Tarih

Etrüskler’in Türklüğü DNA Testiyle Kanıtlandı

Özet :

Etrükslerin kökeni  belirsizdir ve eski İtalya’nın  Hint-Avrupa olmayan  nüfüsudur. Kendi kültürlerini bölgesel olarak geliştirmiş geniş bir mutabakat bulunmaktadır.Ancak Etrüsklerin evrimsel süreci ve göç ilişkileri büyük ölçüde bilinmemektedir. Bu çalışmada, milattan önce 7. ve 3. yüzyıllarda  arasında yaşamış 80 Etrüskler kemik örneklerinden elde edilen çoklu klonlar mitokondriyal DNA dizilerini belirlenmiştir.Çalışmanın ilk aşamasında, antik DNA verilerinin onaylanması için dokuz testten herhangi modern bir DNA ile bozulma veya kirlenme ya meydana gelmiş olabileceği şüphesini gündeme olan tüm örnekler ortadan kaldırılmıştır.Kalan 30 kişiden alınan verilere dayanarak, Etrüsklerin hangi modern toplumdan olduğu ortaya çıktı. Etrüsk topluluklarının bir kültür değil aynı zaman mitokondriyal gen havuzunda birbiriyle bağı olduğu ortaya çıktı.Genetik uzaklıklar ve dizi karşılaştırmaları, modern İtalyan nüfusa oranla Etrüskler için Doğu Akdeniz kıyıları ile daha yakın evrimsel ilişki içinde olduğunu göstermektedir.Etrüskler arasında gözlenen tüm mitokondriyal soylar genellikle Avrupa veya Batı Asya görünür, ama sadece birkaç haplotip Roma devletinin içine asimilasyonundan sonra Etrüskler ‘kaderi hakkında yeni sorular yönelterek, modern mitokondriyal veritabanında tam bir eşleşme bulunmuştur.

Etruscans
Tanıtım :

Modern toplumlarda genetik verilerin analizi insanın evrimsel tarihinin önemli  ve güçlü bir araç olduğunu kanıtlamıştır . (Cavalli-Sforza et al. 1994; Ingman et al. 2000 ): Barbujani ve Bertorelle 2001; Tishkoff’un ve Verrelli 2003). (Et al. 1994 handt; Di Benedetto ve ark 2000). Şimdi doğrudan eski insanların DNA’larını inceleyerek bu analizleri doğrulamak için teknik olarak mümkün olduğunu, ancak şimdiye kadar sadece Avrupalıların genetik dizilerinin bir kısmı yayınlanmıştır.Bu çalışmada antik çağda Etrüsklerin Avrupa nüfusu ile ilgili ilk kapsamlı verilerdir.

Etrüsk kültürü milattan önce 1000 yılında İtalya’da gelişti.Etrüsklere ait bilinen en eski yazıtlar m.ö 8. yüzyılın sonuna kadar Hint-Avrupa dilinden izole  bir şekilde gelişmiştir. Etrüks şehirleri aynı din ve dili konuşan insanlardan oluşmaktaydı. Ancak asla siyasi bir birim olmamışlardır.Sonrasında milattan önce 7. ve 5. yüzyıllar arasında  Magna Graecia ve Po Vadisi arasında siyasi ve kültürel liderliğini kurdu.

ETrusklerin yasadigi yerler

Sonrasında askeri yenilgiler, Roma’nın genişlemeci ve asimilasyonu sebebiyle Etrüsk kentleri özerkliklerini kaybetti. Haritada görülen gri alandaki çizgi Etruria diye tabir edilen Etrüsk etkisinin olduğu bölgedir.Paleoantropolojik çalışmalar Etrüskler ile Demir Çağı arasındaki benzerlikler kanıtlanmıştır.Arkeolojik kanıtlar Etrüsk kültürünün bazı özellikleri bir Doğu etkisiyle  geliştirildiğini düşündürmektedir.

Etrüskler’in nereden geldiği ile ilgili yoğun tartışmalar yaşanmıştır.  Tarihçi Herodot’a göre kıtlıktan Anadolu’dan kaçan lidyalılar olarak anlatılmaktadır. Ancak hiçbir arkeolojik kanıt ve orijinal belge açıklığa kavuşturamamıştır.

DNA dizileri , Etrüskler ‘in  nereden geldiğini bize söyleyemez, ama iki önemli soruya cevap verebilir.

1. Etrüskler, tek bir nüfus varmıydı?, ya da sadece bir dili ve kültürü paylaşan bireylerin kümesi değil, ortak bir soy var mıydı?

2. Etrüskler’in diğer Avrupa soylarıyla bağı neydi? Nasıl bir ilişki vardı?

İtalya’daki çeşitli müzelerde korunmuş 80 adet iskeletten konunun uzmanı arkeologlar tarafından Etrüskler’e ait olduğu tespit edilmiştir.İskeletlerin bulunduğu yerde yapılan kazılarda Etrüsk alfabesi ile yazılmış çanak ve çömlekler de bulunmaktadır.

Yapılan DNA analizine göre Modern toplumlar ve  İtalyan Toplumlarına göre analizi aşağıdaki gibidir.

etrusk

Tabloda görüldüğü üzere Etrüskler’in Türk kökenli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu analiz aynı zamanda Baskların da Türklerle akraba olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu araştırma Amerika’da Sağlık Bakanlığı’na bağlı Ulusal sağlık enstitüleri tarafından yapılmıştır.

Makalenin orijinali buradadır.

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1181945/

Orta Dünyanın Analizi'ni satın almak için tıklayın

admin

1981/Mersin doğumlu, Harita Mühendisi, Araştırmacı-Yazar, Konut değerleme Uzmanı, Ekstrembilgi Yöneticisi, Kitap: Orta Dünyanın Analizi HKMO, İçel Sanat Kulübü, TDUB üyesi

Related Articles

6 Comments

  1. Komediye bak anadoludaki turklerle italyanlarin geni tasimadi italyanlarin turk oldugunu degil aksine anadoludaki turklerin agirlikli italyan geni tasidigini kanitlar, anadoludaki turklerde orta asya geni yok denecek kadar az (%7) oda iran afgan mogol cin tacik gibi tum orta asya geni ile birlikte

  2. 1. Sümerce ile uyuşan tek dil Türkmence. Bu da Türkçe en az 5000 yıldır var demektir.
    2. Yazıda Etrüsk DNA analizi var. O zaman daha İtalyan diye bir şey yoktur. Kendine İtalyan diyenlerin DNA’sı karşılaştırılıyor. Etrüsk kelimesi Tur-Saka kelimesinin zaman içerisinde dönüşmüş halidir. https://ekstrembilgi.com/tarih/turklerin-ilk-atalari-tursha-tusc-10/
    3. Haplogruplar ile ilgili yazımızı okuyun. R1a’dır ki Türklerin bir kısmını ifade eder. https://ekstrembilgi.com/bilim/genetikcilere-soruyorum-haplogruplar-duzmece-mi/

  3. Her zaman ” ırkçılık ” üzerinden Türklere dem vuran kürdlerin yine kendi savları ile çeliştiği bir yorum ile karşı karşıya gelmenin sevinci içindeyim . Bana bu mutluluğu yaşattığın için sana teşekkürü bir borç bilirim Roj Tunçeli .

  4. Ben de bilimsel verilerle karşınıza çıkmama rağmen siyasi bir cevap vererek işin içinden çıkamadığınızı ortaya koyduğunuz için teşekkür ederim “Roj Tunçeli”. Esenlikler

  5. Roj dersim ihsan nurinin palavralarını mı bu millete söyleyeceksin :)
    Sen ilkönce Şeref Han şerefnamesinde ki Gur-Mancların Bogduz ve Becenek adlı 2 Boydan geldiği cümlelerini oku…
    Luviler,Mu uygarlıgı rahipleridir
    Etrüskce-Sümerce-Ön Türkçe birbirleri ile aşırı bağlantılıdır
    Özellikle sizin kürtleştirmeye çalıştıgınız Guti dediniz Aslında Kut Devleti Olan ve her yönüyle Turan kültürü taşıyan Devlet bile Ön Türklerle bağlantılıdır.
    Kuzey Mezepotamyada Doğu Anadoluda Antik Azerbaycan sizden önce,günümüz tarihinden 4200 yıl önce bu topraklarda yaşayan Turukkiler adlı Türk Devleti vardır Kağanı il şu naidir.
    Bu topraklarda kürdistan asla olamaz.
    Çünkü Bu Toprakların taşından da topragından da Türk Ve Turan kültürü çıkmaktadır
    Hakkari İskitlerin Akari Aşiretinin kurdugu bir şehirdir
    Sason oguz Türklerinink urdugu şehirdir
    Diyarbekir Bismil Basmil Türklerinin kurdugu şehirdir
    Kommagene,
    Kimmerların kurdugu bir medeniyettir iskitlerle akrabaıdr
    Kimmerlar zaten Türktür.
    Senin bahsettigin gerizekaglı tezi hint avrupacı ırkcılar söylüyor bu dedigin sahte çıktı
    Bir Arab 200 yıl Japonyada kalırsa arap evliligi yapsa bile gözleri hafif bademleşir,
    Çünkü buna adaptasyon denir
    Mesela Kafkasyada Sabiryada kıl oranı insanlarda yogundur çünkü vücud soguga karşı adapte eder insan vücudunu,
    Mesela Kafkasyada Sabiryada Ten rengi biraz açık ve kırmızıdır çünkü güneş fazla görmez.
    Anladın mı ? :)
    Senin devletin saydıgın medler ve partların kurucularının dedesi
    bile İskit Kralı gogun soyundan gelir.
    Ne saçmalıyorsunuz siz ya azıcık okuyun
    Ya Etrüsklerin diriliş efsaneleri bile dişi kurttandır ya
    Dişi Kurttan türeyiş destanı Türklere ve Turani milletlere mensuptur
    Şuan Dünyada 1 milyar Turani İnsan var…
    Anladın mı :)
    Ben Bir Tarihçiyim
    Bu Topraklar Nuhun Torunu Yafesin Oglu Büyük Atamız Gomerin Yani Turanın soyundan gelen biz Turanilerindir..
    Dün batının dalga geçtiği Türk Tarih Tezimizi
    Bu Gün Batı inkar edemiyor İstanbulda yapılan araştırmalar Ankara Güdülün Salihler köyğnde yapılan araştırmalar sonucu bu Topraklar biz Turanilerindir
    Şimdi Ya Allah Aryana :)
    Ne Mutlu Türk’üm Diyene…

  6. Roj Tunçeli: Aynaya bak:

    KÜRTLER HİNT ÇİNGENE GÖÇMENLERİN SOYUNDANDIR

    Önsöz: Bu yazı özellikle İran’daki Türkler için çok önemlidir. Makaleyi dikkatle okuyun ve arkadaşlarınıza okumalarını öneriniz.
    Kürt ya da Kürt milleti sözünün gizemi bölgenin siyasi ve jeopolitik konumundan dolayı her zaman gizli kalmış ya da siyasi satranç oyununda kimi Batılı ülkelerinin işine yaradığı için kasıtlı olarak gizli tutulmuştur.
    Doğu ve Batı araştırmacı bilim adamlarının tamamı “Kürt” sözünün; milliyet ya da dil ile hiçbir ilgisi olmaksızın göçebe çobanlar ya da hayvan sürülerini gezdiren çobanlar anlamı taşıdığında hemfikirler: ‘Göçebe çobanlara Kürt denir’
    Rus oryantalist Vladimir Alexeyevich İvanov’a (1886-1970) göre Ortaçağda, Anadolu ve Hint yarımadası arasındaki bugünkü İran coğrafyasında; bütün hayvan sürüleri gezdiren göçebe çobanlara ‘Kürt’ söylenmektedir.
    MacKenzie diyor ki: Arap imparatorluğunun genişleme dönemini incelediğimizde Kürt adının göçebe hayvancılar ve göçebe çobanlar sözleriyle aynı anlamada olduğunu görmekteyiz.
    Martin van Bruinessen şöyle der: İslamiyet’in 1. yüzyıla ait kaynaklarda Kürt sözü bir dil ya da etnik grubun adı değil, hayvan sürülerini gezdiren ve belki de siyasi birimler belirleyen bir sözdür. Hatta bu kaynaklarda bir çok kez Ekrad-i Arab (Arap Kürtleri) sözü olarak geçmektedir.
    – 16.YY’a dek bir çok kaynaklarda ”Ekrad-i Terakem”, ”Ekrad-i Arab”, ”Ekrad-i Turkman” ve benzeri sözlerin geçmesi Kürt sözünün ‘hayvan sürüleri gezdiren göçebe çobanlar’ anlamına geldiği iddiasını onaylar şekildedir. –
    Karnameyi Ardeşir Babakan adlı bitikte Kürt sözü ‘aşiret’ anlamında kullanılmıştır. Teberi dilinde Kürt sözü çoban anla-mındadır. Bunların hepsi bir çok kişi tarafından biliniyor. Ancak, bunlara rağmen önümüze bir soru çıkıyor. Günümüzde, Türkiye, İran, Irak ve Suriye olarak dört ülkenin paylaştığı bir coğrafyaya yerleşen Kürt adında bir kavim nereden geldi ve neden onlara da Kürt adı verilmektedir? Şimdiye kadar, hiçbir Doğu oryantalist ve şark bilimcisi bu soruya ya cevap vermek istememiş ya da yeterli bir yanıt bulamamıştır!
    Kürt medya organlarına bakıldığında; kanıtsız kaynaksız bir sürü uyduruk iddia ve hikâyelerle kendilerini bu coğrafyanın yerlisi ve gerçek sahipleri olduklarını iddia eder ve diğerlerinin sonradan gelip onların ana vatanını işgal edip onlara zulmettiklerini söylediklerini görürsünüz.
    Eski Asurilerin başkenti olan Erbil’den tutun da eski Aramilerin başkenti Van’ı, Medlerin ülkesini (eski Azerbaycan ülkesini) Elamların ülkesini ve hepsi, Kürdistan Kürdistan diyenlerin dayanıksız iddiaları arasında. Bu saçma sapan iddiaları yayanlar sanki söz konusu bu dört ülkenin o tarihlerde de ayrı ayrı ülkeler olduğunu ve bunların hepsine birden sahip olmanın mümkün olmadığını bilmiyorlar! Ve bu iddialarını o tarihlerde, o coğrafyada, Kürt adında bir kavmin ya da milletin olmasını ispat edecek tek bir tarihi belge ya da kanıtın olmaması halde öne sürüyorlar.
    Kimi Hristiyan-ırkçı Batı ülkeleri Ortadoğu’da karışıklığı ve istikrarsızlığı körükleyip sürdürmek amacıyla bu dört ülkede Kürt milliyetçiliğini destekliyor ve sözde bağımsız Kürdistan kurmaları için çeşitli yollarla teşvik ediyor. Bölge halkları bu konuyu dikkate alıp gerçekleri bilmezse onarılması olanaksız felaketler kaçınılmaz olacaktır.
    Bu makalede günümüzde Kürt tanınan etnik grupların gerçek Kürt değil, Hint kökenli Çingeneler (bugünkü Pakistan da Hint coğrafyasına dahildir) olarak İran yoluyla Ortadoğu, Anadolu ve Avrupa’ya göçtüklerine dair kanıtları sunulmaya çalışılmıştır.
    1-Çingeler ya da yeni adıyla Romanlar Hint ve Pakistan’da çeşitli gruplar halinde sürekli göçebe hayatı yaşayan kalabalık bir nüfusa sahip topluluklardır.
    2- Hindistan’daki Çingenelerin giyim kuşamları Kürtlerin giyim kuşamlarıyla hemen hemen aynıdır. Şapkalar, sarıklar ve kadınların süslemeleri-bezekleri ve takıları birbirine çok benzemektedir (elbette ki kimi Çingeneler geldikleri ülkenin kıyafetlerini de giyerek farklı giyim kuşama bürünmüşlerdir ancak burada kastedilen geleneksel kıyafetlerdir).
    3- Çingenelerin konuştuğu dil Sanskrit dil grubuna aittir. İran üzerinden batıya göç sırasında yerli dillerle karışarak çeşitli lehçe ve şiveler oluşmuştur ki Kürtçe ve farsça da Hintçe koluna bağlı bir lehçelerdir. Çingenler Batıya doğru göç sırasında Avrupa ülkelerinin dillerine de bir çok yeni sözler katmışlardır ki günümüz Hint Avrupa dillerindeki ortak sözleri oluşturuyorlar. Sanskritçe, Bengalca, Peştunca, Urduca, Farsça ve Kürtçenin oldukça benzeşmeleri göz ardı edilemez.
    4- Kaydedilmiş Çingene aşiretlerin adları Kürt aşiret adlarıyla oldukça benzeşiyorlar.
    Çingene aşiret adları: Klilayi, Goruni, Soran, Kherat, Sur, Cat, Erdel, Kavli, Keraçi, Kadriya, Khani, Bukan.
    Kürt aşiret adları: Kliyayi, Gorani, Sorani, Kherat, Zur, Caf, Erdelan, Kavyani, Kırmanci, Kaderi, Khani, Bukan.
    İran’ın Huzistan bölgesinde yaşayan Araplar Çingenelere Küt derler ne ilginçtir ki Azerbaycan’da da Kürtlere ‘’Küt’’ derler. Pakistan’ın doğusu ve Hindistan batısında kalan geniş bir bölgenin ismi de Küt’dür. Ve bir çok köy, kasaba ve kent ismi ‘küt’ sonekiyle biter.
    Türkçede (İran ve Azerbaycan Türkçesi) Çingeneye Karaçi (Qaraçi) denir ki Keraçi sözünden devşirilmiştir. Horasan’da ise Çingenelere Kırmançi denir.
    Kliyla Hindistan Racistan bölgesinde bulunan bir kenttir. Orda yaşayanlara Kliylai denir. Iran’da Kliyla-i Çingenelerine Kliya-i Kürt’ü denir. Ve her iki grup da Hint-Farsça dili konuşuyorlar.
    Kherat Hintistan’ın ‘’Uttar Pradeş’’ eyaletinde bir kentin adıdır. Sınandeç ve Kirmanşah’ta bulunan Kherat Aşireti kendilerini Çingene olarak tanımlıyorlar. Merduh Kürdistani’nin yazdığı ‘Tarih-i Merduh’ kitabında Kherat aşireti bir Kürt aşireti olarak geçer. Bu da Kürtlerin kendileri için de ‘Kürt’ ve ‘Çingene’ sözlerinin aynı anlam taşıdığını göstermektedir. Aslında Çingenelerin de göçebe hayatı yaşadıkları için aynı kategoride sınıflandırılmışlardır.
    Loristan eyaletinde (İran’da bir eyalet) Sur adında bir Çingene aşireti yaşamaktadır ve ne ilginçtir ki Irak’ın Süleymaniye eyaletinde Zur adında bir kasabada Zur Kürt aşireti yaşamaktadır ve dil, geyim kuşam ve genel kültür olarak hemen hemen Loristan eyaletinde yaşayan Sur Çingeneleriyle aynıdır.
    Gorun: Hindistan yönetimindeki Keşmir eyaletinde bir kentin adıdır Goruni (Gorunlu) burada yaşayanlara denir. Goruni aşiretinin bir kolu İran’ın batısına yerleşmiş ve günümüzde onlara Gorani Kürtleri denir. İlginçtir Yezd Zerdüştileri de kendi dillerini ‘Goruni’ adlandırıyorlar. Horremabad’daki (İran’da bir eyalet) bir Çingene topluluğu da kendi dillerini halen ‘Goruni’ diye adlandırıyorlar.
    Hintistan’ın Maharaştra eyaletinde Erde adında kentin sakinlerine Erdelani denir. Ne tesaduftur ki Erdelani Hint Çingenelerinden İran’ın batısı ve Irak’ın kuzeyine göçmüşlerdir ve günümüzde bu bölgelerde yaşayan Erdelani Kürt aşireti de var. Ayrıca Çahar-Mahal-e Bahtiyari eyaletinde (İran’da) adını Hindistan’dan gelen Çingenelerden almış Erdel adında bir kasaba vardır.
    Khani (Hani): Pakistan’a yakın Hindistan’ın Himaçalpradeş eyaletinde yaşayan kalabalık bir aşiretin adıdır. Hindistan’da bu eyalette yaşayanlara resmi olarak Ariyayi denir. Ayrıca, bir azınlık topluluk olarak da Pakistan’da yaşamaktadırlar. Khaniler Irak’ın kuzeyine yerleşip, sonraları da Türkiye’ye göçmüşlerdir.
    Cat: Hindistan’ın kuzeyine yayılmış kalabalık bir aşiretin adıdır. ‘Ztd’ (peltek z harfi ile okunur) da bu aşirete mensup bir alt kolun adıdır. Cat Çingeneleri Irak’ın kuzeyine göçmüş ve oraya yerleşmişler. Muhammed Rıza Şah döneminde kimi Cat Çingeneleri Irak’tan göçerek İran’ın Kirmanşah eyaletine yerleştiler. İran’da bunlara Caf Kürtleri de denilmektedir. Ztd adında bir aşiret de İlam eyaletinde yaşamaktalar.
    Bukan: Hindistan’ın Pencap eyaletinde yaşayan kalabalık bir aşirettir. Aynı adla Afganistan’ın güneyinde de bir topluluk yaşamaktadır. Sanskritçede ‘Bukan’ sözü ‘toz-duman’ anlamına gelir. Bu aşirete mensup bir çok kişi ‘bukan-i’ soyadında önek ya da sonek gibi kullanır. Bukan Çingeneleri Batı Azerbaycan eyaletinin güneyinde bulunan kasabaya göçerek Bukan ismini de o kente vermişlerdir.
    Kürtlerden bazıları Çingene geçmişlerini gizleyip kendilerini yerel unsur göstermek için, kurnazlıkla aşiret adlarını uydurarak Hintçe şeklini değiştiremeye çalışıyorlar. Örneğin Soğukbulak’a/Savcıbulag (Rıza şah döneminde Mahabad olarak değişildi) yerleşen Çingene aşiretlerinden biri Kadriya aşiretidir. Sanskritçede koyun anlamına gelir. Ancak Kadriya kurnazlıkla Kaderi olarak değiştirilmiştir. Kadriya aşireti hala büyük nüfus olarak Hindistan’ın kuzeyinde yaşamaktalar.
    Soran: Hindistan’ın Urisay eyaletinde bir kentin adıdır. Bu kentlilere Sorani denir. Göçebe Sorani Çingeneleri Irak’ın kuzeyine yerleşmiş ve sonraları da İran ve Suriye’ye göçmüşlerdir. Suriye ve Irak’ta ‘Soran’ adı taşıyan ve Sorani Çingenelerin yoğun olarak yaşadıkları kasabalar var.
    Dikkat ederseniz Kürt aşiret adlarının tamamı Hint kentlerinin adlarından alıntıdır. Çünkü onlar o bölgelerden Ortadoğu’ya göçmüşlerdir. Bu bir ya da iki isim olsaydı bunu tesadüf ya da şans hesap etmek olurdu. Ancak bu sözlerin hepsinin Hintçe olması ve bunca benzerlik taşıması tesadüf ya da şans olmaz.
    5- Çingeneler arasında şiddet ve suç işleme oranı yüksektir. O kadar ki kimi ülkeler Çingeneleri uzun yıllar misafir etmelerine rağmen onlardan kurtulmak için yurtdışı etmeye bile kalkışıyorlar. Ne yazık ki şiddet ve suç işleme oranı Kürtlerin arasında da oldukça yüksektir. Örneğin: İran Adli Tıp kurumunun raporuna göre üçyüzbin nüfusu olan Sınandec kentinde kendini yakan ya da intihar eden Kürt kadın sayısı ondört milyonluk Tahran’da intihar eden kadın sayısından daha yüksekmiş.
    6- Kürt sofu ya da dervişlerin yaptıkları ayinlerde sergiledikleri sahneler Hindistan’daki Murtazların sergiledikleri sahnelere çok benziyor. Kılıç ya da şiş gibi aletleri vücudun bir tarafından sokup diğer tarafından çıkarmak, kafaya çivi ya da çakı çakmak sonra da hiç bir şey olamaması ve benzeri gösteriler her iki grupta da aynıdır. Bu çeşit gösterileri Kürtler Hindistan’dan getirmişlerdir.
    Çingenelerin İran’a göçü Sasani şahı Behram-ı Gur zamanı başlamıştır ve ilk başta onları daha çok çalgıcılık ve dansçılık için getirtmişlerdir. Önceleri Sasanilerin başkentinin bulunduğu Irak’ın kuzeyine ve oradan da her tarafa yayılmışlardır. Bu göç Emeviler dönemine kadar süre gelir. Ancak Emeviler döneminde daha yoğun bir göç yaşanır.
    Hamdullah Mustufi Tarih-i Güzide kitabında şöyle der: “Behram zamanında çalgıcılık işi iyi gider ve fiyatları yükselir. Öyle ki, bir çalgıcı gününü yüz dirheme (o günün para birimi) çalışmaya razı olmuyormuş. Bunun üzerine Behram Hindistan’dan iki bin kişilik Çingeneyi çalgıcılık için getirtir. İran’da o topluluğun soyundan gelenler halen çalgıcılık yapmaktalar.”
    Hamza İsfahani de aynı hikayeyi kendi kitabında anlatırken sayıyı on iki bin olarak vermektedir.
    Firdevsi Şehnamesinde bu olayı Behram Gur zamanında Hindistan’dan göçen on iki bin Çingene olarak anlatır.
    İmad Tohidi Çingenelerin (Kürtlerin) Irak’ın kuzeyine göçüyle ilgili şöyle yazmaktadır: “Çingeneler Emevi halifesi Velid ibn-i Abdulmelik zamanında Hindistan’dan İran ve Beynunnahreyn’e (Mezopotamya’ya) geldiler. Bu Çingeneler Aşağı Sint ırmağının etrafından Fırat ve Dicle etrafına geldiler ve yerleşince hırsızlık, eşkiyalık ve cinayet işlemeye başladılar. Bağdat ve Basra’ya giden yolları kapadılar, dolayisıyla gıda fiyatları yükseldi ve halk zor durumda kaldı.”
    Tarihi kaynaklar dikkate alındığında şu sonuca varmak mümkündür: Sasaniler döneminden itibaren ve hatta İslam sonrası Irak’ın kuzeyi, göçebe Çingenelerin en önemli hedefi olmuştur. Behram Gur zamanında sayıları on iki bini buluyormuş ve son-raları çoğalmışlardır. İslam sonrası Velid ibn-i Abdulmelik zamanında yine bu aşiretler büyük gruplar halinde Hindistan’dan Irak’ın kuzeyine yerleşmiş ve kalabalık nüfus oluşturmuşlardır.
    Cihangoşay-i Naderi kitabında; Nadir şah Afşar’ın Hint kökenli Çingeneleri (Kürtleri) müzisyenlik yapsınlar diye Horasan’a getirttiği anlatılmaktadır.
    Merduh Kürdistani’nin yazdığı ‘Tarih-i Merduh’ kitabında şöyle der: “Kürt hanı Süleymaniye eyaletine yerleşen Caf ve Selas aşiretlerine (iki Kürt aşireti, ki sonraları İran’a göçmüşler) hırsızlık yaptıkları ve hayvanları için kullandıkları meraların vergisini ödemediklerinden dolayı çok kızgındı.”
    Sanskritçede onurlu, şerif insana ‘ariya’ denir. Farslar ve Kürtler de kendilerinin ariya ırkından olduğunu söylerler. Bu kendisi bile onların İran coğrafyasına sonradan göç ettiklerine dair bir kanıttır.
    Yukarıdaki anlatılan konular şu sonucu kanıtlamaktadır; Kürtler Hindistan’dan göçen Çingenelerle aynılar, Sasani zamanı ve Emevi halifeleri döneminde Irak’ın kuzeyine göçmüşlerdir. Sonraları nüfus çoğalması sonucu etrafa yayılmışlardır. Nadir şah Afşar zamanında da Keraçi Çingenelerinden (Kırmançi Kürtleri) kalabalık bir nüfus Horasan’a yerleşmişlerdir.
    Tüm tarih kitaplarında çoğu Çingene erkeklerinin demircilikle uğraştığını yazar ve bu onların tek bildikleri zanaat olarak anlatılır. Sasani şahına baş kaldıran ve Drefş-i Kaviyani bayrağı taşıyan Demirci Kave (Kavlı demirci) adlı kişinin de Hint kökenli bir Çingene olması çok ilginçtir!
    Göçebe Çingeneler (Kürtler) Sasaniler ve Emeviler dönemlerinde çalgıcılık ve dansçılık yapsınlar diye Irak’ın kuzeyine getirildikten sonra nüfuslarının çoğalmasıyla o devletlere karşı başkaldırmışlardır. İran’a göçen Çingenelerin göçü İslam’dan sonra da devam etmiş ve Nadir şah Afşar döneminde çoğalmıştır.
    Hintçede ‘kaka’ ‘amca’ demektir ve bu söz Kürtçede aynı anlamda sıkça kullanılmaktadır. Şiraz bölgesindeki Çingeneler bu sözü ‘kaku’ olarak kullanırlar.
    Kürtlerin Hint kökenli Çingeneler olduklarını ispatıyla ilgili o kadar kaynak vardır ki bunu uluslararası topluma da kolaylıkla kanıtlamak mümkündür ve Kürtlerin Türk topraklarına olan hayali iddialarının çürüklüğü ortaya çıkarmak oldukça kolaydır. Ancak sürekli yanıtsız kalan bir soru var: Hindistan’ın uzun süre İngiltere’nin sömürüsü olmasına rağmen ve İngiliz devlet adamları Hint aşiretlerinin tamamını pek iyi bilmelerine rağmen NEDEN KÜRTLERİN HİNT KÖKENLİ OLDUĞU GERÇEĞİNİ HİÇ BİR ZAMAN SÖYLEMEZLER?!

    ERSALAN QAŞQAYİ

    https://photos.app.goo.gl/mfFdYLKOcZxBAjcu1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close

Adblock Detected

Please consider supporting us by disabling your ad blocker