İtalya’da Etrüsklerin Hakimiyeti

0
399

Geçen yüzyılın basında ekseri bilginler Etrüsklerin M.Ö. 8 inci asırda tarih sahnesine çıktıklarına, kendilerinin o sırada birdenbire yoktan var olduklarına inanıyorlardı. Bu sebeple, İtalya’nın Bologna şehrinin yakınındaki Villanova kasabasında yapılan kazılarda Etrüsklerin  medeniyet eserlerine pek benzeyen, fakat M.Ö. 8 inci asırdan daha öncesine ait eşya bulununca bilginler pek sasırdılar. Bulunan sanat eserlerini meydana getirenlere bir hüviyet ve isim verilememesi yüzünden, kendileri için “Villanovian” adı münasip görüldü. Bir müddet sonra, daha da önceki devire ait esya meydana çıkınca bunların sahibi “Protovillanovien” oldu. Bu acayip adlı milletler hakkında pek çok yazılar yazıldı, eserler yayınlandı. Bugün artık bilginlerin çoğu Villanovien’lerin de, Protovillanovien’lerin de,Etrüsklerden baskaşı olmadığı kanaatindedir. Böylece, İtalya’da, Etrüsklerin geçmisi M.Ö.Onuncu ve hattâ Onüçüncü yüzyıla kadar çıkmaktadır. Hiç bir bilgin’in inkâr edemeyeceği tarihî bir gerçek varsa, o da M.Ö. 8 inci asrın basında İtalya’da güçlü bir Etrüsk devletinin mevcut olduğudur. Meshur Romalı tarihçi Titus Livius Etrüsklerin siyasî kudreti hakkında söyle der “Etrüsk devletinin kuvveti o kadar büyüktü ki, san ve söhreti Alp dağlarından Messina boğazına kadar, kara ve denizleri sarmıştı”. Ünlü Romalı hatip Caton ise: “Bütün İtalya Etrüsklerin egemenliği altında idi” der. Tabiîdir ki, her iki yazar bu sözleri Etrüsk hâkimiyetinin zirvesinde bulunduğu devir için söylemişlerdir. Bu devirde, yani M.Ö. sekizinci ve yedinci yüzyıllarda 9, Arno ile Tiber nehirleri arasında bulunan Merkezî Etruria’dan başka, Etrüskler İtalya yarımadasının  kuzeyindeki Po nehri vadisini de ele geçirmişler, güneyde ise, Yunan kolonilerine komşu olan toprakların çoğunu fethederek, Kapua şehrine kadar uzanmışlardı. Gerçekte Kapua’yı bir serhat şehri, yani Etruria’nın güneydeki kapısı olmak üzere, kendileri kurmuşlardı.Milâttan önceki yedinci ve altıncı yüzyıllar Etrüsklerin deniz gücü bakımından da, en kuvvetli oldukları devirdir. Bu devirde Etrüskler Akdeniz’in Batı kısmına tamamen hâkimdir. Ancak müttefikleri Kartacalılara Sardenya’nın bazı sahillerini işgal etmeye müsaade  etmektedirler. Korsika adası Etrüsk egemenliği altındadır. Etrüsk resmî donanması kadar, Etrüsk korsanları da, Yunanlı denizcileri dehset içinde yasatmaktadır. Bu duruma tepki gösteren Yunanlılar (Foçalılar) Etrüskler tarafından M.Ö. 535 de, Aleria’da ağır bir yenilgiye uğratılıyor.
Etrüsklerin siyasetçe kudretli oldukları devirde, Kuzey, Orta ve Güney Etruria’yı teşkil eden bölgelerin esaslı bir merkezî sisteme bağlı oldukları anlasılıyor. Baslangıçta, her birinin birer kabilenin yaşama alanı olduğu tahmin olunan bu bölgeler, zamanla, Yunanistan’da olduğu gibi, birer site-devlet halini almış ve bunun neticesinde Cerveteri, Vulci, Volsinii gibi gelişmiş şehirler meydana gelmiştir. Bazı etrüskologlara göre10 bu devirde Roma da, Etrüskler tarafından kurulmus bir Etrüsk şehri idi. Efsane der ki, Romulus M.Ö. 743 de Roma’yı kurduktan sonra, şehri iskân etmek için ırk ve sınıf ayırımı yapmadan şehre vatandas kabul edeceği ilân etmis, fakat Roma  vatandaşlığına talip olanları da önce “asylum” (asul) adını verdiği bir sahada karantinaya tabi tutulmuştur. Böylece sehre Etrüsk olmayan bir çok unsurlar dolmustur. Fakat anlaşıldığına göre Etrüskler, kendilerini kurucu ve soylu sayarak ayrı mahallede oturmuşlardır. Çünkü imparatorluk devrinde bile, Roma’nın göbeğinde Vicus Tuscus”, yani Etrüsk mahallesi diye bir bölge mevcuttu. Roma’ya gelip yerlesen ve ekserisi bekâr olan yeni vatandaşların aile kurabilmeleri için, Romulus kestirme bir çare düşünerek, en yakın komşsu kavim olan Sabinler nezdinde toptan kız kaçırma olayı tertip eder. Bunun üzerine Sabin babalar ve ağabeyiler Romalılara savaş açarlar. Ancak, Romalı kocalarını beğenmiş olan Sabin kızların araya girmesi üzerine savaş durdurulur ve anlaşma yapılır ve hattâ bir nevi siyasî birleşme olur.Roman’nın ilk kralı olan Romulus, genç yasta, bir fırtına esnasında kaybolur. Efsaneye göre göğe yükselip ilâhlaşıır. Fakat bir rivayete göre de, Đhtiyarlar Meclisi (Senato)  üyelerinden bir grup kendisini öldürüp, cesedini yok etmistir. İnsanın ister istemez aklına gelen şudur ki, olay bir soy mücadelesi neticesidir ve muhtemelen Lâtinlerin intikamı eseridir. Romalı tarihçilere göre, Romanın Romulus’den sonraki krallarından bazıları Etrüsk, bazıları Lâtin idi. Ancak bunlardan önemli isler başarmış ve Roma’nın hayatına yenilikler getirmiş olan Lâtin gösterilmesi bilhassa dikkati çekmektedir. Meselâ, Roma’da askerî ve idarî alanda büyük reformlar yapan ve bugün bile bir kısmı ortada duran meşhur Roma surlarını yaptıran Servius Tullius, Romalı tarihçilere dayanılarak, Sabin, yani Lâtin zannedilirdi. Zamanımızda bulunmuş vesikalar kendisinin Etrüsk olduğunu ispat etmiştir. Ayni şekilde, Roma’da Etrüsk dinini yerleştiren ve kökleştiren dindar kral Numa Pompilius’un Etrüsk olmaması düşünülemez. Halbuki o da, Romalı tarihçilerin iddiasına göre,

bir Lâtin idi. Bugün bir çok etrüskologlar Roma’nın kurulusundan sonraki kralların hepsinin Etrüsk olmuş olduğunu düşünüyor ve Roma’nın krallık devrini Etrüsk devri diye niteliyorlar. Roma’nın krallık devri M.Ö. 509 yılına kadar devam eder ve söyle nihayet bulur.İtalya yarımadasının güneyinde bulunan ve Etrüsklerin siyasî kudretini çekemeyen Yunan siteleri, Etrüsk devletini yıkmak için en iyi çarenin, en güçlü Etrüsk sitesi olan Roma’da karışıklık çıkarmak olacağını düşünürler. Etrüsk olmayan ahalinin gittikçe çoğaldığı bu siteye tüccar kılığında ajanlar göndererek, gerek halk, gerek asilzadeler arasında, Etrüsk kralı ve büyükleri aleyhinde propaganda yapmaya, halkı kışkırtmaya ve isyana teşvik etmeye başlarlar. Kral ailesi hakkında çeşitli yalan ve iftiralar uydurarak, krala da “Mağrur Tarhan” adı takılarak, bu tabirin halk arasında yayılmasına dikkat ederler. Böylece zemin hazırlandıktan sonra, halkı ayaklandırabilecek vesileyi yaratmak için, kralın yetişkin oğullarından birini kullanmayı uygun görürler. Prense, genç ve güzel bir kadını önce yarı çıplak gösterdikten ve onunla yalnız kalmasını temin ettikten sonra, kadının namusuna tecavüz edildi diye sokak sokak bağırarak, halkı ayaklandırırlar.Kral, hayatını kurtarmak için, ailesiyle birlikte Roma’yı terk eder ve idare Etrüsk olmayanların eline geçer. Roma tarihçileri bu olayı demokrasi ruhunun istibdada karsı zaferi şeklinde göstermek istemişlerse de, aslında bunun Lâtinlerin Etrüsklere bas kaldırması, yani bir soy tepkisi niteliğinde olmuş olduğunda süphe yoktur. Ayrıca, Romalı tarihiler komplo’nun sırf bir millî tepki zannedilebilmesi için, işin içindeki Yunan parmağını daima gizlemişlerdir. Bu sebeple bugün bunu pek az tarihçi bilir ve zikreder.8

Bu konuda, tarihin babası sayılan Herodot’un, her Etrüskoloji eserinde zikredilmesi âdet olan satırları sunlardır:“…Manes’in oğlu Atys’in krallığı zamanında Lydia’da çok korkunç bir açlık hüküm sürmüstü… Kral halkı iki gruba ayırmış ve kur’a ile, bir grub kalıp öteki grubun göç etmesini kararlaştırmıstı. Lydia’da kalanlara kendi, göç edenlere de oğlu Tyrrhenos kumanda edecekti. Kur’a çekildikten sonra bir kısım Lydialılar İzmir kıyılarına gittiler ve orada gemiler inşa ederek hayatlarını kazanmak için bir yurt bulmak üzere denize açıldılar. Bir çok ülkeden geçtikten sonra, İtalya’nın kuzeyindeki Umbriya bölgesine geldiler ve buraya yerleştiler…” (Herodot,Perihan Kuturman tercümesi, Hürriyet İstanbul 1973, s. 43).9 Etrüsk sanatının gelişmesi bakımından, bilhassa altıncı yüzyıl mühimdir.

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here