi bir ‘saat’ kabul etmiş olmalıdırlar. M.Ö. 2150 civarında, bu saatlerin sayısı 12 olarak tespit edilmişti. Her ne kadar bu şema her ‘gece’ 18 yıldız kümesinin geçtiğini gösteriyorsa da, kümelerden bazıları, gerek gün batımından sonra ve gerek gün ağarmasından önce oluşan alacakaranlık içinde kaybolmuş olmalıdır. Tüm bu bilgiler, döneme ait mezarların tavanına çizilmiş olan “yıldız saatleri”nin incelenmesinden ortaya çıkarılmıştır. 12 saatlik ‘gündüz’ de 12 saatlik ‘gece’yi dengelemek için benimsenmişti.

Gündüzleri zamanı ölçmek için güneş saatleri kullanılmaktaydı. Firavun III. Tutmosis dönemine (M.Ö. 1490-1436) ait bir örneğin gösterdiği gibi, bu saatler beş taksimatı bulunan düz bir tahtanın ucuna tutturulmuş olup, yukarı yöne bakan bir koldan oluşmaktaydı. Bu saatler, gündüzün ilk ve son saatleri alacakaranlıkta kaybolduğundan, yalnızca on saatlik bir zaman diliminde yararlıydılar. Mısırlılar, güneş saati yanında ‘su saati’ de (clepsydra) kullanmışlardır. Firavun III. Amenhotep’in döneminde (M.Ö. 1397-1360) yapılmış bir su saati günümüze kadar gelmiştir. Saatin üzerine, M.Ö. 1540 yılının takvimi resmedilmiş olduğundan, bu tip saatlerin ilk defa Yeni Krallık (XVIII. Sülale, M.Ö. 1567-1086) devrinde tasarlandığı düşünülmektedir. Su saatinin icadı, daha kesin ve hassas yöntemlerle icat edilmiş olan yeni bir tip resimli ‘yıldız saati’nin de habercisi olmuştur. VII. Ramses’ten başlayarak (yaklaşık M.Ö. 1142), Ramses sülalesi firavunlarının mezarlarında görülen yıldız saatleri bu türdendir.

 

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın. Kitabı indirimli satın almak için buraya tıklayın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here