Osmanlıda İstanbul Gözlemevinin Yıkılması

0
233

İstanbul Gözlemevi’nde oldukça başarılı çalışmalar yapılmasına karşın, Osmanlılar’da yeni bir çığır açılamadı. Çünkü, İstanbul Gözlemevi’nin ömrü kısa sürmüştü. Gözlemevinin kurulmasına öncülük etmiş olan, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ve Hoca Saadettin Efendi’nin, padişah katında öneminin artmasını çekemeyenler, gözlem evini ona karşı kullanmak istediler. Başta, Kadızâde adıyla anılan devrin Şeyhülislâmı Ahmed Şemseddin (ölm. 1580) olmak üzere bazı ileri gelen devlet adamlarının istedikleri fırsat, 1577 yılında ellerine geçti. 1577’nin Kasım ayında, İstanbul’da bir kuyruklu yıldızı gözlemlenmişti. Takîyüddîn kuyruklu yıldız gözlemi vesilesiyle Sultan Murad’a ait kehanetlerde bulunmuş ve bu olayı iyi haberler müjdeleyicisi olarak yorumlayarak İranlılara karşı Türk kuvvetlerinin başarılı olacağını söylemiştir. Ancak, bu gözlemin ardından, 1578’de İstanbul’da bir veba salgını baş göstermişti. Böylece gözlemevine karşı oluşmuş olan karşıt tavır artmaya başlamış ve saraydakiler bu fırsattan yararlanarak, gözlemevinin kurulduğu her yerde felâketlerin birbirini kovaladığını, Uluğ Bey’in öldürülmesini de örnek göstererek, kanıtlamaya çalıştılar. Şeyhülislâm padişaha bir fetva vererek, gözlem yapmanın uğursuz, göklerin sırlarını öğrenmeye cüret edenin âkıbetinin malum olduğunu ve eğer bir memlekette zîc hazırlanacak olursa o memleket bayındır iken harap ve devletin binalarının deprem ile toprak olacağını bildirmiştir.

Bunun üzerine Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’ya bir Hatt-ı Hümayun gönderildi. Bir İtalyan devşirmesi olan Kılıç Ali Paşa, 22 ocak 1580 Perşembe günü, denizden açtırdığı top ateşiyle gözlemevini tüm âletleriyle birlikte yerle bir ettirdi. Takîyüddîn, büyük bir olasılıkla Hoca Saadettin Efendi sayesinde hayatını kurtarmış, iki sene sonra da vefat etmiştir.

Bu pozitif bilim yuvasının yıkılması Türk bilimine indirilmiş çok büyük bir darbe olmuştur.

Ali Kuşçu ve onu takip eden Mîrim Çelebi gibi kuramsal gök bilimcilerden sonra, önemli bir kuramsal gök bilimi eseri ortaya koyamayan Osmanlı gök bilimi, bu olaydan sonra, gözlemsel gök biliminde de yüzyıllar sürecek bir duraklama dönemine girmiştir. 16. Yüzyılın sonundaki bu hazin olaydan olumsuz etkilenen Osmanlı bilim adamları, matematiksel bilimler alanında Cumhuriyet dönemine gelinceye kadar, uluslararası bilimsel değeri olan özgün eserler ortaya koyamamıştır. Bu olayın ülkemizde ve hatta İslâm ülkelerindeki etkisi günümüze kadar sürmüş, bilimsel ve teknolojik alanlarda ileri bir düzeye erişilememesinde önemli bir etken olmuştur.

Kaynak: Gök Biliminde Türk-İslam Bilginleri s173

Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışması yayımlandı. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da. Röportaj için buraya tıklayın. Kitabı imzalı satın almak için buraya tıklayın.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here